Asrın felaketini yaşamış, canını, malını, anılarını yitirmiş bir şehre umut diye sunulan projeden çıkan sonuca bakın: Tuvaletsiz bir çarşı.
Şaka değil, fıkra değil; Malatya’nın tam kalbinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın reklamını yapa yapa bitiremediği tarihi Bakırcılar Çarşısı’nda yaşanan tam anlamıyla bir idari ve mimari cinnet halidir.
Dile kolay; 8 blok, 299 iş yeri.
Büyük törenlerle harcı atılan, "Malatya’yı ayağa kaldırıyoruz" diye nutuklar atılan o koca komplekste, insanın en ilkel, en temel biyolojik ihtiyacı olan lavabo yapılmadı, yapılamadı! Unutuldu!
Bilgisayar başında o havalı 3D animasyonları çizen "dahi" mimarlar, projeyi incelemek için maaş alan "seçkin" mühendisler, altına imzayı basan "saygın" bürokratlar... Siz ne iş yaparsınız?
Bu projeyi onaylarken gözünüzün önündeki planlara hiç mi bakmadınız? 299 dükkanda gece gündüz ter dökecek yüzlerce esnafı, oraya akın edecek binlerce vatandaşı insan değil de birer robot mu sandınız? Milyonlarca liralık bütçeleri yönetirken, bir tuvalet deliği kadar vizyon ortaya koyamamak bu şehre, bu esnafa hakarettir, saygısızlıktır!
Bu sadece teknik bir hata değil; bu, deprem bölgesindeki kentsel dönüşüm çalışmalarının ne kadar ciddiyetsiz, ne kadar baştan savma ve ne kadar denetimsiz yürütüldüğünün ete kemiğe bürünmüş kanıtıdır.
"YENİ CAMİ’YE GİTSİNLER" AYMAZLIĞI
Hadi projeyi çizenler akıl tutulması yaşadı, peki ya sahada esnafın feryadına karşı verilen o cevap neyin nesi?
"Yeni Cami’deki lavaboyu kullansınlar."
Bu cümlenin meali tam olarak şudur: "Biz işimizi düzgün yapmadık, ceremesini siz çekin."
Esnaf kışın dondurucu ayazında, yazın sıcağında dükkanını, tezgahını başıboş bırakıp cami yollarında tuvalet mi arayacak? Müşteri alışverişi yarıda kesip mahalle mahalle lavabo mu kovalayacak? Bu nasıl bir yönetim ciddiyetidir, nasıl bir esnaf düşmanlığıdır? Bu halkla, bu şehrin çilesiyle dalga geçmektir!
Kentsel dönüşüm, sadece beton yığınlarını arka arkaya dizip boyamak değildir. İnsanca yaşam alanı inşa etmektir. İçinde tuvaleti olmayan bir çarşı, vizyon projesi değil, plansızlığın ve bürokratik aymazlığın utanç vesikasıdır.
Malatya, kimsenin deneme tahtası, kimsenin "unuttum" diyerek geçiştirebileceği bir yer değildir. "Malatya’yı ihya ediyoruz" diye caka satan yetkililer, şimdi kafalarını kumdan çıkarmalı ve bu fahiş skandalın hesabını vermelidir.
Bu projede imzası olan her bir bürokrat, mühendis ve mimar hakkında derhal soruşturma açılmalıdır.
Esnafa "Camiye git" diyen o pişkin zihniyet derhal susturulmalı ve o çarşıya, hak edilen insani standartlarda acilen bir lavabo kompleksi entegre edilmelidir.
Eğer bu rezalet acilen çözülmezse, reklamını yaptığınız o 299 dükkanlık çarşı, ayağa kalkan Malatya’nın değil; liyakatsizliğin, denetimsizliğin ve beceriksizliğin anıtı olarak tarihe geçecektir. Ve biz de bunu unutturmayacağız!