Şu yaşlı dünyanın son elli, altmış senesine bakacak olursak, binlerce yılda yapılmayan icatların bu döneme sığdırıldığını görürsünüz. Bizim nesli kıl payıyla kurtarmışız. Az kalsın bu teknolojiden mahrum kalacakmışız!

Şimdi ki çocuklara bazı şeyleri anlatmakta çok zorlanıyorum.

Öğrencilik yıllarımda ana babamla görüşmek için akşam üstü Kızılay'dan kalkıp Ulus merkez postaneye gittiğimi, acele ödemeli telefon yazdırdığımı, gece saat on ikiye kadar beklediğimi ancak telefonun bağlandığını ve “Ana baba ben iyiyim merak etmeyin, sizler nasılsınız?” deyip vedalaştığımı söyleyince; önce “Telefon yazdırma ne ola ki?” diye bir soru, ardından “Bir telefon bağlatmak bu kadar uzun mu?” sürermiş diye ikinci soru, ardından üçüncü ve dördüncü sorular.

Çocuklar haklı tabi şimdi benim anlattığımı onlar ayaklarını uzatarak, sıcak ortamlarda saniyeler içinde yaptıkları için onlara çok anlamsız ve hayal gibi geliyor.

Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan paradoksunu bilirsiniz.

Buradan hareketle insanlar mı değişti, yoksa dünya mı değişti diye soracak olsam, cevabınız ne olurdu acaba.

Cevapları duyar gibiyim; "Efendim tabi ki dünya değişti dünya o eski dünya mı!"

Bir başkası, "Kardeşim dünya değişir mi dünya bildiğimiz dünya, değişen insanlardır efendim!"

Bir başkası, "Mirim dünyayı bozdular, ah bu kimyasallar yok mu?"

Bir diğeri, "Ah bu bilim insanları dünyayı çöplüğe çevirdiler insanları mankurtlaştırdılar"

Sizin cevabınız ne?