Ahmet Uysal, Murat Sunkar ve Vedat Avcı tarafından kaleme alınan çalışmada, Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) ile Malatya Fay Zonu’nun (MFZ) kesişme noktasında yer alan ilde, son yıllarda yaşanan sismik hareketlilik sayısal haritalar ve istatistiksel modellerle analiz edildi. Araştırmaya göre; 2000 yılından bu yana büyüklüğü 5 ve üzeri olan sarsıntıların frekansındaki belirgin artış, adeta 24 Ocak 2020 Elazığ-Sivrice ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş felaketlerinin ayak sesleri oldu.

Tarihten Günümüze Unutulmayan Yıkımlar: "1893 ve 1779 Depremleri Hatırlatıldı"
İlin tektonik konumu gereği sadece yakın geçmişte değil, tarihsel süreçte de devasa felaketlerle yüzleştiği belirtilen çalışmada, Doğu Anadolu Fayı üzerindeki tarihsel depremlerin ağır bilançosu hatırlatıldı. Makalede tarihsel dönemde yaşanan afet boyutundaki depremlere ilişkin şu ifadelere yer verildi:
"Bölgede tarihsel dönemde afet boyutunda 13 deprem meydana gelmiş olup en yıkıcı olanları 240, 1514, 1779, 1874, 1890, 1893, 1895 yıllarında meydana gelen depremlerdir... DAF’ın Çelikhan-Gölbaşı segmenti üzerinde Malatya’nın güneydoğusunda 3 Mart 1893 yılında meydana gelen 7.1 şiddetindeki depremde 885 kişi hayatını kaybetmiş, 164 kişi yaralanmış, 5.654 bina tamamen yıkılmış ve 4488 bina ise hasar almıştır."
Ayrıca 14 Mart 1779 tarihindeki Malatya depreminin de ilde ve çevre illerde kentsel Dokuyu tamamen yok edecek derecede büyük kayıplara yol açtığı vurgulandı.

500'den Fazla Deprem Tek Tek İncelendi: Riskin Çekim Merkezi Neresi?
Fırat Üniversitesi Geomatik ve Coğrafya bölümlerinden araştırmacıların gerçekleştirdiği çalışmada, bölgede 1900 ile 2024 yılları arasında kaydedilmiş 500’ün üzerindeki M≥4 büyüklüğündeki deprem verisi ve aktif faylar derinlemesine analiz edildi.
Aletsel dönemdeki depremlerin sayısal dökümüne dair makalede şu veriler paylaşıldı:
"Malatya ve çevresinde aletsel dönemde magnitüdü 4-4.9 arasında 474, 5-5.9 arasında 61, 6-6.9 arasında 3, 7 ve üzeri 1 deprem olmak üzere toplam 539 deprem meydana gelmiştir."
Koordinat Bile Verildi
Araştırma ekibinin uyguladığı istatistiksel ve mekânsal analizler (ortalama merkez ve ağırlıklı ortalama merkez hesaplamaları), sismik aktivitenin Malatya kent merkezine ve Yeşilyurt bölgesine son derece yakın bir noktada yoğunlaştığını bilimsel olarak kanıtladı. Depremlerin mekânsal çekim merkezi makalede şöyle tanımlandı:
"Ağırlıklı ortalama merkez ise 38º 10’ kuzey enlemi, 38º 20’ doğu boylamı üzerinde, Yeşilyurt ilçesine yakın Öncü köyüne yakın alanda kalmaktadır. Ağırlıklı ortalama merkezi, mekânsal dağılımın çekim merkezine karşılık gelmektedir. Bu nokta aynı zamanda ortalama merkez noktasının güneyine düşmektedir."

"İki Fay Zonu Büyük Bir Makas Oluşturuyor!"
Görsel analizler ve tampon (Buffer) bölge modellemeleri, ana fay hatlarının 10 kilometrelik etki alanında kalan yerleşim yerlerinin yüksek risk altında olduğunu gösteriyor. Şehrin mevcut yerleşimi ile fay hatları arasındaki tehlikeli ilişki makalede şu net cümlelerle ifade edildi:
"İki fay zonunun il sınırları içerisinde kesişerek büyük bir makas oluşturması ve MFZ’nin ili tam ikiye bölmesi deprem riskinin yüksek olduğu alanların oranını artırmaktadır. Fay hatlarına yakınlık dışında büyük yerleşmelerin kuruluş yerlerinin litolojik ve jeomorfolojik özellikleri deprem riskini belirleyen faktörler olarak ön plana çıkmaktadır."
Araştırmacılara göre, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusundaki Malatya Fayı ilçeleri doğrudan bölerken, kentin hemen güneyinden geçen Yeşilyurt Fayı da doğrudan Malatya şehir merkezini ve doğudaki ilçe merkezlerini yüksek risk çemberinin içerisine alıyor.
"1986 Doğanşehir ve 1964 Aksu Depremleri Önemli Uyarıcılar Oldu"
Çalışmada Malatya'nın yakın sismik geçmişine de mercek tutuldu. 14 Haziran 1964 tarihinde Adıyaman Aksu merkezli 6.0 büyüklüğündeki depremin Malatya'da 8 kişinin ölümüne ve 847 binanın hasar görmesine yol açtığı hatırlatılırken; 1986 Doğanşehir depremlerinin oluşturduğu yıkım şu verilerle aktarıldı:
"1986 yılında, Doğanşehir ilçesinde Sürgü Fayı üzerinde 5 Mayıs (5.8) ve 6 Haziran (5.6) tarihlerinde iki ayrı deprem meydana gelmiştir. İlk depremde 7 kişi hayatını kaybetmiş, 24 kişi yaralanmış ve 824 binada hasar meydana gelmiştir. İkinci depremde ise 1 kişi hayatını kaybetmiş, 20 kişi yaralanmış ve 1174 binada hasar oluşmuştur. Sürgü çevresinde meydana gelen bu depremler Sürgü Barajı’nda da hasara neden olmuştur."

