Yıkılmadan evvelki haliyle ve tarihi görünümüyle, kesme taşlardan yapılmış, şimdi ise neye benzediği belli olmayan sıradan alandaki banka binasının hemen yanındaki Cafer'in kulübesiyle başlayalım söze.
Alevi Dedesiolduğunu hatırladığım Cafer, ilginç sakal ve bıyığıyla hafızama kazınan, nev-i şahsına münhasır bir kişilikti. Bölgenin gazete ve sigara ihtiyacı buradan temin edilirdi.
Bankanın bitişiği İmren Pasta Salonu idi.
O tarihe kadar pek bilmediğimiz çeşit çeşit meyveli Roma dondurmalarının yapıldığı, çeşit çeşit pasta türlerinin şehrimize kazandırıldığı, Rizeli Fazılı (Fazlı değil) Beyin açtığı bir pastaneydi.
Yanında Kılıçaslan Kollektif Şirketi’nin, o dönem bayisi oldukları traktörlerin sergilendiği ve satışının yapıldığı merkez ofisi bulunmaktaydı. Burada rahmetli İlhan Kılıçaslan ve Allah uzun ömür versin, Turan Kılıçaslan'ın masa başında "Facıt" marka hesap makinesiyle,kafalarını dahi kaldırmadan çalıştıkları hala gözümün önündedir.
Ondan sonra şu anki Şemsiye Sokağı’na bağlanan bir pasaj vardı. Bupasajda İsmail Beye ait Tanca Ayakkabı, yanında Malatya'nın en meşhur dondurmacısı "Şen Dondurma", başka bir deyişle dondurmacı Süleyman bulunmaktaydı. Merdiven altındaki, girerken iki büklüm girmeniz gereken bu mekandan, çıkarken lezzet sarhoşu olmuş misali mutlulukla çıkardınız. Üç küçük sehpa ve tabureden oluşan bu dükkan ağzının tadını bilenlerin uğrak yeriydi.
Süleyman Sarıcı dondurmanın formülünü çocuklarına bile vermez, bir tek hanımı bu formülü bilir ve evde sütle hazırladığı bu karışımı dükkana gönderir, Süleyman abi de etrafı karlarla doldurduğu fıçıda çevire çevire, döve döve bu karışımı o sakız gibi katkısız dondurma haline getirirdi.
Dondurmacı Süleyman'ın tam karşısında çaycı Ali Dayının çay ocağı vardı. Tüm Temelli Pasajı, oğlu Ahmet'in getirdiği çay ve kahveleri içerdi.
Ali Dayı ve dondurmacı Süleyman tarafından üst katlaraçıkılırdı. Birinci katta hatırımda kalan isimler fakir babası, Çanakkale Savaşı kahramanı o dönemin Genelkurmay Başkanı Cevat Çobanlı Paşa'nın torunu Doktor Müştak Çobanlı, Ömer ve Yılmaz Akşit'in babası Avukat Halit Rıfat Akşit, çok güzel ve sağlam ayakkabılar yapan Serkis usta idi.
İkinci kat tamamen Malatya Palas isimli bir otele tahsis edilmişti. Oteli genç yaşta rahmetli olan İsmail Kılıç çalıştırmaktaydı.
Dondurmacı Süleyman'ın alt yanı, Ramiz ve Kirkor ustanın ortak olduğu ayakkabıcı dükkanıydı.
Pasajın en alt sol köşede, camdan tabelasını ve yazılarını bugün bile hatırladığım ve cam tabelada "Paris'ten diplomalı bayan terzisi Bedros" yazan terzi dükkanı bulunmaktaydı. Dönemin kadınlarının çok rağbet ettiği terzilerimizdendi.
Arka tarafta bisikletçi Kadıoğlu, Yoldaş Lokantası bulunmaktaydı.
Kılıçaslan Hanın üst sağ köşesinde Ömer Güler, nam-ı diğer Uzun Ömer'in oyuncakçı dükkanı vardı. Ömer Amca yaz günlerinde oyuncağın yanında taze meyve suları da satardı, katkısız, taze vişne suyunun tadını unutmak mümkün mü?
Demir hindi şurubunu da ilk defa orada içmiş ve lezzetine doyamamıştım.
Daha sonra da bir daha Demir hindi şurubunu ne gördüm, ne de içtim.
Ömer Amca öğlenden sonrakarşı sıradaki avcılar kulübüne gider,arkadaşlarıyla vakit geçirir, dört beş gibi dükkana gelirdi. Biz de oğlu Mustafa ile Ömer Amcanın yokluğunu fırsat bilir, dükkandaki oyuncaklarla oynar, zaman geçirirdik.
Devamı gelecek…