Malatya’dan yükselen sesin tınısı hep aynı: Yüksek perdeden, bol polemikli ama içi ne kadar dolu? CHP’nin "değişmez" simalarından Veli Ağbaba, yıllardır siyaset sahnesinde kendine bir yer edindi. Ancak bu yer, çözüm üreten bir devlet adamı kimliğinden ziyade, her devrin "itirazcısı" ve parti içi dengelerin "kurnaz" aktörü olmanın ötesine geçemedi.

Ağbaba’nın siyasi kariyerine baktığımızda karşımıza çıkan tablo, halkın sorunlarına derman olmaktan çok, mikrofon gördüğü her yerde ajitasyon yapma maharetidir. Yıllardır Malatya milletvekili olarak mecliste yer alıyor. Peki, Malatya’nın temel sorunları, özellikle deprem sonrası yaşanan travma ve yeniden yapılanma süreci, Ağbaba’nın meclis kürsüsündeki bağırışları arasında ne kadar somut karşılık buldu?

Slogan siyaseti: Ağbaba’nın siyaset tarzı "slogan atmak" üzerine kurulu. Derinlikli bir analiz, uygulanabilir bir ekonomi politikası veya toplumu birleştiren bir vizyon duyan var mı? Hayır. Varsa yoksa karşı tarafa laf yetiştirmek.

Parti içi mimarlık: CHP içindeki değişim rüzgarlarında her zaman yelkenini doğru yöne çevirmeyi başaran bir isim. Dün "Kılıçdaroğlucu", bugün "Değişimci". Bu esneklik bir siyasi deha mı, yoksa ilkesel bir savrulma mı?

Malatya’nın "Vekili" mi, partinin "Sözcüsü" mü?

Son yerel seçimlerde Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğunda takındığı "partiler üstü" maske, sandık sonuçlarıyla beraber hızla düştü. Seçim döneminde kucaklayıcı bir dil kullanan Ağbaba, seçim bitince yine o bildiğimiz hırçın, kutuplaştırıcı diline geri döndü. Şehrin gerçek sorunlarıyla ilgilenmek yerine, ulusal siyasetin sığ sularında kulaç atmayı tercih ediyor.

"Siyaset, sadece bağırmak değil; sessiz yığınların sesi olabilmektir. Ancak Ağbaba için siyaset, sadece kendi sesinin yankısını dinlemekten ibaret görünüyor."

Veli Ağbaba, Türk siyasetindeki "profesyonel muhalif" figürünün en net örneklerinden biridir. Seçmen artık sadece bağıran, çağıran, meclis koridorlarında polemik kovalayan isimlerden yoruldu. Malatya ve Türkiye, boş hamaset değil; liyakat, proje ve samimiyet bekliyor.

Ağbaba’nın artık kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: "Ben bu ülke için ne inşa ettim, yoksa sadece yıkıcı bir eleştirinin konforunda mı yaşıyorum?" Çünkü gürültü patırtı dindiğinde geriye kalan tek şey, halkın hayatına dokunan somut işlerdir. Ve ne yazık ki Ağbaba’nın karnesinde bu sayfa hala bomboş.