Yirmibeş otuz yıl öncesine kadar, Türkiye'nin her yöresinde, dili tatlı, anlattığı zevkle dinlenenen, biraz mübalağa yapan...!
Yirmibeş otuz yıl öncesine kadar, Türkiye’nin her yöresinde, dili tatlı, anlattığı zevkle dinlenenen, biraz mübalağa yapan…! Tabir-i amiyane ile “palavracı” denilen nüktedan ve çok zeki insanlarımız vardı.

Değişen hayat tarzları, televizyon, vs sebebiyle sayıları yok denecek kadar azalan özel insanlardan biridir Berber Ziya.

Berber Ziya öyle ince zeka ürünü olaylar anlatır ki inanmanız mümkün değildir ama yahu böyle de olmaz ki diyemezsiniz. Zevkle dinlersiniz ancak. Olay kışın başlar yazın biter fakat siz sadece dinlersiniz. Zaten o da sizin inanmadığınızı bilir ama amacı kimseyi dolandırma değil eğlendirme olduğu için kimse soru dahi soramaz.

Berber Ziya’nın en önemli özelliği, Napolyon’dan, Atatürk’e, Lenin’den İsmet Paşa’ya, Putin’den Obama’ya kadar tüm dünya liderleriyle dost olmasıdır…!

Erzurum’un Teyo emmisi ne kadar önemli ise Berber Ziya’da Malatya için o kadar önemlidir…

Teyo emminin dediği gibi bizde yalan da yok hilafta yok sözü, Berber Ziya için de geçerlidir. Onun anlattıklarında da ne yalan vardır ne de hilaf…!!!

Anlattığım hikayeleri okuyanların bu Berber Ziya değil…!, bizim “Havlucu Mehmet”, yok yahu bizim Hacı Dayı bu … dediklerini duyar gibiyim.

İsmi ne olursa olsun, önemli mi? Malatya’da Berber Ziya, Türkiye genelinde Havlucu diye tanınan bir değerimizdir.

Berber Ziya’nın hikayelerinden bazılarını hatırlayalım isterseniz;

Günlerden bir gün İsmet Paşa Ziya’yı Ankara’ya çağırır. Görev çok önemli ve çok gizlidir. Paşanın güvenebileceği tek kişi hemşehrisi Berber Ziyadır.

İsmet Paşa Ziya’ya;

“Ziya, atla şu savaş uçağına git şu gizli görevi yap. Görev çok tehlikeli ve önemli senden başka güvenecek kimsem yok. Sonuçta şehit olmak var”

(Görev devlet sırrı olduğu için Berber Ziya tarafından açıklanmıyor)

Berber Ziya;

“Başım gözüm üstüne İsmet! Ama benim fukara bir anam var, izin ver gidip elini öpüp helallık alayım. Sonuçta dönmemek var, dönüp görmemek var”

İsmet Paşa;

“Ziya, görev çok acil, vakit yok, derhal vazifeye”

deyip kestirip atınca Ziya çarnaçar fantoma biner, görev yerine gitmek için marşa basıp havalanır. Fakat kardan, fırtınadan göz gözü görmemektedir. Olanları izleyen İsmet Paşa, genel kurmay başkanına dönerek, bu kar fırtınasından ancak Berber Ziya gibi usta bir pilot uçağını tereyağından kıl çeker gibi çıkarır…!!! diyerek Berber Ziya’ya ne kadar güvendiğini gösterir.

Görev yerine gitmek için havalanan Ziya, bir de ne görsün. Rota köyünün üstünden geçmiyor mu!. Anası da kaysıları silkelemiş dama sermek için çıkmamış mı !(Ankara’da kış, Malatya’da yaz)

Anasının hasretine dayanamayan, Berber Ziya bu fırsatı kaçırır mı, hemen dama pike yapıp dama yaklaşıp camı açıp anasına seslenmiş;

“Ana hakkını helal et İsmet! beni gizli bir göreve gönderdi, ver elini öpem, hakkını helal et”

deyip anasının elini öpüp hayır duasını aldıktan sonra camı kapatıp kalkışa geçmiş ve verilen görevi başarıyla yerine getirmiştir.

Selam olsun Malatyamın güzel insanlarına…