Merhaba sevgili BUSABAH okurları;

Daha önceki yazılarımızda yapılan araştırmalarla duyu algılarımızın 5 değil 7 olduğunu dile getirmiştik. Bilim adamlarının insanlar üzerine yapmış olduğu çalışmalar sonucu 2 tane daha duyu organını keşfettiklerinden bahsetmiştik.

Bunlardan biri olan vestibüler sistem, yani denge olduğunu açıklamıştık. Şimdi ise 2. keşfedilen duyu organı, yani “içalgı”dan (konum ve pozisyon) bahsedeceğiz.

İçalgı, bir diğer adıyla içsezi, uzam ve nesneleri anlamak ve idare etmek için beyin ve vücudun birlikte çalışmasını sağlar. Kısaca anlatmak gerekirse içalgı, vücudun pozisyona dair algısıdır. Eklemlerin uzamdaki pozisyonu, konumu, gerginliği, basıncı ve hareketini bu sistemin aracılığıyla duyumsarız. Eklem ve kaslardan gelen bu bilgiler, başka duyular ile de birleşerek bir sonraki hareketin planlanmasına katkıda bulunur.

Yetişkinler için bu otomatik ve sezgiseldir. Bir aralıktan geçip geçemeyeceğinizi düşünmeden bilirsiniz. Merdivenlere bakmadan çıkabilirsiniz. Bir kapıyı açmak için ne kadar güç harcamanız gerektiğini hisseder ve ona göre güç harcarsınız. Geceleri yataktan düşmezsiniz. içalgı sensörleriniz (kas, tendon ve bağ dokuların içinde bulunur) yıllar içinde yaptığınız pratikler, uzam ve nesnelerle yaşanan deneyimler ve günlük hareketler ile bu navigasyon becerilerini geliştirmenize yardımcı olmuştur.

Çocuklarda ise tıpkı vestibüler sistemdeki gibi iç algıda farklıdır, otomatik olarak görülmez. Çünkü deneyimler azdır. Yönlendirme yapabiliriz; ancak bir noktaya kadar. Bu nedenle bir çocuğun vücudunu tam olarak tanıması için tek yol onu kullanmasıdır.

Bu mobilyalara çarpmayı, kendi ayağına takılıp düşmeyi, çok sert itmeyi ve çocuk sakarlığı olarak düşündüğümüz birçok şeyi içerecektir. Bu sadece birlikte çalışan vücudun ve beynin, içalgı duyusundan faydalanarak çevresini öğrenme sürecidir.

bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle esenle kalın…