Yeşilyurt ilçesinin bağ ve bahçeleriyle bilinen Taftacık semti yolunda, Davullupınar mevkisinin tam karşısına düşen ve yöre halkı tarafından "Gelin Yurdu" ya da "Düğün Yurdu" olarak anılan düzlük, Anadolu'nun en sıra dışı göç hikayelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Yöre sakinlerinin tarım arazilerini işlerken toprak altından çıkardığı çanak çömlek parçaları, bu ıssız düzlüğün bir zamanlar aktif bir yerleşim alanı olduğunu somut olarak kanıtlıyor.

Ortak Yaşamın Sarsılmaz Kuralı

Geçmişte bu bölgede yaşayan halk, kendi aralarında eşine az rastlanır, katı bir birliktelik ve dayanışma kuralı geliştirmişti. Topluluğun en dikkat çeken sosyal sözleşmesi beslenme alışkanlıkları üzerine kuruluydu. Her öğünde istisnasız olarak tüm evlerde aynı yemek pişiyordu. Hangi yemeğin yapılacağı, o gün ağanın kızı tarafından evden eve dolaşılarak duyuruluyor, belirlenen menünün dışında hiçbir ailenin tenceresine farklı bir aş konulmuyordu. Tüm düğünler ve eğlenceler de yine bu düzlükte, herkesin katılımıyla ortaklaşa yapılıyordu. Hatta yöre halkının anlatımlarına göre, geç saatlerde bölgeden geçen bazı Yeşilyurtlular, bu düzlükte ellerinde alevli odunlarla dans eden kısa boylu gizemli silüetler gördüklerini iddia ederek alanın folklorik dokusunu daha da derinleştiriyor.

Bir zamanlar kayısı kokuyordu! Bostanbaşı nasıl "beton mezarlığına" dönüştü?
Bir zamanlar kayısı kokuyordu! Bostanbaşı nasıl "beton mezarlığına" dönüştü?
İçeriği Görüntüle

İhlal Edilen Kural ve Kendi Evini Yıkan Köylüler

Yıllarca süren bu mutlak sosyal uyum, dışarıdan gelen bir gelin ile geri dönülemez biçimde bozuldu. Başka bir köyden gelin gelen genç kadın, kocasının evdeki değişmez yemek kuralı hakkındaki kesin uyarılarını dikkate almayarak, bir gün canının çektiği farklı bir yemeği pişirdi.

Akşam saatlerinde kocasının eve gelmesiyle birlikte, tenceredeki farklı yemeğin görülmesi büyük bir infiale yol açtı. Kendi evinde farklı bir yemeğin kaynadığını gören adam, bu durumu toplumsal birliğe yapılmış büyük bir ihanet olarak değerlendirdi. Eline aldığı kazmayla kendi evini yıkmaya başlayan adamın, "Aş karıştı, iş karıştı!" şeklindeki feryatları kısa sürede tüm yerleşkede yankılandı.

Durumu fark eden diğer sakinler, yemeğin değişmesiyle birliğin ve düzenin artık onarılamaz biçimde bozulduğuna kanaat getirerek kuralı bozan aileye tepki göstermek yerine, topluca göç etme kararı aldı.

Bütün evler bizzat kendi sahipleri tarafından kazmalarla yıkıldı. Sökülen ahşap taşıyıcı direkler ve sağlam kalan eşyalar toplanarak bölge terk edildi. Topluluk, o dönem sazlık ve bataklık bir yapıya sahip olan, ancak eski yurtlarını yüksekten net bir şekilde görebilecekleri, günümüzde "Tepecik" olarak bilinen alana yerleşti.

Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