"Ömer iyi çocuktu ama fena bir kusuru vardı; insanlara fazla güveniyordu."

Açık konuşalım: Buradaki mesele güvenenin saflığı değil, güveni satanların kalleşliğidir. Bu hayatta en aşağılık insan tipi, zayıf anında sırtını dayadığı eli, güçlendiği ilk anda ısıran omurgasızdır. İhanet bir hata, bir anlık gaflet veya bir kaza değildir. İhanet, planlı bir karakter müflisliğidir; bile bile yapılmış, tartılmış ve satılmış bir alçaklıktır.

İhanet edenlerin ortak bir kokusu vardır: Menfaat. Yüzünüze karşı kardeşlik tiratları atan, sofranızda ekmeğinizi bölen bu zihniyet, cebine üç kuruşluk bir çıkar koyacağını anladığı an ruhunu pazara çıkarır. Siz onları dost sanırken, onlar sizin sırtınızdaki korumasız noktaların haritasını çıkarır. Karakteri cebindeki bozuk paradan daha değersiz olan bu tipler için sadakat, sadece daha iyi bir teklif gelene kadar sürdürülen ucuz bir tiyatrodur.

Hayata sövmeyi bırakın. Hayat dönek falan değil; hayat sadece maskelerin düşmesi için gereken zamanı sağlar. Asıl dönek; güç kimdeyse onun kapısında paspas olan, çıkarı bittiğinde selamı kesen, hırsı kişiliğini aşmış o ezik figürlerdir. İnsanları seversiniz, açığınızı kapatırlar sanırsınız ama görürsünüz ki ilk fırsatta o açığı size karşı silah olarak kullanırlar. Çıkar uğruna insan satanların ne bir duruşu vardır ne de haysiyeti. Onlar, girdiği kabın şeklini alan ama asla bir ruhu olmayan süprüntülerdir.

Sırtınızdaki bıçak izlerine bakıp kendinizi suçlamayın. Satılmak sizin ucuzluğunuz değil, sizi satanların ederinin olmamasıdır. Bir insanı sattığınızda elinize geçen menfaat ne olursa olsun, günün sonunda aynaya baktığınızda göreceğiniz tek şey bir haysiyet fukarasıdır.