SENDİKA BAŞKANLARINA AÇIK MEKTUP: GEÇMİŞE ÖZLEM DUYANLARA BİR HATIRLATMA

Bazı sendikalar ve temsilcileri, Türkiye’nin karanlık dönemlerine duyulan bir özlemle, toplumun manevi değerlerini hedef alan söylemlerle sahneye çıkıyor. Oysa artık 28 Şubat’ın soğuk rüzgârlarını estirmek, halkın inançlarıyla kavga ederek gündeme gelmeye çalışmak ne mümkün ne de kabul edilebilir. Milletimizin feraseti, bu tür oyunları çoktan bozdu ve bu anlayışı tarihin tozlu raflarına kaldırdı. Geçmişin kutuplaştırıcı, yasakçı ve baskıcı zihniyetine sığınmak, bu milletin vicdanında asla karşılık bulmayacak bir çabadır. Çünkü Türkiye, kendi değerleriyle barışık, geçmişteki yanlışlardan ders çıkaran ve geleceğini bu dersler ışığında inşa eden bir ülke olmaya kararlıdır.

Hangi akıl ve hangi vicdan, bir okulun milli ve manevi değerler çerçevesinde yaptığı bir etkinliği bu denli çarpıtmaya çalışabilir? Sabah namazı sonrası çorba ikramı gibi küçük ama anlamlı bir geleneği, toplumun hassasiyetlerini provoke etmek için kullanmak hangi sendikal anlayışla bağdaşır? Bu iki sendika başkanı, açıklamalarında sadece halkın inançlarına saygısızlık etmekle kalmıyor; aynı zamanda eğitim camiasında ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı bir dil kullanarak eğitim çalışanları ve öğrenciler üzerinde baskı oluşturmaya çalışıyor.

Bugün ülkemizde halk, geçmişin yaralarını sarmış ve kendi öz değerleriyle buluşmuştur. Manevi dinamiklerin yeniden filizlendiği, inanç özgürlüğünün tabana yayıldığı ve milletimizin tarihine, kültürüne sahip çıktığı bir dönemde yaşıyoruz. Ancak ne yazık ki bazı sendika temsilcileri, halkın bu barışçıl ve üretken atmosferine gölge düşürmek için gayret ediyor. İdeolojik saplantılardan beslenen ve toplumun dini, milli ve ahlaki değerlerine karşı adeta bir savaş açmayı görev edinmiş bu yapılar, sendikacılığın özünden ve amacından oldukça uzaklaşmış durumda. Emin olun ki bu millet sizi unuttu ve hatırlamak istemediği gibi hatırlamaya değer de bulmaz.

SAYIN SENDİKA BAŞKANLARI VEYA TEMSİLCİLERİ,

Sendikacılığın asıl amacı; eğitim çalışanlarının sosyal, özlük ve ekonomik haklarını savunmak, daha iyi bir eğitim sistemi için yapıcı projeler üretmektir. Ancak görüyoruz ki, bazı sendikalar bu asli görevlerinden uzaklaşarak ideolojik kamplaşmaları körükleyen birer araç haline gelmiş durumda. Din düşmanlığı üzerinden toplumu bölmeye çalışan, milli ve manevi değerleri hedef alan bir söylem geliştiren bu zihniyet, artık geçmişte olduğu gibi kabul görmemektedir. Halkımız, bu tür ayrıştırıcı dilin arkasındaki niyeti çok iyi bilmekte ve gerekli cevabı hem sandıkta hem de hayatın içinde açıkça vermektedir.

Bugün milletimiz, kendi köklerine sıkı sıkıya bağlı, özgüvenli ve manevi değerlerini gelecek nesillere aktarmakta kararlı bir duruş sergiliyor. Şehriban Günata Anadolu Lisesi gibi, hem akademik hem de ahlaki başarılarıyla örnek teşkil eden okullarımız, bu duruşun somut yansımalarıdır. Bu okullarımız, sadece akademik başarı değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal değerlerin yeşerdiği birer eğitim yuvasıdır. Eğitim kurumlarını bu değerlerden uzaklaştırmaya çalışan her türlü saldırı, milletimizin vicdanında karşılık bulmayacaktır.

