Babalar Günü geldiğinde, içimde hep aynı boşluk beliriyor.
O günlerde insan biraz daha içine dönüyor. Herkes kendi hikâyesinin sessiz tarafıyla baş başa kalıyor; kimi özlemiyle, kimi yarım kalmış cümleleriyle, kimi de sadece içinde taşıdığı o derin eksiklikle…
Benim hikâyem de öyle.
Babamı kaybedeli uzun yıllar oldu. Ve zaman geçtikçe daha iyi anladım; bazı ayrılıklar sadece “gitmek” değil, biraz da erken gitmektir. İnsan bazen doyamadığını fark eder… yarım kalan anlar, eksik kalan cümleler ve daha söylenmemiş kelimelerle kalır.
Bir de şanslı olanlar vardır; babaları uzun yaşar, büyümelerini, değişimlerini görürler. Hayat onlara daha uzun bir birlikte olma fırsatı verir. Ben hep bunu düşündüm; aynı sevgiyi yaşayan ama farklı sürelerde yaşayan insanlar…
Ben babasının sevgisini hissederek büyüyen şanslı çocuklardan biriydim. Babam sevgisini saklayan bir adam değildi.
Bazen bir sarılmada, bazen başımı okşayan elinde, bazen de hiçbir şey söylemeden gözlerimin içine bakışında hissederdim bunu. “Yanındayım” diyen o güven duygusu onun varlığının en güçlü yanlarından biriydi.
Çocukken insan bazı şeyleri herkes için aynı sanıyor. Sevilmek, düşünülmek, korunmak… Hepsinin doğal olduğunu zannediyorsun.
Seni merak etmesi, sesinden ruh halini anlaması, halini sözsüz fark etmesi, küçük şeyleri bile önemsemesi… Bunların hepsini normal sanıyorsun.
Sonra büyüyorsun.
Ve herkesin aynı şansa sahip olmadığını fark ediyorsun.
İşte o zaman anlıyorsun; bir babanın sevgisini hissederek büyümek, insanın ömrü boyunca taşıdığı görünmez bir güçmüş.
Babam bana insan olmayı değil, bir güven duygusu bıraktı. Düşersem tutacak biri varmış gibi büyüdüm ben.
Şimdi geriye dönüp baktığımda aklımda büyük olaylar değil, küçük anlar kalıyor. “Haber ver” diyen sesi, üzerime bıraktığı küçük şeyler, beni dinlemekten vazgeçmeyişi ve içimdeki değişimi benden önce fark edişi…
Çünkü sevgi çoğu zaman büyük sözlerde değil, küçük ayrıntılarda gizlidir.
Bazı insanlar sevgiyi anlatır, bazıları ise hissettirir. Benim babam hissettirenlerdendi.
Yıllar geçtikçe insan anne babasını daha farklı görmeye başlıyor. Eskiden sadece “babam” dediğim adamın aslında ne kadar çok şey taşıdığını şimdi daha iyi anlıyorum. Yorgunluğunu gizlediğini, bizi üzmemek için sustuğunu, güçlü görünmeye çalıştığını… Ama ne olursa olsun sevgisini hiç eksiltmediğini…
Bugün hâlâ bazı anlarda onu arıyorum. Bir şarkıda, bir kalabalığın içinde, bir cümlenin ortasında…
Ve o anlarda anlıyorum ki bazı yokluklar zamanla azalmaz; sadece insanın içinde şekil değiştirir.
Babalar Günü artık benim için sadece kutlanan bir gün değil. Biraz özlem, biraz teşekkür ve içimde hâlâ yaşayan bir sevginin sessiz hatırlanışı…
Çünkü insan hayatta bir çok şeyi unutuyor ama sevildiğini hissettiği çocukluğu unutmuyor.
Ben babamı en son, bana balkondan el sallarken bıraktım.
O el sallayış hâlâ gözümün önünde, sanki hep ordaymış gibi.
İyi ki benim babamdın. İyi ki sevgisini göstermeyi bilen adamlardan biri oldun. Yokluğun geçmiyor belki ama bıraktığın sevgi hâlâ benimle yaşamaya devam ediyor.
Ve bir kez daha anlıyorum; Baba olmak başka, “BABA” olmak bambaşka bir şey.