Yeni Malatyaspor ile ilgili daha önceki yazılarımda ‘hep iyimser olayım, yapıcı olayım, artık belli bir yaşa gelmişiz, bu camiada görmediğimiz şey kalmadı, birazda bu şekilde davranayım’ dedim ama bu futbol çok farklı bir dünyaymış.

Bir yerden sonra adamı konuşturuyorlar, söyletiyorlar en sonunda.

Bu takım 27 puan topladı ve hala her şeye rağmen zirve ortağı. Bunu sağlayan bu teknik heyet, bu yönetim, bu futbolcular ve büyük Malatyaspor taraftarı hepsine eyvallah.

Ama bu takım son 5 haftada kazanamadı sevgili dostlar. Ve resmen herkesin ‘zorlu maçlar başlayınca Malatya’yı görün işin rengi asıl o zaman ortaya çıkar’ demesine rağmen kazanamadı. Son Adana Demir müsabakasına kadar herkes bilir daima yapıcı oldum, ufak tefek şeyleri görmeyelim dedim.

Dedim de bakıyorum ki biz destek verip bazı şeyleri görmezden geldikçe bazı futbolcular burayı çiftlik sanmaya başlamış. Kusura bakmayın beyler; biz burada ne topçuları, ne adamları, ne hocaları gördük. 27 puan toplayıp bu takımı liderlik potasına getirdiniz diye size ölene kadar minnet edecek değiliz.

Futbolda İngiltere’den Japonya’ya kadar da gitseniz 5 hafta kazanamayan bir takımın hocası da futbolcusu da eleştirilir kardeşim. Hele de şampiyonluğa oynayan bir takımda bu daha büyük bir sorundur.

Geliyorum Adana Demir maçına...

İlk olarak İrfan hocanın, İrfan Başaran – Mba tercihine takıldım. Herkes kendi kafasından ‘şu niye yok bu niye yok’ diyebilir. Ancak bir gerçek var. Bu tür kötü ve zor şartlarda dayanıklı, güçlü ve ayakta kalabilen oyuncu ile sahada olursun. Şimdi ben soruyorum bu özellikler bu zemine uygunluk İrfan da mı var Mba da mı?

İkinci olarak Amutu – Murat Akça değişikliği var. Tamam bu bir zorunlu değişiklikti sakatlıktan dolayı peki sevgili hocam; neden Amutu yerine bir başka forvet oynamadı. Mesela Sinan ya da Eren olamaz mıydı? Sen öndeki adamı çıkarıp yerine savunma adamı alırsan onlar da oyunu Malatya yarı alanına yığar. Malatya forvetsiz kalınca Adana Demir savunmada rahatladı. Denilebir ki; ‘Dialiba oraya geçti, forvet o oynadı. Kusura bakmayın ama sayıca hücumcumuz azaldı sahada ve oyun bizim yarı alanımıza döndü. Ha bi de Dialiba’nın bazen sol beke geçmesi muhabbeti var. Yav adamın ligde 10 golü var, en büyük gol umudumuz savunmaya geçiyor, bunun izahı var mı?

Ya Yeni Malatyaspor yönetimine ne demeli. Millet lobisiyle gücüyle yarım yamalık statlarda Göztepe gibi, bitmemiş suyu musluğu olmayan statlarda Eskişehir gibi maç oynatıyor. Biz ise -15 derecede buz pisti gibi zeminde maç oynatan federasyona en ufak bir ikaz da bulunmuyoruz, onlar ne derse tamam diyoruz. Hiç darılmasınlar gücenmesinler bu konuda sınıfta kaldınız. Dost acı söyler! Bu maçı yönetimin eğer birazcık gücü ve lobisi olsa ya Pazar 13.30’a ya da Cumartesi’ne aldırırdı. Bunları önceden görüp, Çarşamba günkü kardan dolayı önleminizi alamıyorsanız bana hikâye anlatmayın.

Sıra geldi futbolculara!

Ey arkadaşlar, futbolda ne zamandan beridir 5 haftadır kazanamayan takımın topçuları yönetimle bir sonraki maçın prim hesabını yapıyor? Hayırdır spor ahlakı değişti de bizim mi haberimiz yok! Gerçi Eskişehir maçında hovardaca 2. sarı kartı görüp, takımını eksik bırakan Caner’e, Giresun maçında alakasız bir pozisyonda çift dalıp kırmızı kart gören Sadık’a sessiz kalan yönetimle pazarlık da yapılır, hesap ta sorulur! Bu konuda kulübümüzde ciddi bir yönetimsel otorite eksikliği ve boşluğu var.

5 haftalık kayıp serisinden dolayı eleştiriyoruz. Yoksa genel tabloda 15 hafta 27 puan, zirve ortağı olmanın bir başarısızlığı yok. Bence Bolu maçı dönüm olur. Kim ne derse desin kredisi sınırsız bir hoca da yönetim de olmaz. Bolu maçı sonucu bu kulüpte her şeyi belli eder...