Beyefendi demek varken, “dayı”, hanımefendi demek varken “yenge” demek tuhaf değil mi?,
Nezaket erozyonu yaşıyoruz.
Üzücü, rahatsız edici ve sinir bozucu.
‘SİZ’ hitabı neredeyse tarih oldu, ‘SEN’ hitabı dillere pelesenk!…
*
Toplumdaki hitap biçimleri, yalnızca kelimelerden ibaret değildir; bir toplumun nezaket anlayışını, kurumsal kültürünü ve insanlar arasındaki mesafeyi yansıtır. Son yıllarda günlük yaşamda giderek yaygınlaşan "amca", "dayı", "abi", "abla", "yenge” gibi hitaplar, sıcaklık ve samimiyet amacı taşısa da her zaman doğru bir iletişim biçimi oluşturmayabilir. Daha dikkat çekici olan ise bu dilin kamu kurumlarında da yaygınlaşmaya başlamasıdır.
Bir toplumu ayakta tutan unsurların başında gelen olgu saygıdır. Saygı ise çoğu zaman kullandığımız dilde kendini gösterir. Bir insana nasıl hitap ettiğimiz, ona verdiğimiz değerin ve bulunduğumuz ortamın ciddiyetinin de bir göstergesidir.
Son yıllarda günlük hayatta "amca", "dayı", "abi", "abla", "yenge" gibi hitapların olağanüstü yaygınlaştığı görülmektedir. Elbette aile içinde veya yakın dostlar arasında bu ifadelerin kullanılması doğaldır. Ancak tanımadığımız insanlara bu şekilde seslenmek, zamanla toplumdaki resmiyet ve nezaket ölçülerinin zayıflamasına neden olmaktadır.
Daha da düşündürücü olan, bu anlayışın kamu kurumlarına kadar taşınmış olmasıdır. Vatandaş, devlet dairesine hizmet almaya gider; aile ortamına değil. Memurun vatandaşa "amca", "dayı" ya da "abi" diye hitap etmesi, ilk bakışta samimi görünse de kurumsal tarafsızlık ve ciddiyet açısından doğru bir yaklaşım değildir. Aynı şekilde vatandaşın da kamu görevlilerine sürekli "abi" veya "abla" diye seslenmesi, kurum kültürünü zedeleyebilmektedir. Oysa Türkçemizde hem saygılı hem de sıcak bir iletişim kurmayı sağlayan çok güzel hitaplar vardır. "Beyefendi", "Hanımefendi", "Sayın", "Efendim" ve en önemlisi "siz" zamiri, karşımızdaki kişiye değer verdiğimizi gösteren köklü ifadelerimizdir.
Ne yazık ki günümüzde "siz" demek yerine doğrudan "sen" denilmesi de yaygınlaşmaktadır. Oysa "siz" kelimesi yalnızca bir zamir değildir; karşımızdaki kişinin kişiliğine ve sınırlarına duyulan saygının ifadesidir. Özellikle ilk karşılaşmalarda, resmi ortamlarda ve kamu hizmetlerinde bu dilin korunması gerekir.
Toplumlar, büyük değişimleri küçük ayrıntılarla yaşarlar. Hitap şekilleri de bu ayrıntılardan biridir. Bugün kullandığımız kelimeler, yarının toplumsal kültürünü oluşturacaktır. Samimiyet ile saygıyı birbirine karıştırmamak gerekir. Gerçek nezaket, mesafeyi koruyarak da sıcak olabilmektir.
Kamu kurumları bu konuda topluma örnek olmalıdır. Devletin dili ciddiyet, tarafsızlık ve nezaket taşımalıdır. Vatandaşlar da birbirlerine hitap ederken daha özenli davranmalı; "siz" demeyi, "beyefendi", "hanımefendi" gibi saygı ifade eden kelimeleri yeniden günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası hâline getirmelidir.
Kamu kurum yöneticilerinden rica ediyorum;
Çünkü saygı, önce kelimelerde başlar. Kelimelerin değerini kaybettiği yerde, zamanla ilişkilerin de değeri azalır.
Şunu da unutmayalım; ‘aman geç bunları, herkes öyle konuşuyor’ diyerek saygısızlığa kılıf uydurmak abesle iştigalden başka bir şey değildir.
Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…