TERÖRÜN AĞIR YÜKÜ VE 41 YILLIK KAYIPLAR

Türkiye, neredeyse yarım asırdır bir terör belasının gölgesinde yaşadı. Bu süre boyunca, yalnızca dağlarda, taşlarda değil; şehirlerin sokaklarında, köylerin meydanlarında, gönüllerin ve zihinlerin en derininde savaş yaşandı. PKK’nın başlattığı kanlı isyan, binlerce askerimizi, polisimizi ve masum vatandaşımızı toprağa düşürdü. Sayısını artık bile sayamadığımız ocak söndü, binlerce ailenin sofrasına kara haber düştü. Çocukların gözyaşı ve anaların yürekten gelen ağıtları, bu ülkenin harcına işledi.

Bu terör belası yalnızca hayatları almadı; Türkiye’nin gelişmesini, kalkınmasını ve güçlenmesini de geciktirdi. Doğu ve Güneydoğu’nun nice güzel köyü, mezrası boşaltıldı, insanlar öz vatanında garipleşti. Bir yandan insanımızın canına kast eden bu bela, diğer yandan Türkiye’nin kardeşlik dokusunu hedef aldı. Türkler ile Kürtler arasına nifak tohumları ekmeye çalıştı. Ama bin yıldır bu topraklarda beraber yaşayan bu millet, her defasında terörün bu tuzağına düşmedi. Çünkü bu toprakların mayası kardeşliktir; bu milletin tarihi et ve tırnak gibi olduğunun en açık delilidir.


DEVLETİN KARARLILIĞI VE KAHRAMANCA MÜCADELE

Türkiye Cumhuriyeti, bu ihanetin karşısında asla yılmadı. Güvenlik güçlerimiz, Mehmetçiğimiz ve polisimiz, gözlerini kırpmadan, canları pahasına vatan toprağını müdafaa etti. Nice kahraman şehitler verdik, ama devletimizin ve milletimizin iradesi asla eğilmedi.

Mücadele sadece cephede değil, masada da yürütüldü. İstihbarat birimlerimiz titizlikle çalıştı, Türkiye hem içeride hem dışarıda kararlı ve stratejik bir irade ortaya koydu. Artık bölgesel bir güç olan Türkiye, sadece silahlı teröristlerle değil; o teröristlerin ardındaki emperyalist destekçilerle de mücadele etti. Sonunda bu kanlı örgütün sırtını dayadığı güçlerin planları boşa çıkarıldı. Silah ve şiddet yolunun yanlış olduğu, bu örgütün kendisine bile açıkça itiraf ettirildi.


TERÖRÜN TÜRKİYE’YE VERDİĞİ İNSANÎ VE MADDİ KAYIPLAR

Terörün Türkiye’ye maliyeti akıl almaz boyutlardadır. 41 yıl boyunca Türkiye doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 1 trilyon dolara yakın ekonomik kayıp yaşamıştır. Bu maliyet sadece askeri harcamalarla sınırlı kalmadı; ekonomik durgunluk, yatırımların gecikmesi, göç eden nüfus nedeniyle kaybedilen üretim kapasitesi, işsizliğin artması da terörün diğer faturasını oluşturdu.

Ancak asıl büyük kayıp insan sermayemizdi. PKK terörü nice yiğit subaylarımızı, kahraman polislerimizi, genç Mehmetçiklerimizi bizden aldı. Ama kaybolan yalnızca canlarımız değildi; aynı zamanda geleceğin bilim insanları, öğretmenleri, mühendisleri, doktorları, yöneticileri, eğitimcileri de bu çatışmalarda hayatını kaybetti. Bu beyinlerin yokluğu, Türkiye’nin gelişmesine doğrudan zarar verdi; ülkemiz için hayal edilen nice proje, nice reform, nice gelişme yarım kaldı.

Ayrıca terör yüzünden on binlerce köy boşaltıldı, milyonlarca vatandaşımız göç etmek zorunda kaldı. Topraktan koparılan bu insanlar şehirlerde büyük sosyo-ekonomik problemlerle yüzleşti; yeni mahalleler, yeni alışkanlıklar, ama kaybedilen eski düzen… İşte terör sadece can almadı; köklerimizi söktü, kardeşlik bağlarını zayıflatmaya çalıştı. Ama başaramadı.


