1952 yılında Malatya’nın Tahtalı Minare semtinde bulunan Barutçuoğlu Konağında dünyaya gelen Hikmet Barutçugilin çocukluğu bu konağın bahçesinde kardeşleri ve kuzenleriyle oynayarak geçti.
1973′de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu’nda tekstil eğitimine başladı.
Ebru sanatına başlama hikayesini kendi ağzından dinleyelim;
“Hocam sayın Prof. Emin Barın, bende ebru yapma fikrini 1973 yılında uyandırdığında, bu esrarengiz sanatın çok az kişi tarafından keşfedildiğinin farkına vardım. Önceleri bu işi öğrenmek için bir usta bulmanın gerektiğini düşünmüştüm. Zaten pek az sayıda olan ebru ustalarının ders vermeye zaman ayıramadıklarını, hatta bilgilerini açıklamaya hevesli olmadıklarını anladım. Ustaların esrarlı havası da ayrıca merakımı kamçılıyor, içimdeki ebru aşkını şiddetlendiriyordu. Bunun üzerine ebruyu kendi kendime yapmaya karar verdim ve deneme yanılma yolu ile bu sanatı öğrenmeye çalıştım. Şimdi, bu sanata 27 yılımı verdikten sonra, insanın kendi kendisinin hocası olmasının, deneyle yapmakta serbest oluşunun belirli bir reçeteye bağlı kalmak zorunda olmamak gibi avantajları olduğunu anladım. Bir zaman sonra geleneksel malzemelerin pek çoğunu ve nasıl kullanıldığını öğrendim. Ancak şüphesiz ki ilahî lütûf (ilham) olmadan bu bilgiler yerlerini bulamazdı.”
1977’de Akademi’den tekstil desinatörü olarak mezun olan hemşehrimiz, çalışmalarını ebru üzerine yoğunlaştırdı. 1978-1981 yılları arasında ihtisas için gittiği Londra’da araştırma ve çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Akademik eğitimden aldığı sanat altyapısını gelenekli sanatlarla birleştirerek yepyeni ufuklar açtı. Geleneği geçmişten geldiği gibi yaşatırken, çağdaş yorumları ile ilgi alanını son derece farklı mecralara çekti.
Ebruyu her zaman bir bilim dalı gibi görüp geliştirmeyi hedefleyen sanatçı, bu sanatı yaşatmak için yaşamanın gereğine inandığından, günlük kullanım araçlarından iç mimaride kullanılan malzemelere kadar birçok ürün geliştirdi. Daha önce görülmemiş ebru yöntemleri denedi. Literatüre Barut Ebrusu olarak bilinen ebru türünü bulan kişi olarak geçti.
Türk Ebru Sanatını tanıtmak ve yaymak amacı ile yurtiçi ve yurtdışında (36ülkede, Amerika B.D. Kanada, Almanya, Hollanda, Danimarka, İspanya, Avusturya, İngiltere, Mısır, Tunus, İsveç, Suriye, Ürdün, Pakistan, Hindistan, Bahreyn, İran, Japonya, Bangladeş, Slovakya, Lübnan, İsviçre, Porto Rico, Yunanistan, Bosna Hersek, Fas, Sharjah-BAE, Estonya, S. Arabistan, Umman, Slovenya, Singapur, Lituanya, Avustralya, Kuveyt, Brezilya) 119 kişisel ve 122 karma sergi açtı. 195 kurs ve seminer, 126 konferans ve uygulamalı ebru gösterimi ile 6 sanat terapisi gerçekleştirdi.
Ebru sanatı ile ilgili birçok TV programına katılan, dergilerde röportajları yayınlandı, kongrelere bildiriler verdi. Hikmet Barutçugil’in yayımlanmış birçok mülakat ve makalelerinin yanı sıra “Renklerin Sonsuzluğu”, “Suyun Renklerle Dansı”, “Suyun Rüyası Ebru”, “The Dream of Water”, “Efsun Çiçeği”, “Ebristanbul”, “Siyah Beyaz Ebru”, “O’nun Şefkati”, “Simetri”, “Battaldan Baruta Ebruvan”, “Ebristan’dan Yeşerenler”, “Türklerin Ebru Sanatı”, “Ebrulî Mardin”, “Hikmet Barutcugil Minyatür Kitap”, “Ebrularda Mardin”, “Dostluk Defteri” ve “Traume auf Wasser (Almanca, İngilizce)” “Elif ”(4 Baskı) ) ve “ Ebrunun Mermer Yüzü”, Helsinki Sergi Katalogu, 'Esma-i Hüsna' (Albüm ve katalog olarak, 2 baskı),'Uluslararası Ebru Kongresi katalog, (6 adet), 'Most Beautiful Names(Esma-i Hüsna)' adlı yayınlanmış kırık kitabı bulunmaktadır.
Gelecek yüzyılların sanatçılarına yön ve ilham verecek eserleri bu günden planlamak amacıyla 1830'lu yıllardan kalan tarihi bir konağı Ebru evi haline getirip yaşayan bir “müze galeri”ye dönüştürmüştür.
“Ebristan” İstanbul Ebru Evi’nde halen kâğıt, kumaş, seramik, cam, ahşap gibi malzemeler üzerine ebru çalışmalarına devam etmekte; hat, tezhip, minyatür, cilt gibi diğer geleneksel sanatları da uygulayarak sürdürmektedir.
Medeniyetlerin kültür ve sanat ile oluştuğunu savunan Hikmet Barutçugil, milletlerarası olmak için önce milli olmanın gereğine inanan sanatçıya, sanattan terapiye Ebru alanında yenilik, derinlik ve farklılık içeren, yeni kavramlar üreten, Ebru sanatını gelenekten geleceğe taşıyan çalışmaları nedeniyle, Üsküdar Üniversitesi Senatosu tarafından “Fâhri Doktora” takdimi uygun görülmüştür.
İstanbul'da sanat yaşamını sürdüren hemşehrimize sanatla dolu bir ömür diliyorum...
Bir hemşehrimizi daha andık, sizlere de hatırlattık...
Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…