Televizyonsuz günlerde yaşadığı için, yeni kuşaklara onun görüntüsünü, nasıl yürekten söylediğini, cümbüşü nasıl ustalıkla çaldığını gösterme şansımız maalesef artık yok.

Babamın çocukluk arkadaşı olması sebebiyle çok küçük yaşlardan itibaren Bedo'yu görme ve tanıma imkanım oldu.

Bedri Karahan, nam-ı diğer Topal Bedo Malatyalıların yakından tanıdığı bir sanatçımız olduğu için ben herkesin bildiği hayat hikayesinden ziyade bilinmeyen ve insanları gülümseten yönlerini anlatmaya çalışacağım.

Rahmetli babamla dostlukları çok eskiye dayandığı için birbirlerinden saklı gizlileri pek olmazdı.

Evinde geçen bir olayı şöyle anlatmıştı;

Televizyonun tek kanallı, haberlerin, ajans olduğu günler,

Sevgili eşi Zabite hanım ajans dinlemeye çok meraklıdır.

-"Akşam saat sekiz de ajans zamanı bizim evde sığhı yönetim var, kimse gonuşamaz, gonuşanoldumu zılgıtı yer, çünkü avrat gözlerini televizyondan ayırmadan pür dikkat ajans dinliyi. Ben de ajansın bitmesini bekliyim ki bi kaşık bi şey hazırlaya da yiyem".

"Saat dokuza doğru ajans bitiyi tam diyim ki tamam artık yemeğimi yiyebilirim, ve...

Arvat bana dönüyü diy ki "Ne deddi "...

-Ula ......ajansı ben mi dinledim sen mi" ...

Bize geldiğinde sormuştum, abi Sivas'a giderken Antep nasıl oluyorda yoluna düşüyor diye?

Cevap muhteşemdi,hemşehrimiz Zehra Bilir, Türkü Ana'yı kastederek,

-"O mandaya söğüt dalında yuva yaptırıyıbi şey demiysiniz de, bizim Antep'e laf ediysiniz".

-"Şaka bi yana gasedimi Antepli de alıyı Sivaslılar da alıyı diyerek", ekonomik bir strateji yaptığını söylerdi.

Çok mukallit ve çok şaka kaldıran biriydi.

Düğünüm evimizin bahçesinde yapılmış ve üç gün sürmüştü. Bedo da üç gün akşamları hem çalmış hem söylemiş ve de arkadaşlarının yaptığı şakalara tahammül etmişti. Bir ara nasıl olduysa Bedo’yu havuza atmışlar, biçareyi havuzda çırpınırken gördüğümü hatırlıyorum.

Şehir sinemasının yanında saz dersi verdiği bir küçük dükkanı vardı. O dönem son zamanlarda bindiği sakat motosikleti yok, birilerinin itmesine gerek duyulan ilkel bir bisiklet kullanıyor.

Malatya'da Ali Dayı diye bilinen benim gerçek dayım olan rahmetli Ali İstanbulluoğlu anlatmıştı.

Bedo’yudükkandan çarşıya götürürken HüseyinbegKörpüsü’nün başında sigara almak için BulbüloğluBakkaliyesi’nin orada durunca, bir anlık dalgınlık sonucu araba birden hareket ediyor.

Zavallı Bedo bağıra bağıra son hızla Kışla Caddesi’nden aşağı doğru iniyor, üstelik gitgide hızlanarak,

Bedo'nunyanlız direksiyonu tutma şansı var, ayak da pedala yetişmiyor

Allahtan trafik yoğun değil geçen araba yok denecek kadar az.

Ta eski Cumhuriyet ve Güneş bakkaliyelerinin önünde dükkana dalacakken biri can siperane bir şekilde bisikletin önüne geçiyor da, ufak tefek sıyrıklarla büyük bir faciayı atlatıyor.

O dönem pavyonlarda kavga çok sık görülen bir olay, arkadaşlarının pavyonda kavgası sırasında Bedo çaresiz seyrederken, artık canına tak etmiş olacakki,

-"Ula Ahmet beni gucağına alda, şu namussuza iki tenede ben vuram" ...

Tekel sigara fabrikası santralinde çalıştığı günlerde, Tekelin karşısındaki bir yakını mındükkanına Tekel fabrikası müdürü gelir, sohbet muhabbet derken vakit akşam olur, bir iki bira derken, rakıda karar kılarlar.

Yakınım, müdür beye Bedo'nun gelmesinde bir sakınca olup olmadığını sorar, olumlu cevap alınca Bedo'ya telefon açar ve sazını da alıp gelmesini söyler.

Bedo gelir ve son derece saygılı bir şekilde içeri girer, müdür beye saygılarını sunduktan sonra, uslu bir çocuk edasıyla, bir köşeye geçer sessizce oturur.

Müdür beyin izniyle Bedo'ya bir duble rakı doldururlar,

Bedo, sağlığınıza müdür bey diyerek içer, ikinciyi doldururlar

Bedo, sağlığınıza begim diyerek içer, üçüncüyü doldururlar

Bedo, yarasın gardaşıma diyerek içer, dördüncüyü doldururlar

Bedo, yarasın ulan...

Beşinciden sonrayı ne siz sorun ne ben söyleyim...

Hem söz yazarı hem bestekar olarak şehrimizin yetiştirdiği en önemli kişilerden biridir. Yaptığı besteler bugün bile birçok ünlü sanatçının repertuvarında yer almaktadır. Canı kadar sevdiği müzikten istediği maddi katkıyı göremeyen Bedo, Tekel sigara fabrikası, santralinde çalışmaya başladıktan sonra maddi olarak rahatlamıştır.

Tam rahat bir hayat yaşamayı umarken bir temmuz akşamında ecel onu maalesef aramızdan ayırdı.

Bir değerimizi daha andık ve de hatırlattık...

Yakınlarının başı sağ olsun...

Ruhu şad mekanı cennet olsun...

Selam olsun Malatya'mın güzel insanlarına...