Bertrand Russell’ın şu meşhur sözü, insanlık tarihinin bilgi ile cehalet arasındaki en temel çatışmasını özetliyor: “Akıllılar hep kuşku içindeyken, aptallar küstahça kendinden emindir.” Bu ifade, bilginin doğasındaki tevazuyu ve cehaletin cüretkârlığını açıklıyor. Ancak, bilgiye ulaşmanın, özellikle zorluklar içerisinde mücadele eden biri için nasıl bir aydınlanma sunduğunu da anlamak gerekiyor. Eğitim, yalnızca bir bireyin değil, toplumun ve insanlığın kurtuluş anahtarıdır.

Benim eğitim serüvenim, zorluklarla dolu bir yolculuktu. Ancak bu süreç bana eğitimin sadece bir diploma ya da meslekten ibaret olmadığını, aynı zamanda insanı insan yapan en büyük güç olduğunu öğretti. Bugün bir avukat ve bir yazar olarak, eğitimin hayatımı nasıl şekillendirdiğini ve bana kattığı değerleri sizinle paylaşmak istiyorum.

EĞİTİMİN DOĞASINDA VAR OLAN MÜCADELE

Eğitim, pek çok insan için doğal bir hak gibi görünse de bazıları için çetin bir mücadele anlamına gelir. Maddi imkânsızlıklar, toplumsal baskılar ve çevresel koşullar, eğitim yolculuğunu zorlu hale getirir. Ben de bu engellerin pek çoğunu yaşadım.

İlkokul yıllarımda köy okulunda okudum ve ailemin yanındaydım. Ancak ortaokul ve lise dönemlerinde eğitime devam etmek benim için büyük bir çabayla mümkün oldu. Beydağı mahallesinde tek göz odada beş öğrenci olarak bir arada yaşıyorduk; ders çalışmak için sessiz bir köşe bulmak bile zordu. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle çoğu zaman eski kitaplarla idare etmek zorunda kaldım. Buna rağmen, içimdeki öğrenme arzusu ve daha iyi bir gelecek kurma hayalim beni her zaman motive etti.

Bu zorluklar bana sabrı, sebatı ve mücadelenin önemini öğretti. Her bir güçlük, eğitimin insanın içindeki potansiyeli açığa çıkaran bir süreç olduğunu anlamama vesile oldu.

İSLAM’DA EĞİTİMİN YERİ VE İLHAM GÜCÜ

Zorluklarla dolu eğitim hayatım boyunca, İslam’ın ilme verdiği önem benim için ilham kaynağı oldu. İlk vahiy olan “Oku!” (Alak Suresi, 96:1) ayeti, insanın en temel görevlerinden birinin öğrenmek olduğunu hatırlattı. Peygamber Efendimiz’in (sav) “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz” sözü, bu yolculuğun asla bitmediğini öğütledi.

Hazreti Ali’nin “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü, eğitimin kutsallığını ve öğretmenlerin değerini anlamamı sağladı. Bu anlayış, öğretmenlerime ve bana bilgi yolunu açan herkese derin bir minnettarlık duymama vesile oldu.

EĞİTİMİN AVUKATLIK MESLEĞİME KATKILARI

Eğitim, bugün bir avukat olarak icra ettiğim meslekte bana paha biçilemez kazanımlar sağladı. Hukuk, temelde adaleti sağlama amacına hizmet eder. Ancak adalet, yalnızca yasaları bilmekle değil, insanı anlamakla mümkün olur. Eğitimim sayesinde, insanları dinlemeyi, farklı bakış açılarına açık olmayı ve sorunlara analitik bir yaklaşımla çözüm bulmayı öğrendim.

Hukuk eğitimim sırasında, bilgiye ulaşmanın ne kadar değerli olduğunu fark ettim. Bir davayı kazanmak için yalnızca kanunları bilmek yetmez; olayların arka planını anlamak, etik bir bakış açısına sahip olmak ve hakkaniyeti gözetmek gerekir. Eğitim sürecim, bana bu nitelikleri kazandırdı. Bugün bir avukat olarak, adalet için mücadele ederken bilgimi ve kazandığım tecrübeleri toplum yararına kullanabiliyorum.

EĞİTİMİN YAZARLIK SERÜVENİME ETKİLERİ

Eğitim, yazarlık serüvenimde de önemli bir rol oynadı. Yazı yazmak, yalnızca kelimeleri bir araya getirmekten ibaret değildir; aynı zamanda düşünceler arasında köprüler kurmaktır. Bir yazıyı yazmak için bir çok argümandan faydalanmak gerekiyor. Ancak eğitimim, bana eleştirel düşünmeyi, olaylara farklı açılardan bakmayı ve insanlık tarihine dair derin bir anlayış geliştirmeyi öğretti.

Yazılarımda topluma ışık tutmayı, insanların ruhuna dokunmayı ve onları düşünmeye sevk etmeyi hedefliyorum. Bertrand Russell’ın bilgiyi tevazuyla harmanlayan bakış açısı, yazarlık yolculuğumda ilham kaynaklarımdan biri oldu. Eğitimim sayesinde, kelimelerle bir dünya inşa edebiliyor ve okuyucularımla anlamlı bir bağ kurabiliyorum.

ŞÜPHE VE CEHALET ARASINDAKİ FARK

Eğitim, bana bilginin tevazusunu ve cehaletin cüretini öğretti. Gerçek bilgi, insanı sorgulamaya iter: “Ya yanlış biliyorsam?” sorusu, bilgiye sahip olan herkesin zihnini meşgul eder. Bu şüphe, insanı daha derinlemesine düşünmeye ve öğrenmeye teşvik eder.

Öte yandan, cehalet, sorgulama alışkanlığı olmayan bireylerin küstah bir özgüvene sahip olmasına yol açar. Eğitimim, bu farkı anlamamı sağladı ve bilgiye dayanan bir cesaretin, küstah cehaleti nasıl yenebileceğini öğretti.

SONUÇ OLARAK EĞİTİM AYDINLIĞA ÇIKAN YOLDUR

Eğitim hayatımdaki zorluklar bana şu gerçeği öğretti: Eğitim, yalnızca bireysel bir başarı değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. İslam’ın ilme verdiği önem ve modern dünyanın ihtiyaçları bir araya geldiğinde, eğitimin insanı nasıl yüceltebileceğini daha iyi anladım.

Bertrand Russell’ın sözünü bir kez daha hatırlayalım: “Akıllılar hep kuşku içindeyken, aptallar küstahça kendinden emindir.” Ancak bilgiye dayanan bir cesaret, cehaleti aşacak ve insanlığı daha iyi bir geleceğe taşıyacaktır.

Bugün bir avukat ve bir yazar olarak, eğitimin hayatıma kattığı değerleri her gün daha fazla anlıyorum. Zorluklarla mücadele eden herkes için şunu söyleyebilirim: Eğitim, hayatınızın en büyük kazancı olacaktır. Çünkü eğitim, insanı karanlıktan aydınlığa çıkaran yegâne kapıdır. Ne olursa olsun, bu kapıdan geçmeyi asla bırakmayın.

Saygılarımla…

04.01.2025

Avukat Mehmet Ali Köroğlu