Malatya’nın kent merkezinde, 1947’den bu yana tam 79 yıldır duran bir anıt, bugün ellerinde bir çift pantolonla alana inen bir grubun "ahlak denetimine" sahne oldu.

Gerekçe tanıdık, sığınak belli: "Ailecek geçerken rahatsız oluyoruz, Atatürk’e değil yanındaki çıplak figüre tepkiliyiz!"

Çözüm önerisi ise mizah dergilerine kapak olacak türden: Tarihi heykele kıyafet giydirmek!

İnsan sormadan edemiyor! Tam 79 yıl boyunca o meydandan yüz binlerce Malatyalı geçti. Nesiller büyüdü, kent değişti, binalar yıkıldı, yenileri yapıldı... Ne oldu da 79 yıldır orada duran o taş heykel, 2026 yılında birdenbire bir "ahlak tehdidine" dönüştü? 79 yıllık heykel şimdi mi aklınıza geldi?

Nejat Sirel ve Hakkı Atamulu’nun elinden çıkan o figür; Cumhuriyet’in yalın gücünü, geleceğe bakan katıksız gençliğini ve aydınlanmayı simgeler. Sanatta çıplaklık bir kışkırtma değil; duruluğun, gücün ve estetiğin ifadesidir. O anıta bakıp da estetik bir miras yerine sadece "pantolonsuz bir adam" gören zihniyet, aslında taşın değil kendi bakış açısının ne kadar sığ kaldığını kanıtlıyor.

Neyse ki emniyet güçleri olaya zamanında müdahale etti de Malatya, "pantolonla terbiye edilmeye çalışılan kültür varlığı" ayıbıyla tarihe geçmekten son anda kurtuldu.

Şimdi kentin vicdanına sormak gerekiyor: Malatya’nın imajını ve manevi değerlerini 1947 yapımı o taş heykel mi zedeliyor, yoksa 79 yıl sonra aniden uyanıp elinde pantolonla meydanlarda ahlak bekçiliğine soyunan bu anlayış mı?

O heykeli kumaşla kaplamaya kalkabilirsiniz; ancak kentin ufkunu bu sığlıkla kapatmaya çalışırsanız, geriye sadece kurak ve renksiz bir meydan bırakırsınız.