Merhaba sevgili okur­lar…
Bundan sonra sizinle bu köşede buluşacağım.
Küçük yaşlardayken, renkli televizyonlar evlere yeni yeni girmişken, ba­bam evimize kocaman bir televizyon almıştı. Mahal­lede televizyon ilk olarak bizim eve girmişti. Her akşam ana haberleri izle­mek için mahalledeki tüm beyler bizim evimize topla­nırdı. Herkes haberleri pür dikkat izler, sonrasında da yorumlarda bulunurlardı. Daha o zaman başlamış­tım insanları dinlemeye ve çıkarımlar yaparak bunları not etmeye…
Okulda öğretmenle­rim bana “Büyüyünce ne olacaksın?” dediklerinde, “Haberci olacam” derdim. Tabi o zamanlar bilmiyo­rum “gazetecilik” kelime­sini.
Okul hayatımın sonraki sürecinde polislik için ha­yaller kursam da gönlüm­de yatan aslan gazetecilik­ti. Hem zaten gazetecilikle polislik arasındaki tek fark, polisin yetkilerinin gazete­ciden daha fazla olmasıy­dı. Gazeteci ise dünyaya yön veren kişiydi.
Lise sonda kararımı vermiştim: ÖSS’ye hazır­lanacak, 310 puan alacak, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazeteci­lik Bölümüne girmeye hak kazanacaktım. O sene 310 puan aldım ve o üniversi­teye girmeye hak kazan­dım. Hayatıma her zaman hedef koymayı bu olaydan sonra öğrenmiştim zaten.
Benim meslek haya­tımın iki önemli noktası vardır. Birincisi, çok iyi ho­caların elinde gazeteciliği öğrendim. İkincisi çok iyi bir kurumda, BUSABAH’ta mesleği en etik haliyle ve en hakkıyla tecrübe edindim.
Şimdi, ‘gazetecilik ne demektir?’ desem herkes­ten farklı yorumlar alırım. Ama benim bu konuda düstur edindiğim bir cüm­le vardır:
“Gazeteci olmak, önce adam olmak demektir…”
Üniversite 3’te, inanıl­maz bir hoca ile tanışmış­tım. Atilla Girgin… Hani gazeteciliğin baba isimle­rinden… Yani en azından üniversitede öyle bilinirdi.
O güne kadar bir­çok hocadan birçok şey öğrenmiştim ama ondan öğrendiğim bu cümle meslek hayatıma hep yön vermiştir.
Onun öğrencilerine an­lattığı bu cümle adam gibi adam olan birçok gazeteci de yetiştirmiştir, biliyorum.
Cümlenin anlamını zamanla daha iyi anlı­yorum ama bu cümleyi bize empoze eden o hocamdan sonra ben hep etik olmanın ne demek olduğunu, ne demek ol­ması gerektiğini bildim ve meslek hayatıma işledim. Tabi bu cümle sadece etik olmayı içermiyor, buna dikkat etmek lazım…
Daha yaklaşık iki yıldır gazetecilik mesleğini icra ediyorum ama biliyorum ki bir saniye bile adam olma­yan gazeteci, gazeteciden başka her şeydir!
Ben fiili gazetecili­ğim süresince yukarıda sözünü ettiğim, “Gazeteci olmak, önce adam olmak demektir” ilkesini düstur edindim, bu cümlenin savunucusu oldum ve hep önce “adam” olmaya çalıştım. Şu bir buçuk yıllık süre içerisinde yanımda bulunan gazeteci adayla­rına da (stajyerlere vs) bu ilkeyi her zaman aşılama­ya çalıştım. Bana orada öğretilen “önce adam olma” olayını, diğer tüm arkadaşlarım gibi yaşattır­maya çalıştım.
Zaten adam olama­yanların bu meslekte yer bulamadığını gördüm, görüyoruz.
Değerli hocama bu­radan minnettarlığımı bir kez daha dile getirmek istiyorum.
Ve elbette nacizane ekliyorum:
Kişi ister öğretmen olsun, ister doktor olsun, ister esnaf olsun, ister müdür olsun, ister çalışan olsun…
Her zaman önce adam olsun.