Tarihi kaynaklarda Malatya'nın tanınmış velilerindendir diye geçse de Malatya’nın Meclis-i Mebusan’a gönderdiği önemli bir siyasi kişiliktir.

Şehrin köklü ailelerinden Kirişçizade Mustafa Efendinin oğlu olarak Hicri 1278 yılında (1862) Malatya’da dünyaya geldi.

Malatya Hacı Yusuf medresesi okudu. Sonra eğitimini tamamlamak için İstanbul’a gitti. Ayrıca Malatya ulemasından Hacı Süleyman efendiden icazet aldı. (H 1326) 1910 yılın da resmen Malatya müderrisi oldu. 24 Mart 1330 (1912) tarihinde Osmanlı III. Dönem Meclis-i Mebusan’ına seçildi.

Keşşaf Hoca’nın Malatya’daki Milli Mücadele hareketleriyle ilişkisi, sadece dini bir zat olmanın ötesine geçmiştir. Bazı tarihî belgelerde onun Malatya Müdafaa‑i Hukuk Cemiyeti içinde aktif yer aldığı, Mustafa Kemal Paşa ve milli mücadeleye destek veren yazışma ve telgraflarda adı geçtiği ifade edilir.

Bu bakımdan, dönemin siyasi ve sosyal mücadelelerinde yerel halkı motive eden önemli figürlerden biri olarak kabul edilir.

Malatya için mebus arkadaşı Haşim Efendi ile birlikte güzel bir çalışma yapmışlardır.

1-8-1916 tarihinde dahiliye nazır-I Alisi Talat Beyfendi hazretlerine (İçişleri Bakanı) uzun bir telgraf çekerek Elaziz vilayetinden ayrılıp müstakil bir vilayet olması için kalbi kırık halkımıza bir müjde vermenizi beklemekteyiz diyerek Malatya halkının büyük beklentisini bildirdiler...

Ama...Ne yazık ki yine “kalbi kırık halkımıza müjde” verilemedi.

Cumhuriyet kurulunca, 1926 Malatya lisesinde öğretmeniliğe başladı.

Halk arasında büyük bir manevi nüfusa sahip olan Keşşaf Efendi, Ali Galip olayında Hacı Bedir ağaya gönderilen nasihat heyetine de başkanlık etti.

Keşşaf Hoca Efendi ile ilgili bir çok rivayet anlatılmaktadır: "Keşşaf hocanın gençlik yıllarında Divriği'de çok sayıda âlim bulun­maktadır. Keşşaf Hoca'nın yolu bir gün bu ilçeye düşer. Kaldığı yerde ulema kisvesi değiştirerek medreselerden birisine gider. Bir köşede dersi takip etmeye başlar. Dersin hocası Muhyiddin-i Arabî Hazretleri'ne atıp tutmaya başlayınca, çok sinirlenen Keşşaf Hoca, eline geçirdiği bir nalını fırlatarak hocanın kafası­nı yarar. Sonra talebelerinin şaşkın bakışları arasında ayağa kalkıp: "Sen o büyük zatın aleyhinde konuşursan, onun bir kölesi gelip işte böyle kafanı kırar" der. Sonra da dışarı çıkar. Arkasından koşanlar onu yakalayamazlar. Hoca Efendi ise yakında bulu­nan Müftülük binasına doğru gitmektedir. Arkasından gelenlerle birlikte binaya girer. Kütüphaneden çekip çıkardığı bir kitabın sayfalarını çevirerek bir sayfa­ya parmağını basar: "Okuyun şurayı" der. Orada bulunanlardan biri sesli olarak okuyunca Keşşaf Hoca'nın haklı olduğunu herkes anlar ve ders veren hoca efendi de tevbe eder.

1938 yılında vefat eden Malatya’ya yaptığı hizmetlerden çok menkıbeleriyle anılan önemli bir değerimizi andık sizlere de hatırlattık...

Kuyuönü mezarlığında metfundur…

Mekanı cennet olsun...

Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…