Ekonomiden jeopolitiğe, tıptan yapay zekaya kadar her konuda uzmanız! "Fikrim yok" demenin ayıp sayıldığı bu çağda, bilgi derinliğini kaybetti; geriye sadece yüksek sesle konuşan özgüvenli bir cehalet kaldı.
Son zamanlarda çevrenizdeki sohbetlere hiç dışarıdan bir gözle baktınız mı? Masada hangi konu açılırsa açılsın, herkesin söyleyecek kesin, sarsılmaz ve oldukça sert bir fikri var. Merkez bankasının faiz kararından orta doğudaki diplomatik krizlere, yapay zeka algoritmalarından Tıp dünyasındaki en son tedavilere kadar her alanda anında "uzman" kesilen bir toplum haline geldik.
Ekranı biraz kaydırdığımızda ya da bir çay sohbetine oturduğumuzda karşımıza çıkan bu manzara, aslında modern zamanların en sessiz salgınlarından biri: Her şeyin uzmanı olma hastalığı.
Ne ara "Bu konuda yeterli bilgim yok" demek bir zayıflık, bir cehalet göstergesi sayılır oldu? Neden bir konu hakkında fikrimizin olmaması bizi bu kadar rahatsız ediyor? Çağımızın bizi zorladığı bu görünmez "görüş bildirme baskısı", ne yazık ki bilginin derinliğini öldürdü. Artık bir konuyu kavramak, araştırmak ya da üzerine düşünmek için zaman ayırmıyoruz. Birkaç sosyal medya gönderisinden, kulaktan dolma üç cümlelik başlıktan edindiğimiz yüzeysel kulak dolgunluğuyla, ömrünü o işe adamış insanlara ders vermekten çekinmiyoruz.
Girişimci ve bilginlerin yüzyıllar önce tarif ettiği Dunning-Kruger sendromunu, yani "cehaletin getirdiği o cesur özgüveni" bugün her sokak başında, her klavyenin ucunda yaşıyoruz. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, bilmediğini dahi bilmeyen kitleler; yüksek sesle bağırmayı, haklı olmanın tek kriteri sanıyor.
Oysa bilgelik, ne kadar çok şey bildiğinle değil; ne kadar çok şeyi bilmediğini idrak edebilmekle başlar. "Bilmiyorum" diyebilmek, bir eksiklik değil; aksine zihinsel bir olgunluk, muazzam bir özgürlük ve öğrenmeye açılan ilk kapıdır. Her şeyi bilmek zorunda değiliz. Her tartışmaya taraf olmak, her gündeme cümle yetiştirmek, her manşete bir yorum fırlatmak zorunda hiç değiliz.
Bugün kendimize ve çevremize yapabileceğimiz en büyük iyilik, o büyülü ve asil cümleyi dilimize yeniden kazandırmaktır. Birisi size bilmediğiniz bir alandan soru sorduğunda göğsünüzü gere gere şunu söyleyin: "Bilmiyorum, araştırıp öğrenmem lazım." Göreceksiniz ki dünya batmayacak, aksine üzerinizdeki o ağır ve sahte "her şeyi bilme" yükü kalktıkça zihniniz nefes almaya başlayacak.