Görünüşü kaba saba olmasına rağmen düğünlerin baş köşesinde yer bulan,"kanber" misali özellikle zengin düğünlerinin olmazsa olmazı bir kişilikti.
Çok güzel halay çeker, çok güzel oyunlar oynar, hele rakı kadehini başının üstüne koyup düşürmeden oynadığı, yaşına göre hareketli sayılabilecek öyle güzel bir oyunu vardı ki, bütün izleyenleri pür dikkat izlemeye sevk eder, salonda çıt çıkmaz, oyunun sonunda başındaki rakı kadehini, kıvrak bir hareketle alıp içtiği sahne final sahnesi olur, salon alkıştan kırılırdı. Düğünün en hatırlı misafiri kimse onun masasında oturur, masadan kahkahalar düğün sonuna kadar eksik olmazdı.
Fakir-fukarayı pek sevmezdi, pragmatizm onun için bir hayat felsefesiydi.
Ünlü bir ağanın çok güzel bir tesbihi vardır, ağanın sağlığında çok uğraşmış, bir türlü tespihe sahip olamamıştır. Ağanın öldüğünü duyar duymaz soluğu köyde alır, köyün meydanında kendini paralarcasına, yerden yere atarak;
-"Vallahi almam, billahi almam, sen olmadıktan sonra tespih benim neyime" diyerek dövünmeye başlar.
Ağanın çocukları gelir, “Nedir bu halin emmi?” diye sorunca bizimki başlar anlatmaya, güya ağa sağlığında vasiyet etmiş, ben ölürsem tesbihim senindir diye. Konu hanım ağaya iletilir, kimse böyle bir vasiyetten haberdar değildir.
Aile meclisi toplanır, koskoca Adam yalan söyleyecek değil ya, ağa alkollü iken böyle bir vasiyet etmiş olabilir, bir de ağa toprağında rahat uyusun diye o değerli tesbih kendi elleriyle köy meydanında hala dövünmekte olan adama verilir.
Arkadaşlarıyla otururken, vakit akşama yakın kerahat vakti gelmiş, nasıl etmeli diye düşünürken, birden;
“-Pınarbaşı'na gidelim demeyesiniz ha!” diyerek onların aklına düşürür. Karar verilir, Pınarbaşı'na gidilecektir, fakat plan bitmemiştir.
- "Arkadaşlar Pınarbaşı tamam ama biraz içince sakın ola Antebe gidek demeyesiniz ha!"
Plan işlemektedir Pınarbaşı'nda kaşıntı başlamış Antep konusu açılmıştır, bizimki devreye girer
-"Arkadaşlar, Antep tamam ama ordan sakın ola Soğukoluğa gidek demeyesiniz ha!"
Velhasıl sabaha karşı kendilerini İskenderun’da bulurlar, plan tıkır, tıkır işlemiştir.
Bu adamı merak ettiniz değil mi?
Bu anlattığım gerçek olay gibi birçok enteresan olayın kahramanı, gerçek adını çoğu kimsenin bilmediği ve merak da etmediği Malatya'da belli bir yaşın üstündekilerin çok iyi bildiği HACI Bici’den başkası değildir.
Böylesi insanların maalesef nesli tükendi.
Hiçbir sorununu karşıya bildirmeyen herkese pozitif enerji yayan görevi karşısındakini mutlu etmek olan bu insanların içerisinde ne fırtınalar koptuğunu, dertlerini, sorunlarını, öğrenme imkanımız kalmadı.