Bazı kapılar kapanırken sadece bir evin kapısı kapanmaz.

Bazen ardımızda bıraktığımız şey birkaç oda, birkaç duvar, bir balkon ya da bir adres değildir. Bazen bir ömrün en güzel yılları kalır o kapının ardında. Biriken anılar, paylaşılan sevinçler, sessizce atlatılan zor günler ve fark etmeden hayatımıza karışan insanlar…

İşte bu yüzden gitmek, hiçbir zaman sadece gitmek değildir.

İnsan yıllarca yaşadığı bir yerden ayrılırken eşyalarını kolilere koyabilir. Kitaplarını raflardan indirebilir. Fotoğraflarını toplayabilir. Ama bir sabah pencereden içeri süzülen güneşi, bahçeden gelen çocuk seslerini, yılların alışkanlığı olmuş selamları hangi kutuya sığdırabilir?

Hayatın en kıymetli tarafı belki de burada saklıdır. Yaşarken sıradan sandığımız anlarda…

Aynı yoldan yüzlerce kez geçmekte, aynı insanlarla karşılaşmakta, her gün tekrar eden küçük ayrıntılarda…

Çünkü insan bir yere ait olduğunu büyük olaylarla değil, küçük alışkanlıklarla hisseder.

Bir komşunun “Günaydın” deyişinde…

Akşam eve dönerken yanan ışıklarda…

Pencereden görünen ağacın her mevsim başka renge bürünüşünde…

Ve yıllar sonra fark eder ki, hayat dediği şey aslında tam da bunlardan ibarettir.

Zaman acımasızdır.

Bir zamanlar hiç bitmeyecek gibi görünen günleri usulca alır ve geçmişe bırakır. Biz fark etmeden çocuklar büyür, dostluklar yıllanır, saçlara aklar düşer. Sonra bir gün gelir, dönüp baktığımızda geride koskoca bir hayat bıraktığımızı görürüz.

İşte o gün insanın içini garip bir hüzün kaplar.

Çünkü özlediği şey bir bina değildir.

Özlediği şey, o binanın içinde yaşayan kendisidir.

Bir zamanlar daha genç olan, daha çok hayal kuran, kaybettiklerinin henüz yanında olduğu, sevdikleriyle aynı günlere uyandığı hâlidir.

Belki de vedaların bu kadar ağır olmasının nedeni budur.

Bir yerden ayrılırken aslında zamandan ayrılırız.

Geri gelmeyeceğini bildiğimiz yıllardan…

Yeniden yaşanmayacak günlerden…

Tekrar kurulamayacak sofralardan…

Ve bir daha aynı duyguyla bakamayacağımız manzaralardan…

Ama yine de her veda biraz umut taşır içinde.

Çünkü hayat, kapanan kapıların ardından da devam eder.

İnsan kalbinin bir köşesinde geçmişi taşırken, diğer köşesinde yeni hikâyelere yer açmayı öğrenir.

Ve yıllar sonra anlarız ki, geride bıraktığımız yerler bizi terk etmemiştir.

Onlar hâlâ bir şarkının içinde, eski bir fotoğrafta, tanıdık bir kokuda, bazen de ansızın gözlerimizi dolduran bir hatırada yaşamaktadır.

Bu yüzden gitmek unutmak değildir.

Gitmek, yaşanmış güzelliklere teşekkür etmektir.

Gitmek, kalbinde yer etmiş insanları ve anıları yanında götürmektir.

Ve bazen son kez dönüp baktığında, gözlerinin önünden geçen şey bir bina değil, koskoca bir hayattır.

Çünkü bazı evlerden taşınırız.

Bazı sokaklardan ayrılırız.

Ama bazı hatıralar vardır ki…

Onlar hiçbir yere gitmez.

Biz nereye gidersek gidelim, kalbimizin en derin yerinde yaşamaya devam eder

İşte geriye kalan budur;

Kalan hatıralar…..