Eğer linç yemeyeceksem size bugün TOKİ’nin hiç bahsetmediğimiz bir yönünü yazmak istiyorum.

Kendilerine konut çıkan binlerce depremzede “TOKİ ile yaşıyor” desem az kalır. TOKİ dediysem de, dairelerden değil yetkililerden, şikayet hattından bahsediyorum.

Yakın çevremden bir aile 10 gün önce hak sahiplikleri çerçevesinde kendilerine çıkan Bahçebaşı TOKİ’lerindeki dairelerine yerleştiler. Ondan 2 ay önce de anahtar teslimleri yapılmıştı. Ve anahtar teslimlerinin başladığı günden beri TOKİ’nin irtibatta olduğu, yönlendirdiği işçilerle yaşıyorlar. Hiç abartmıyorum!

Daha eve girmeden eksikleri tamamlamak üzere her gün oradaydılar. Her gün biri gelip bir eksiği hallediyordu. Her gün başka bir yer patlıyordu. Bence en büyük mevzu su ile ilgiliydi çünkü tüm bina su sızdırıyordu. Günlerce o suyu kesmek için uğraştılar.

Bir odanın tabanında sorun vardı, düzelttiler; duşakabine kadar sorunlar yaşadılar. Camlardan biri kapanmıyordu, hallettiler.

Elektrik sorunları, boya eksikleri, kapı çıtaları… Yani sorun olmayan hiçbir şey yoktu.

Bu noktada benim dikkat çekmeye çalıştığım konu, tüm bu sorunları bir kenara bırakırsak eğer, ulaşılabilir olmaktı. Ve bunda kesinlikle TOKİ’nin çok büyük bir etkisi var.

Çünkü oluşturulan şikayet hatları, etap etap takip edilen süreçler, sorunlu da olsa oluşturulan koordinasyon…

Bakın 100 tane değil, 100 bin tane konuttan bahsediyoruz. Ve maalesef işini doğru düzgün yapmayan şirketlerden bahsediyoruz. Ve aracı olan TOKİ’den…

Tabi ki bu onların işi. Tabi ki bunu yapmak zorundalar, ancak ben bu denli ulaşılabilir olmalarına şaşırıyorum.

Bahsettiğim bu aile önceki gün ısınma problemi yaşıyormuş. TOKİ şikayet hattına yazmışlar gelen olmamış, bir de sadece aranan numaralar var (TOKİ’nin şikayet hattı), aramışlar: “Evde çocuklar var, üşüyoruz” demişler. 5 dakika sonra kapıdalarmış ve sorunu çözmüşler. Bunun gibi bana onlarca örnek veriyorlar.

Bilmiyorum, evvelden beri milletçe her işimizi kendimiz gördüğümüz ve hep dolambaçlı yollara koydurulduğumuz için mi bana öyle geliyor ama bu ulaşılabilirlik bana güven veriyor.

Yine de tüm sorunları görmezden gelmeme yetmiyor ancak bu kısmını başka bir yazıda yine ele alırız.

Ulaşılabilirlik derken: Geçenlerde bu bahsettiğim ailenin evine gittim. Baktım içeride bir sürü misafir. Çaylar, kekler… “Ya dedim kim bunlar, bu inşaatta misafir mi olur?”

Dediler ki, “Bunlar TOKİ’nin bugün binaya gönderdiği işçiler. Çay, kek yaptık, çağırdık. Sabahtan beri çalışıyorlar.”

Hah işte öyle bir samimiyet.

TOKİ’ye çay ısmarlamak, aslında biraz da depremzedenin kaderini gösteriyor: Sorunlarla baş başa bırakılmamış olmak sevindiriyor; ama bu kadar çok sorunun varlığı gerçeği de bir o kadar düşündürüyor.