Sivrice Depremi 6 Şubat’ı Nasıl Tetikledi?
Çalışmada, 24 Ocak 2020 tarihinde meydana gelen Elazığ-Sivrice depreminin sıradan bir sarsıntı olmadığı; bölgedeki stres dengesini baştan sona değiştirerek 6 Şubat 2023 felaketine giden süreci doğrudan tetiklediği belirtildi. Pütürge segmentindeki kırılmanın güneydeki fay hatlarına enerji yüklediği makalede şöyle aktarıldı:
"24 Ocak 2020 Elazığ-Sivrice Depremi, Pütürge segmentinin kuzeydoğusunda meydana gelmiş, özellikle güney segmentlerde enerji birikimini arttırmış, Çöşnük-Çardak-Doğanşehir faylarında kırılmalar meydana getirerek 6 Şubat 2023 depremini (7.6) tetiklemiştir... Bu depremde Sivrice-Çevrimtaş köyü arasında kaya düşmesi, heyelan, yanal yayılma gibi deformasyonlar oluşmuştur. Fayın aktivitesine bağlı olarak yüzey deformasyonlarından başka Taşmış (Pütürge) köyü kuzeyinde çermik su kaynağında katı ve gaz çıkışlarında artışlar da yaşanmıştır."
Ekinözü-Elbistan merkezli Mw=7.6 büyüklüğündeki ikinci depremin Malatya'ya yaklaşık 100 kilometre mesafede olması, Çardak ve Doğanşehir fay hatlarında yüzey kırıkları oluşturarak Malatya kent merkezindeki yıkımın ana sebebi oldu.

Odak Derinliği Uyarısı: "Sığ Depremler Yıkım Etkisini Katlıyor"
Depremlerin hiposantr (odak) derinliklerini de inceleyen bilim insanları, Doğu Anadolu Fay Zonu üzerindeki depremlerin büyük oranda 0-15 kilometre arasında, yani oldukça sığ derinliklerde gerçekleştiğine dikkat çekti. Sığ depremlerin yüzeyde yarattığı sarsıntı şiddeti çok daha yüksek olduğu için yapılar üzerindeki yıkıcı etki de katlanıyor. Makalede derinlik analizleri şöyle açıklandı:
"Malatya ve çevresinde aletsel dönemde meydana gelen M≥4 depremlerin hiposantr derinliklerine göre büyük bölümü 0-15 km arasında sığ depremlerden oluşmaktadır. Magnitüdü 6 ve üzeri olan depremlerin odak derinliği ise en fazla 30 km’yi bulmaktadır... DAFZ üzerinde sığ odaklı, MFZ üzerinde derin odaklı depremler meydana gelmektedir."
2025 Yılı Raporundan Hayati Uyarı: Kent Planlaması Değişmeli!
Geomatik Dergisi'nin 2025 yılı 10. cilt 2. sayısında (ss. 218-240) yayımlanan bu makale, sadece geçmişin sismik bilançosunu sunmakla kalmıyor; Malatya'nın gelecekteki imar, yeniden yapılanma ve kentsel dönüşüm stratejilerine yönelik kritik tavsiyeler barındırıyor.

Yüzde 99 Güven Aralığında Sıcak Nokta
Anselin Yerel Moran’s I ve Kernel yoğunluk analizlerine göre ilin güneyi, güneybatısı ile Pütürge-Sivrice hatları "Yüzde 99 güven aralığında sıcak nokta (hot-spot)" olarak tanımlandı. Bilim insanları, araştırmalarını şu uyarılarla noktaladı:
"Fay ve deprem yoğunluğunun yüksek olduğu, depremlerin kümelendiği ve sıcak nokta özelliği gösterdiği sahalar, planlama çalışmalarında odak alanlar olarak kabul edilmelidir. Bu alanlarda kırsal ve kentsel yerleşmelerin kuruluş ve gelişmesinde daha hassas planlama yapılmalıdır. Bu şekilde deprem riski azaltılarak yerleşmelerin dirençliliğini artırmak mümkündür... Bu sonuçlar kentsel dirençlilik ve yüksek deprem riski olan alanların belirlenmesinde depremlerin mekânsal ve yoğunluk analizlerinin düşük maliyetli olduğunu ve kentsel planlama çalışmalarında kullanılmasının önemli olduğunu göstermektedir."
Not: Görseller bahsi edilen makaleden alınmıştır.





