Bildiğiniz gibi ben de kaç gündür sizin gibi sosyal medya üzerinden “Evet-Hayır” paylaşımları yapan videolar izliyorum.
2014’te ALS hastalığına dikkat çekmek için “Bir kova buzlu su”(Ice Bucket Challenge) kampanyası başlatılmıştı ve dünya çapında sanatçılar, çokuluslu şirketlerin patronları bu kampanyaya katılmıştı.
Kampanya çok basitti…
Bir kova buzlu suyu kafasından aşağı döktükten sonra aynı kampanyayı katılması için başkasına meydan okunuyordu.
Herkes birilerine meydan okuyordu. Buzlu suyu kafasına döken kişi ALS derneklerine, kuruluşlarına para yardımında bulunuyordu.
BBC’nin haberine göre 50 milyondan fazla video yüklendi sosyal medya ve internet sitesine…
O yıl 100 milyon dolar bağış toplanmıştı.
Eleştirenler olsa da kampanya faydalı olmuştu.
Geçen hafta yorumcu Rıdvan Dilmen de aynı kampanyadan esinlenerek iki ay sonra yapılacak referandumda oyunu belli edip başka bir sanatçıya meydan okudu.
Bu kampanya hem “evet” diyenler tarafından hem de “hayır” diyenler tarafından çok konuşuldu. Önce sanatçılar sonra liderler, başkanlar kampanyaya katıldı.
Peki Rıdvan Dilmen’in bu başlattığı kampanya başarılı olur mu?
Şu gerçeği ıskalamamak gerekir:
AK Parti, kurulduğu günden beri ister sevin ister sevmeyin fark etmez, seçim kampanyaları konusunda rakiplerinin fersah fersah ötesindedir.
Yaptığı kampanyaları çok kurumsal götürüyor ve medyayı çok iyi kullanıyor.
Fakat Rıdvan Dilmen’in başlattığı olay ilk etapta “durumsal” gözüküyordu.
Başkanların işin içine girmesi, AK Parti’nin bu kampanyayı benimsemesi önceden planlanmış bir seçim kampanyası gibi geldi bana…
Bence çok basit ve çok etkili bir kampanya…
CHP’nin girmiş olduğu mücadelenin içeriğine girmeden EVET deyip yanına bir EVET daha almak için meydan okumak bence iyi hesaplanmış bir fikir gibi…
Anayasa maddelerinin ne olduğu, hangi maddelerin sorunlu olduğu gibi konulara hiç girmeden “Güçlü Türkiye” vurgusu yaparak EVET deyip karşı tarafa pası atmak kampanya açısından olumlu diye bakıyorum.
Fakat bu kampanyanın “Hayır” boyutu var yani yapılan kampanyaya muhalif kişilikler de aynı yöntemi uygulayarak “Hayır” deyip pası yanına bir “Hayır” alacak kişiye atıyor.
Yani kampanya;
Kontra yiyebilir ama bunun da düşük ihtimal olduğunu düşünüyorum.
Aslında yapılan bir yanlışı yanlışla düzeltmemiz o yanlışı doğru yaptığımız anlamına gelmez.
Herkes Rıdvan Dilmen’e, Arda Turan’a tepki gösterdi
Fakat aynı tepkiyi “Hayır” diyenler için görmedik.
Bi taraf “evet” diyenleri topa tutuyor diğer taraf “hayır” diyenleri topa tutuyor.
Bırakalım herkes özgürce istediğini söylesin;
Sorun kendimizi “evet” ya da “hayır” demek zorunda olduğumuzu hissettirenlerde…
İster “evet” diyelim ister “hayır” diyelim isterse de oyumuzu ifşa etmeyelim, fark etmez.
Yeter ki özgür olalım, baskı altında olmadan…