6 Şubat depremlerinin üzerinden geçen 3,5 yılın ardından Malatya’daki konteyner kentlerde hayat, bir yandan eski günlerin izlerini taşırken diğer yandan yeni bir döneme hazırlanıyor. Depremin hemen ardından geçici bir yuva olarak kurulan konteynerler, binlerce vatandaş için uzun süre hayatın merkezi oldu. Kimi burada çocuklarını büyüttü, kimi yeniden düzen kurmaya çalıştı, kimi ise yıllardır teslim edilmesini beklediği evinin hayalini kurdu.

Kalıcı konutların tamamlanmasıyla birlikte konteyner kentlerde artık ayrılık zamanı yaklaşırken, vatandaşların kimi sürecin hızlanmasını kimi ise evine kavuşana kadar kendisine biraz daha süre verilmesini istiyor.

Devlet ve Millet Dayanışmasıyla Atlatılan Zor Günler

Konteyner kentteki yaşamı değerlendiren eğitimci Hikmet Candemir, devletin ve milletin ilk günden itibaren sergilediği dayanışmaya dikkat çekti. Depremin ardından nisan ayında konteyner kente yerleştiklerini aktaran Candemir,

"O zor günlerimizde bizim için bir çıkış kapısı oldu, rahatlatıcı oldu. Devletimizin varlığını, milletimizin fedakarlığını üzerimizde hissettik. 11 vilayete aynı anda ulaşılması ve kolektif çalışılması çok değerli"

diyerek minnettar olduğunu vurguladı.

Bir şehir, bir bakan, bir vefa hikayesi! 6 Şubat’ta başlayan bağ, bugün Malatya’ya nefes oluyor
Bir şehir, bir bakan, bir vefa hikayesi! 6 Şubat’ta başlayan bağ, bugün Malatya’ya nefes oluyor
İçeriği Görüntüle

“Barınma ve Beslenme Konusunda Hiçbir Mağduriyet Yaşamadık”

Konteyner kentte yaklaşık 4 yıldır barınan Muzaffer Ağzıküçük, alanda sunulan olanakları hatırlatarak geçici alanların artık kademeli olarak boşaltılması gerektiğine dikkat çekti. İlk günden bu yana tüm temel ihtiyaçların eksiksiz karşılandığını dile getiren Ağzıküçük,

"Devlet çadırımızı da verdi, yemeğimiz de suyumuz da geldi. Barınma ve beslenme konusunda hiçbir mağduriyet yaşamadık. Biz de 2-3 güne kadar konteynerimizi tamamen boşaltıp çıkacağız"

sözleriyle kendi hazırlıklarını tamamladıklarını aktardı.

“Devlet Elinden Geleni Yaptı”

Sürecin uzamasına ve imkanların suistimal edilmesine tepki gösteren Ağzıküçük,

"Ancak bazı insanlarımız nankörlük yapıyor; 'Evim henüz teslim olmadı' bahanesiyle süreci uzatmaya çalışıyor. Devlet elinden geleni yaptı, artık alanları boşaltıp teslim etmek durumundayız, bunun başka çaresi yok. Herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor"

dedi.

“2 ay için kimse evini kiraya vermiyor”

Konteyner kentlerde yaşayan ve kalıcı konutlarının yapımında son aşamaya gelen vatandaşlar, mağduriyet yaşamamak adına yetkililerden 2 aylık geçici bir müsaade bekliyor.

Evinin yapımında sona gelindiğini belirten Orhan Dursun ise, evinin en fazla 1 aylık işi kaldığını ve yetkililerin kendilerine ayın 15’ine kadar süre tanıdığını söyledi. Dursun,

"Rica ettik, bir iki ay daha kalalım dedik ancak bu ayın 15'ine kadar müsaade ediyorlar. 2 aya kadar kimse ev vermiyor kiraya, şaşırdık kaldık, nasıl edeceğiz bilmiyorum"

sözleriyle yaşadığı sıkıntıyı dile getirerek biraz daha süre verilmesini istedi.

“Gerçek Hak Sahipleri Mağdur Oluyor”

Rönesans Yaşam Kent Konteyner Kent sakini ve özel sektör eğitimcisi Aslı Dursun da süreci suistimal edenler yüzünden gerçek hak sahiplerinin zor durumda kaldığını ifade etti. Dursun,

"Biz başka bir konteyner kentin anahtarını değil, 2 ay sonra kendi evimizin anahtarını almak istiyoruz. Biz Yeşilyurt ilçesinde bu konteyner kentin kalmasını istiyoruz. İkizce çok uzak ve ihtiyaçlarımızı karşılayacak imkan yok. Devletimiz bizi 4 yıldır barındırıyor ama bunu kullanan insanlar var evleri çıkanlar çıkmıyor. Bunun yüzünden gerçek hak sahipleri mağdur oluyor”

diyerek evleri teslim edilene kadar mevcut yerlerinde kalmak istediklerini belirtti.

Muhabir: Betül Yiğit