FETÖ BAĞLANTISI İDDİASI İLE

ÇAMUR AT, İZİ KALSIN POLİTİKASI

Daha da vahimi, sabah namazı sonrası bir çorba etkinliği gibi masum bir uygulamayı “FETÖ’ye bağlama” çabasıdır. Bu, apaçık bir iftira ve akıl tutulmasıdır. FETÖ ile mücadelede en büyük bedeli ödemiş olan halkımıza bu tür ithamlarla yaklaşmak, en hafif tabirle haddi aşmaktır. Milletin manevi değerlerini, geleneklerini ve inançlarını bu tür saçma iddialarla hedef alanlar, esasen kendi karanlık geçmişlerini örtbas etme çabası içindedir.

Buradan açıkça ifade ediyoruz: Artık sizin eski savcılarınız, eski hâkimleriniz yok. Bu ülkenin adalet sistemi, milletin değerlerini hedef alan bu tür iftiralara prim vermeyecek kadar güçlüdür. Elinizden geleni yapın, şikayet edin, mahkemelere gidin! Ancak bilin ki, bu ülkenin insanları nezdinde sizin bu çamur siyasetinizin ve ideolojik saplantılarınızın artık hiçbir hükmü kalmamıştır.

BU TAVRINIZ 28 ŞUBAT ZİHNİYETİNE DÖNME ÇABASI MI?

Malatya’daki bu olay, aslında basit bir okul etkinliğidir. Ancak belli ki bazı sendika temsilcileri için bu tür olayları çarpıtmak ve toplumun manevi değerlerini hedef almak bir alışkanlık haline gelmiştir. Açıklamalarındaki üslup ve kullanılan dil, doğrudan 28 Şubat’ın karanlık günlerini hatırlatıyor. O dönemde de milletin inançlarıyla alay eden, “başörtüsü, Kur’an eğitimi” gibi değerleri hedef alan bir zihniyet vardı. Şimdi görüyoruz ki, bu zihniyetin izlerini hâlâ taşıyanlar, geçmişin karanlık günlerini özlemle yad etmekte.

Ancak buradan açıkça ifade edelim ki, bu millet 28 Şubat’ı unutmadı. O günlerde yaşanan haksızlıkları, zulümleri ve milli iradenin nasıl baskı altına alındığını çok iyi hatırlıyor. Halkımız o günlere geri dönmeye asla izin vermeyecektir. Bu tür açıklamalar, milletimizin vicdanında karşılık bulmadığı gibi, eğitim camiası için de itibar kaybından başka bir şey ifade etmez.

OKULUN EĞİTİM VE SPORTİF BAŞARILARI

Şehriban Günata Anadolu Lisesi gibi okullarda manevi etkinliklerin yanında sanatsal ve sportif faaliyetlerin de yoğun bir şekilde yapıldığına dikkat çekmek gerekiyor. Örneğin, bu okulun kız voleybol takımı liseler arası müsabakalarda il birinciliği kazanmıştır. Bunun dışında okul, en az dört farklı branşta okullar arası maçlara katılmakta ve başarılar elde etmektedir. Okul sadece manevi değerlere değil, aynı zamanda spor ve sanatta da büyük önem vermektedir.

Ancak görüyoruz ki bazı kesimler için “her şey olabilir ama manevi değerler olmasın, yani İslam olmasın” anlayışı geçerlidir. Hayırlı Cuma mesajı paylaşılsa rahatsız oluyorlar, ancak Noel kutlamaları ya da içkili, danslı balolar düzenlense hiçbir itirazları olmayacaktır. Bu zihniyetin altında yatan niyet nettir: Toplumun değerleriyle savaşıyorlar. Çıkın ve deyin ki “Biz İslam’a ve Müslümanlığa karşıyız!” Halden hale girmeye gerek yok.

BEYLER,

BU ÜLKE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL!

Halkın inancına ve değerlerine saldırarak bir yerlere varabileceğinizi sanıyorsanız, büyük bir yanılgı içindesiniz. Sabah namazından sonra çorba içen bu millet, hem tarihine hem de geleceğine sahip çıkmaya devam edecektir. Bu ülkenin milli ve manevi değerlerini anlamayanların, tarih sayfalarında yer bulması mümkün değildir.

Anlamayanlara açık ve net bir mesajdır:

“Tarihin çöp tenekesi sizi bekliyor!”