BARIŞA DUYDUĞUM İNANÇ VE UMUT

Bütün bu acılar, mücadeleler ve kayıplar boyunca şahsen ben de içimde her zaman bir umut taşıdım. Barışın geleceğine dair inancımı hiçbir zaman kaybetmedim. Bir avukat olarak mahkeme salonlarında adalet ararken, aynı zamanda içimde başka bir adalet özlemi daha taşıyordum: Kardeşliğin, huzurun, birlikte yaşamanın adaleti… Yıllar boyunca her adımda, her süreçte bu barışın tesis edilmesini diledim.

Bugün geldiğimiz nokta, işte o umutlarımın gerçekleşmesidir. Nihayet silahlar susuyor, kardeşler yeniden birbirine sarılıyor. Artık konuşma, uzlaşma, iyileşme ve kalkınma zamanı. Barış, sadece bir siyasi karar değildir; benim ve benim gibi düşünen milyonlarca insanın gönül duasıdır, özlemidir. Her aşaması bir umuttu; her umut kırıldığında içim dağlanmıştı ama bugün bu umutlar gerçek oldu. İçimdeki bu sevinci ve huzuru kelimelere dökmek bile kolay değil; çünkü barışın bir hayalden gerçeğe dönüşmesine tanıklık ediyoruz.


BARIŞA GİDEN YOL VE TARİHÎ EŞİK

Türkiye için artık yeni bir dönem başlamaktadır. PKK’nın silah bırakması ve örgütün kendini tasfiye etmesiyle, bu milletin üzerinden yarım asırlık bir kara bulut kalkmıştır. Bu tarihi an, aynı zamanda yeni bir toplumsal mutabakatın işaretidir: Kürt’üyle, Türk’üyle bu toprakların her insanı eşit ve onurlu bir şekilde “ortak vatanım” diyebilmelidir.

Bu dönemde Türkiye’nin her köşesi huzura kavuşacak, yaralar sarılacak, geri kalmış bölgelerimiz kalkınacak. Türkiye artık çok daha güçlü bir barış ve kardeşlik zemini üzerinde yükselerek yoluna devam edecek.


EKONOMİK VE SOSYAL GELECEK

Barış ile birlikte yeni yatırımların önü açılacak, bölge halkı iş ve aş imkanına kavuşacak. Şırnak’ta, Batman’da, Diyarbakır’da çıkan petrol Türkiye’nin enerji bağımsızlığını güçlendirecek. Doğu ve Güneydoğu Anadolu yeniden bereketin, üretimin, kalkınmanın merkezleri olacak.

Toplumsal psikolojimiz iyileşecek; korkuların, endişelerin yerini umutlar ve hayaller alacak. Türkiye artık yalnızca ekonomik olarak değil, sosyal olarak da birliğini yeniden tesis edecek ve barışı kurumsallaştıracak.


ETLE TIRNAK GİBİ BİR MİLLET

Bu tarihi süreç çok açık bir hakikati bir kez daha gözler önüne serdi: Türkler ve Kürtler ayrılmaz bir bütündür; etle tırnak gibidir. Bu kardeşliği zedelemek isteyen terör, başarısız oldu. Bundan sonra da başaramayacaktır. Barış, hem Türklerin hem Kürtlerin ortak kazanımıdır; geleceğe birlikte yürümenin adıdır.

Artık geçmişten ders çıkararak ilerlemeli, bir daha bu milletin evlatlarını birbirine kırdırmamalıyız. Silahların sustuğu Türkiye’de artık fikirler konuşacak, yeni yatırımlar yapılacak, kardeşlik filizlenecek. Bu ülkenin her karışı, her insanı birbirine emanettir.

Barış süreci, Kürtlerin haklarının anayasal teminat altına alındığı, eşit vatandaşlık temelinde bir ortak yaşamın inşa edildiği yeni bir dönemin de başlangıcıdır. Geçmiş acılar artık geleceğin barışına, ortak geleceğimize rehber olacaktır.

Unutulmamalıdır ki, bu kazanım yalnızca Türkiye için değil, aynı zamanda Ortadoğu için de tarihî bir örnektir. Türkiye artık kardeşliğin, barışın ve birliğin öncüsü olacaktır.


UNUTMAYIN,

“Barış, bu milletin gerçek zaferidir; çünkü Kürt’üyle Türk’üyle biz, ayrılmaz bir et ve tırnağız.”