Uzun zamandır 1 puan kazandığımız bir maça bu kadar çok sevindiğimi hatırlamıyorum.

Antalyaspor’un kadrosundaki ultra yıldızları yetmezmiş gibi Barış Şimşek de gücün yanında bir yönetim gösterince vay halimize dedim.

Hakemin tavırlarını görünce zengin, şımarık, kibirli sosyete çocuğu, karşısındaki fakir ama mağrur, onurlu ama güçsüz Anadolu çocuğunu en az 4’lük 5’lik yapar diye düşündüm.

Fakat kenarı da sinekten yağ çıkaran Ertuğrul Sağlam olduğunu unutmuşum. Kendisinden daha kaliteli kadroları, düşük kaliteli takımıyla nasıl dizginlediğini Antalya maçında bir kez daha gördük.

Cesur bir teknik adam olarak, Ertaç- Farnolle, Murat Akça- Mina, Murat Yıldırım- Aytaç tercihleri ilk 11’in gücünü ve kalitesini artırmış.

Antalyaspor’u zaten anlatmaya gerek yok!

Biz gazeteciler daima kıyaslama yapmayı sevmişizdir.

Anlatacağınız düşünceyi ‘şunun bunları var, bunun şunları yok’ diyerek her zaman güçlendirmek en anlaşılır olanıdır her zaman.

Bir tarafta Eto’o, Nasri, Menez, Boffin...

Diğer tarafta Azubuike, Rahman Buğra, Murat Yıldırım, Murat Akça...

Kendi oyuncularımızı hakir gördüğümden falan değil ama sahadaki resim de buydu hani.

Rakiplerimizin kadrolarına baktıkça Ertuğrul Sağlam’ın ne kadar büyük bir hoca olduğunu daha iyi anlarken, başkan Adil Gevrek’in ne kadar kötü bir takım kurduğu da daha fazla ortaya çıkıyor.

Samir Nasri’nin maç sonu iç çamaşırına baksanız terlemediğini görürsünüz. Yürüyerek 1 gol attı, 35’lik Eto’o ile çok net fırsatlar yarattı. Tabi kalite tesadüf değil hiçbir zaman. Onlar girdikleri ilk pozisyonu gol yaparken, biz 5 net pozisyondan sadece 1 gol çıkardık. Sonuçta 1 – 1 bitirdik ama biz de bittik yani.

Osmanlıspor ve Sivasspor maçlarındaki gibi yine ezilmeden, oyunu çirkinleştirmeden, izleyene keyif veren bir Malatyaspor vardı Antalya karşısında. Kaleci Ertaç, Farnolle’den kat be kat daha fazla güven verdi kalede.

Mina ile Murat Akça arasındaki fark, 5 yıldızlı otelle pansiyon arasındaki hizmetler kadar sınırsız ve açıktı.

Aytaç Kara bana göre maçın adamıydı. Azu’yla iyi bir ikili olduklarını gördük. Eren Tozlu’ya ikinci baharını yaşıyor desem, erken mi konuşmuş olurum bilmiyorum ama hatasızdı. Khalid hislerinde sorun yaşasa da işini yaptı. Barazite ve Cissokho’nun performanslarını tartışırım ya da beğenmem ama oyunculuk kalitelerine laf diyenin ağzı yamulur.

İkisi de fiziksel olarak tam hazır değil. Geldikleri yerler, top oynadıkları kulüpler belliyken bunların kalitesini eleştirmek, sadece “Ben de Cissokko’yu eleştirdim havası katar” söyleyene!

Dia’yla ilgili söyleyeceğim tek şey ise şu an Fenerbahçe’de böyle bir oyuncunun olmadığı.

Turgut Doğan Şahin ve Dening’in oyuna girmesi, bir teknik adamın harika dokunuşunun ne kadar işe yaradığını gösterdi. Biri soldan biri sağdan hareketlendirdi oyunu. İlerleyen haftalarda daha fazla şansı ve süreyi hak eden bir performans sergilediler.

Barış Şimşek!

Hadi Dia’nın 2 pozisyonuna penaltı vermedin ya son pozisyon... Gözlemci ile maç sonu görüntülü analizde ya da MHK başkanına “Göremedim” deyip çıkacak işin içinden. İşte bu kadar basit ve ucuz bir şehrin kaderiyle oynamak!

Khalid’in nizami golünü vermeyen Serkan Çınar, Göztepe – Trabzon maçına atandı ödül olarak. Sanki adama “İyi yaptın Malatya’yı biçtin al bu da ödülün” dediler. Trabzon cephesi maç sonu isyan etti dün.

Şimdi Malatya’yı doğrayan Barış Şimşek milli aradan sonra hangi maça çıkacak bekleyelim görelim. Yine ödül mü alacak yoksa ceza mı?

Düğün salonu değil, futbol maçı!

Taraftara muhteşemdiniz desek az olur.

Bir doğu şehrinin, en az bir batılı kadar modern ve kültürlü bir şekilde takımlarının yanında yer aldıklarını gördük. Tabi bu güzel tablonun darısı yeni stada.

Yalnız ses sisteminde oyun havaları, Elazığ diki, kimse tarafından bilinmeyen yabancı müzikler duymak yerine daha motive edici çalışmalar yapmak sanırım günümüz futbolunun bir gerçeği. Bu konuda ses sistemine bakan arkadaşa gerekli desteğin kulüp tarafından yeni statta sağlanması çok önemlidir.

Bizim dışımızdaki tüm takımlar statlardaki ses sistemini 12. oyuncu gibi kullanırken, biz burada da sınıfta kalmış vaziyetteyiz.