Eğer, 1960’lı yıllarda, yıkılan belediye eski binamızın ana giriş kapısına sırtınızı verip kuzey yönüne ilerleseydiniz “Cumhuriyet Çarşısı” ile karşılaşırdınız. Sol kısmında kuyumcuların bulunduğu çarşının sağ tarafında daha küçük çapta iş yapan esnaflar (tüccar) bulunurdu.

Cumhuriyet Çarşısı’nın hemen aşağısında daha büyük çapta iş yapan, birçoğu o yıllarda İstanbul’a gidip Türkiye ekonomisinde söz sahibi olan tekstilcilerin bulunduğu “Tüccar Pazarı” ve daha önceki yıllarda şehirde ceza evi görevi de ifa eden tarihi Söğütlü Cami vardı.

Tüccar Pazarı’nın hemen bitiminde sağlı sollu sokaktaki dükkanlarıyla “yemenici Pazarı” (ayakkabıcılar)” karşılardı sizi.

Daha sonra mevsimin en taze meyve ve sebzelerinin, en organik peynir ve tereyağlarının satıldığı “Ganere” ve köyden küleklerle getirilen mis gibi yoğurtların satıldığı “Yoğurtçu Pazarı” gelirdi.

Ardından, “Kasap Pazarı”, “Arasa”(Buğday Pazarı), “Bakırcı ve Demirci pazarı” gelirdi...

Bunları niçin yazdım biliyor musunuz?

O dönemler nüfusun büyük kısmı kırsal kesimde yaşıyor ve üretime katkı sağlıyordu.

1965 yılı nüfus sayımına göre 452 bin 624 olan Malatya nüfusunun yüzde 68.5 i olan 305 bin 584 kişi kırsal kesimde yaşamaktaydı. Yani şehir ekonomisi köyden gelenler üzerine kurulmuştu. Köyden gelenler erken saatlerde gelip, kendi ürettikleri tamamen organik ürünleri satıp, kazandıkları parayla, altından, ayakkabıya, etten, kumaşa, ne ihtiyaçları varsa bir km karelik bir alanda yorulmadan temin ettikten sonra ikindiye kalmadan köylerine dönmüş olurlardı.

Ne mükemmel bir şehir planlaması değil mi?

Peki, şimdilerde kırsal kesimde yaşayanların oranını merak ediyor musunuz?

2017 yılında Malatya nüfusu 781 bin kişi.

Bu defa nüfusun yüzde 22 si kırsal kesimde, yüzde 78 i merkezde, yani 609 bin kişi merkezde, 172 bin kişi kırsalda yaşamakta...

Ülke genelinde durum nasıl?

Türkiye nüfusunun yüzde 80 i şehirlerde yaşamakta, sadece yüzde 20 si köyde yaşıyor ve de bu köylerde yaşayan nüfusun yüzde 80 i yaşlı..!

Neden sığır ve saman, pirinç, nohut, mercimek, buğday vs ithal ediyoruz diye soranlar anlamıştır sanıyorum...

Dünyanın kendine yetebilen sayılı ülkelerinden biriydik bir zamanlar...

Üretmeyen ülkeler, üretenlerin kölesi olur unutmayalım...

Böyle giderse bu günleri mumla arayacağız galiba...

Selam olsun Malatya’mın üreten, güzel insanlarına...