Türkiye, kritik bir eşikten geçiyor. Yıllardır süren acıların, gözyaşlarının, kayıpların ardından devlet aklı, bu coğrafyada artık yeni bir sayfa açmanın eşiğinde. Uzun zamandır kapalı kapılar ardında şekillenen, ancak bugün tüm dünyanın gözü önünde yürütülen yeni çözüm süreci, aslında bir milletin kaderini değiştirecek kadar büyük bir stratejik hamle olarak karşımızda duruyor.

Bu sürecin en önemli mimarlarından biri de kuşkusuz Devlet Bahçeli. Onun duruşu, sözünün eri oluşu ve devlet adamı kimliği, sürecin samimiyetle ilerlemesini sağlayan en önemli etkenlerden biri. Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği, devlet aklının dirayeti ve milletin sağduyusuyla bu kez barışa daha yakınız.

Ancak bu sürecin başarılı olması, yalnızca Türkiye’nin iç dinamikleriyle değil, uluslararası dengelerle de doğrudan bağlantılıdır. Çünkü Türkiye’nin barışa ulaşması, güçlü bir aktör olarak yükselmesi demektir ve bu durum hem Batı’yı hem de Türkiye’nin çevresindeki bazı devletleri ciddi şekilde rahatsız etmektedir.

DEVLET BAHÇELİ: SİYASETİN ÖTESİNDE BİR DEVLET ADAMI

Türk siyasi tarihinde belki de en net çizgilerle duruş sergileyen isimlerden biri olan Devlet Bahçeli, bu süreçte büyük bir sorumluluk üstlenmiş durumda. Daha önceki dönemlerde de milli meselelerde geri adım atmayan, kişisel veya partisel çıkarlar uğruna devleti riske etmeyen Bahçeli, bugün de aynı kararlılığı sergiliyor.

Onun bugünkü @açıklamaları, Öcalan’ın ifadeleriyle birlikte düşünüldüğünde, sürecin hiçbir ön şarta dayanmadığını gösteriyor. Bu, Türkiye’nin kendi gücüyle, kendi iradesiyle ve en önemlisi, kendi devlet aklıyla çözümü gerçekleştirdiğinin en büyük göstergesidir.

Bahçeli, Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü esas alarak, bölgesel ve uluslararası gerçeklikleri de dikkate alarak bir yol haritası çiziyor. Terör örgütünün silah bırakması, Türkiye’nin hem içeride hem dışarıda güç kazanmasını sağlayacak. Bahçeli’nin bu süreçteki önemi, sadece bir siyasetçi olarak değil, devletin varlığını her şeyin üstünde tutan bir şahsiyet olarak ortaya çıkıyor.

ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİ: KARARLILIK VE GÜÇLÜ OTORİTE

Recep Tayyip Erdoğan, yıllardır süren mücadelede en çok yükü sırtlanan lider olarak dikkat çekiyor. Onun otoritesi, devletin çözüm sürecini başarıyla tamamlaması için en önemli güç unsuru. Bugün bölgesel dengeleri değiştiren, küresel siyasette söz sahibi olan bir Türkiye varsa, bunda Erdoğan’ın siyasi zekâsı ve kararlılığının payı büyüktür.

Yeni çözüm süreci, geçmişteki hatalardan ders çıkarılarak, çok daha sağlam bir zeminde ilerliyor. Artık süreci yöneten sadece siyasi partiler değil, doğrudan devletin kendisi. Erdoğan’ın liderliği, Bahçeli’nin stratejik aklı ve devletin güçlü refleksiyle, bu defa Türkiye’nin bütünlüğünü güçlendirecek kalıcı bir barışın temelleri atılıyor.

BATI VE BAZI KOMŞULARIMIZ NEDEN BU SÜREÇTEN RAHATSIZ?

Türkiye’nin barış sürecini başarıyla tamamlaması, uluslararası dengeleri derinden sarsacak bir gelişme olacaktır. Çünkü Batı, özellikle de Amerika ve Avrupa’daki bazı güç odakları, Türkiye’nin sürekli olarak iç meseleleriyle meşgul olmasını ister.

Bugüne kadar terör örgütlerine verilen destek, yalnızca sözde “demokratik haklar” bahanesiyle açıklanamaz. Asıl amaç, Türkiye’yi sürekli olarak içeride krizlerle meşgul etmek, enerjisini tüketmek ve böylece küresel bir güç olmasının önüne geçmektir.

Ayrıca, Türkiye’nin çevresindeki bazı ülkeler de bu sürecin başarılı olmasını istememektedir. Türkiye’nin güçlü bir ülke olarak yükselmesi, bölgesel dengeleri değiştirecek ve bazı ülkelerin mevcut politikalarının sonunu getirecektir.

Bu yüzden, Türkiye’nin çözüm sürecini tamamlaması, sadece bir iç politika meselesi değil, aynı zamanda küresel dengeleri değiştirecek büyük bir stratejik adımdır.

TÜRK-KÜRT KARDEŞLİĞİ: BU TOPRAKLARDA AYRILIK OLMAZ, OLAMAZ

Bu süreç, sadece devletin değil, milletin de süreci. Türk ve Kürt halkları binlerce yıldır aynı coğrafyada, aynı kaderi paylaştılar. Kimi zaman aynı sofrada oturdular, kimi zaman aynı cephede omuz omuza savaştılar. Aralarına kin ve nefret tohumları ekilmeye çalışılsa da her zaman kardeş olduklarını hatırladılar.

Bugün yeni bir başlangıcın eşiğindeyiz. Türkiye’nin bölünmeyeceği, aksine daha da güçleneceği bir barış ortamı oluşturuluyor. Hiçbir siyasi hesap, bu kardeşliğin önüne geçmemeli. Bu süreçte herkesin yapıcı bir rol üstlenmesi, ülkenin geleceği için tarihi bir zorunluluk.

YENİ ÇÖZÜM (BARIŞ) SÜRECİ TAMAMLANIRSA TÜRKİYE’Yİ NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR?

1. Güçlü Ekonomi: Terörün bitmesiyle birlikte, Güneydoğu başta olmak üzere Türkiye’nin her bölgesinde ekonomik kalkınma hızlanacaktır. Yeni yatırımlar, yeni projeler ve büyük kalkınma hamleleri için ortam sağlanacaktır.

2. Bölgesel Liderlik: Türkiye, Orta Doğu’da ve Kafkasya’da daha etkin bir güç haline gelecek, bölgesel krizlerde daha aktif bir rol oynayacaktır.

3. Savunma Sanayii ve Güvenlik: İç tehditlerin ortadan kalkmasıyla birlikte Türkiye’nin savunma sanayisine ve güvenlik politikalarına daha büyük yatırımlar yapması mümkün olacak, ordumuz daha da güçlenecektir.

4. Dış Politika ve Küresel Etki: Türkiye, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte daha güçlü bir aktör haline gelecektir. Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerde daha sağlam bir pozisyon alırken, Türk dünyasıyla entegrasyon sürecini hızlandıracaktır.

TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASINDAYIZ

Türkiye, bugüne kadar pek çok kritik eşiği atlattı. Ancak bugün geldiğimiz nokta, belki de en önemlisi. Devlet Bahçeli’nin stratejik aklı, Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve milletin sağduyusu ile bu kez barışa çok daha yakınız.

Ve unutulmamalıdır ki: “Bu topraklarda ayrılık olmaz, çünkü biz bir milletiz, tek yüreğiz!”

Saygılarımla!