Duygu barındıran ve çoğu zaman duygularımızla hareket eden biz insanoğullarında aşk acısı çeken kişi sayısının çokluğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.

Google'da bile bir çare bulunur belki diye aşk acısı ile alakalı birçok sorulan soru kalıbı önümüze çıkıyor artık. Peki neden?

Ben aşk acısını tanımlarken o acıyı en güzel anlatan benzetmeyi kullanmayı tercih ediyorum: Gözünüzün önünde çok sevdiğiniz birinin can çekiştiğini ve sizin ise elinizin kolunuzun bağlı olduğunu düşünün, hiçbir şekilde kurtaramıyorsunuz ve elinizden, hayatınızdan kayıp gidiyor. İşte aşk acısı bu kadar zor; anılarınız, mutluluğunuz, gelecek hayalleriniz bir anda saman alevi gibi yok oluyor. Daha da acısı bu çektiğiniz acıyı sadece sizin yaşamanız. Maalesef ki bu acı sadece tek kişi üzerinde olur, paylaşılmaz. Başkaları en fazla empati kurar.

Peki, içimizde bu kadar acı varken bunu nasıl hafifletebiliriz?

1- Uzmandan (psikolog) destek almak

2- Daha önce yapamadığınız şeyleri yapın (İlişki içerisinde yapmak istediğiniz ama yapamadığınız aktiviteler).

3- Birlikte yaptığınız, gezdiğiniz, anılarınızın olduğu yerlerden uzak kalmak.

4- Onun aldığı hediyelerden, onunla beraber paylaştığınız eşyalardan uzak durmak, onu hatırlatan materyallerden uzak durmak.

5- Sevdiğiniz, zaman geçirmekten mutlu olduğunuz arkadaşlarınızla vakit geçirmek.

6- Kesinlikle kendinizi dört duvar arasına hapsetmeyin. Ne kadar sosyalleşir ve sevdiğiniz, kendinizi geliştirecek etkinlikler yaparsanız o kadar çabuk toparlarsınız.

Ve asla şunu unutmayın; siz ondan önce de vardınız siz ondan öncede yaşıyordunuz ve siz ondan sonrada sizsiniz; bu hiç bir zaman hiçbir acının değiştiremediği bir şey.

Asla kendinizden vazgeçmeyin evet üzüntü yaşamak doğaldır, olması gerekendir ama bu tüm hayatınızı karartacak kadar olmamalıdır.