Malatya bugün güne sarsıcı bir depremle uyandı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre M5.6 büyüklüğünde gerçekleşen deprem; Adıyaman, Elazığ, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Hatay gibi geniş bir coğrafyada yoğun şekilde hissedildi. Evleri ve iş yerleri sallanan vatandaşlar derin bir endişeyle sokaklara dökülürken, gözlerin çevrildiği jeofizik uzmanı Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan'dan ezber bozan ve rahatlatan bir analiz geldi.
"55 YILLIK DEPREM BİLİMCİ OLARAK BEKLENTİM YOK"
Sarsıntının ardından en çok merak edilen konu, bu depremin daha büyük bir afetin öncüsü olup olmadığıydı. Gelecekte ne olacağını jeofiziksel olarak kesin tahmin etmenin bir yolu olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Ahmet Ercan, kendi mesleki tecrübesine dayanarak şu net cevabı verdi:
"55 yıllık deprem bilimci olarak böyle bir beklentim yok. Malatya'da yaşanan 5.6 büyüklüğündeki bu sarsıntı, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen yıkıcı büyük depremlerin olağan bir artçısıdır."

HANGİ EVLER RİSK ALTINDA? BİNALAR YIKILIR MI?
Depremin çevre illerde bu kadar güçlü hissedilmesinin yer altındaki sarsıntı dalgalarının yayılım özelliklerinden kaynaklandığını belirten Ercan, evleri salınan vatandaşların panik yapmaması gerektiğini söyledi. Yapı güvenliğine dair net bir sınır çizen ünlü deprem bilimci, risk altındaki yapı türlerini işaret etti:
- Betonarme Binalar: Prof. Dr. Ercan, M5.6 büyüklüğündeki bu depremin bölgedeki sağlam betonarme yapılarda herhangi bir yıkıntıya yol açmasını beklemediğini belirtti.
- Taş Köy Evleri: Kırsal kesimdeki taş ve kerpiç yapılara dikkat çeken uzman; bu evlerde duvar çatlamaları, dökülmeler ve baca yıkılmalarının görülebileceğini vurguladı.
- Minareler: Sarsıntının etkisiyle bazı cami minarelerinde de çatlaklar oluşabileceği uyarısında bulundu.

DEPREM ÖNLEMLERİNİN ÖNÜNDEKİ ACI GERÇEK "ASIL NEDEN EKONOMİ"
Haberin Keşfet'te günlerce kalmasını sağlayacak, sosyal medyada tartışma yaratacak en çarpıcı kısım ise Ercan'ın deprem önlemleri ve Türkiye ekonomisi arasında kurduğu bağ oldu. Türkiye'deki deprem mevzuatının ve yönetmeliklerinin kağıt üzerinde çok iyi olduğunu belirten Ercan, uygulamadaki tıkanıklığı şu sözlerle özetledi:
"Depremlere karşı bir türlü köklü önlem alınamamasının ana nedeni, halkın yüzde 84’ünün geçim sıkıntısı çekmesi ve ülke ekonomisinin içinde bulunduğu durumdur. Ekonomisi iyi yönetilmeyen ülkelerin, deprem zararlarını en aza indirme olasılığı maalesef yoktur.


