Cilt kanseri denildiğinde akla ilk olarak benlerdeki belirgin şekil ve renk değişiklikleri gelse de hastalık çok daha sinsi belirtilerle başlayabiliyor. Sıradan bir sivilce, tıraş kesiği ya da egzama sanılan oluşumlar, aslında erken aşamadaki bir tümörün ilk sinyali niteliği taşıyor.
Sıkça gözden kaçan en yaygın işaretlerden biri, haftalar geçmesine karşın iyileşmeyen veya sürekli tekrarlayan yaralar. Kapanıp yeniden açılan, hafif bir temasla kanayan veya durmaksızın kabuk bağlayan cilt bölgeleri dermatolojik kontrol gerektiriyor. Nemlendirici kremlere rağmen geçmeyen, giderek genişleyen kuruluk ve pullanmalar da özellikle yüz, kulak, saçlı deri ile el sırtı gibi güneşe doğrudan maruz kalan alanlarda risk oluşturuyor.
"ÇİRKİN ÖRDEK YAVRUSU" YÖNTEMİYLE KENDİNİZİ İNCELEYİN
Cilt üzerinde beliren inci parlaklığındaki saydam kabarıklıklar, bazal hücreli kanser türünün tipik göstergeleri arasında yer alıyor. Yağ bezesi veya sivilceyle karıştırılan bu yapıların kaybolmaması, büyümesi ya da üzerinde ince kılcal damarların belirmesi muayene gerektiriyor.
Mevcut benlerin takibinde uzmanlar "çirkin ördek yavrusu" yöntemine başvurulmasını tavsiye ediyor. Vücuttaki diğer benlerden renk, boyut, biçim veya doku bakımından belirgin şekilde ayrılan tek bir ben, klasik kanser kriterlerinin tamamını taşımasa dahi riskli kabul ediliyor. Düz bir benin kabarması, tek renkli yapının çok tonlu hale gelmesi, kaşıntı ve ağrı hissi de bu değişimlere eşlik edebiliyor.
Ayda bir kez banyo sonrasında birkaç dakikalık öz muayene yapmak, erken teşhiste hayat kurtarıcı rol oynuyor. Aynadan yararlanarak yüz, gövde, kollar ve bacakların yanı sıra saçlı deri, sırt, ayak tabanı ile parmak aralarının incelenmesi öneriliyor. Şüpheli görülen noktaların tarih belirtilerek fotoğraflanması, zaman içindeki değişimin izlenmesini kolaylaştırıyor.
GÜNEŞ KORUYUCU SÜRERKEN BU BÖLGELERİ UNUTMAYIN
Güneşten korunma alışkanlıklarında sıklıkla ihmal edilen kulaklar, dudaklar, boyun arkası, el sırtları ve ayakların üst kısmı kanser gelişimine açık alanlar oluşturuyor. Düşük melanin miktarına sahip dudaklarda geçmeyen çatlak ve yaralar için koruma faktörlü dudak nemlendiricilerinin kullanılması şart.
Ultraviyole ışınlarının bulutlu havalarda da cilde ulaştığı, su ve kum gibi yüzeylerden yansıyarak etkisini artırdığı biliniyor. Bu nedenle en az 30 faktörlü geniş spektrumlu koruyucuların her gün sürülmesi, iki saatte bir ve yüzme sonrasında tazelenmesi gerekiyor. Koruyucu kremlerin yanı sıra geniş kenarlı şapka ve UV korumalı gözlükler de korunmayı destekliyor.
Gözden kaçan bir diğer bölge ise tırnaklar. Tırnak yatağında veya çevresinde ortaya çıkan nedeni belirsiz koyu renkli çizgiler ile şeritler mantar sanılabiliyor. Darbeyle açıklanamayan ve giderek koyulaşan bu renk değişimlerinin zaman kaybetmeden bir uzmana gösterilmesi gerekiyor. Solaryum gibi yapay bronzlaşma yöntemleri ve manikürde kullanılan yoğun UV lambaları da tırnak ve cilt sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Erken evrede saptanan cilt kanserlerinde tedavi başarısı oldukça yüksek seyrediyor.




