Öğretmene şiddet!

Öğretmene, öğrenciye, idareciye, doktora, eczacıya, avukata, hakime, savcıya, fırıncıya, bakkala, temizlik görevlisine…

Köpeğe, kediye, ineğe, kuzuya, tavuğa, kuşa…

Kadına, erkeğe, çocuğa, bebeğe, yaşlıya, gence…

Kimden kime, hangi nedenle olursa olsun, şiddetin her türüne lanet olsun.

Uzun yıllardan beri kanayan yaralarımızdan biridir bu şiddet. Hele bunlardan öğretmene karşı şiddet diye canavarca bir olay var ki ne sebebine ne de şekline bir anlam vermek gerçekten mümkün değil.

Vay efendim, sen misin benim çocuğuma yüksek sesle hitap eden?..

Hoca hoca, benim oğlum el kaldırmış ama sen ona söz hakkı vermemişsin!..

Öğretmen Hanım, sen nasıl benim kızımın 5 puanını kesip 95 verirsin?..

Kopya çekmişse çekmiş. Ne olmuş yani, benim evladım hırsızlık mı yapmış?..

Daha nice içi bomboş nedenlerle öğretmene saldırılar gerçekleşiyor ülkemde. 35 yıllık meslek hayatımda neler gördüm neler… Sınav esnasında öğrencinin yerini değiştirdi diye Bakanlığa şikayet edilen öğretmenleri mi, okul bahçesinde sigara içen öğrencisini ikaz ettiği için dövülen öğretmenleri mi, kopya çeken öğrenci hakkında idari işlem başlatan öğretmenden intikam almak için kız öğrencileri tarafından taciz iftirasına maruz kalıp ailesinden ve işinden olan öğretmenleri mi?.. Hangi birini sayayım ki…

Hani diyoruz ya öğretmenlik en kutsal meslektir, aslında en nankör meslektir. Öğretmen, kendi anne ve babasının bile uğraşmaktan aciz kaldığı çocuğu ilmek ilmek işleyip topluma kazandıran en sabırlı sanatçı iken, sanatını icra ederken her türlü şiddete açık, korunmasız insandır. Canı sıkılan, aile içi sorunları olup başa çıkamayan, ekonomik zorluk yaşayıp strese giren, büyümeyi saygısızlık yapmakla eşdeğer gören nice insanların streslerini boşaltıp deşarj oldukları deneme tahtası haline geldi o kutsal mesleğin sahibi.

Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum, düşüncesini daha ilkokuldayken belleğimizin altına yerleştiren o babalara ne oldu sahi? İlkokulda yaramazlık yaptığım için öğretmenim tarafından önce ikaz edilip aynı yaramazlığa devam edince de hafif bir sopa yediğim ve bunu gelip babama anlattığım yıllar geldi aklıma. Ben çocuk aklımla babamın gelip öğretmenime kızmasını beklerken babamın okkalı bir tokadını suratımda bulmasaydım eminim büyüdükçe her öğretmenine saygısızlık yapan, hakaret eden biri olurdum. Bu saygısızlık öğretmenle sınırlı kalmazdı tabi ki. Bir gün dolaşıp bana o saygısızlığı öğreten babama da dönerdi.

Aslında bütün mesele çocuk yetiştirmekte, daha doğrusu yetiştirememekte. Güya aşırı sevgi ve ilgi gösterelim diye gereksiz ve haddini aşan özgüven yüklemesi neticesinde topluma asi, kural tanımaz, saygısız, ezici bireyler yetiştiriyoruz. Sonra da o kendi elimizle yetiştirdiğimiz canavarlardan bir kötülük görünce de başlıyoruz yaygaraya. Hiç şikâyet etme kardeşim, sen ektiğinden farklı bir şey biçmiyorsun.

İşin ikinci aktörü ise öğretmenini gerektiği şekilde koruyamayan devlettir.

Ne yazık ki Cumhuriyet tarihimizde hiçbir eğitim bakanı, öğretmene şiddet gösterenlere karşı caydırıcı bir önlem alamadı. Daha üç gün önce haberlerde, okul bahçesinde öğrencisinin abisi ve babası tarafından darp edilen öğretmen görüntüleri yayınlandı. Ben, saldırganların akıbeti ne oldu diye umutla bir şeyler beklerken maalesef sürpriz gerçekleşmedi ve saldırganların serbest kaldığı açıklandı.

Sayın Bakanım, siz öğretmeninizi koruyamazken nasıl olur da o öğretmenden öğrencilerini ve okulunu korumasını beklersiniz? Bir öğretmen kolay yetişmiyor. O ilim ve irfan membaı olan öğretmeni değersiz bir meta gibi yalnız bırakırsanız bu ülkeyi kimler aydınlık geleceğe taşıyacak? Bütün ekonomik zorlukları, görev yerinin zor şartlarını, mobbingleri, aile bütünlüğünün bozulmasının yıkımlarını… Her şeyi geçtik de bari can güvenliğini sağlayın öğretmeninizin. Terör örgütleri zaten kıyıyor Ayşenur Öğretmen gibi nice öğretmenlerimize, bari normal(!) halk tarafından kıyılmalarına engel olun. Emin olun bu, sizin bütün bürokratik işlerinizden çok daha öncelikli vazifenizdir.

Sayın Bakanım, yıllarca görev yaptığım okullarda benim de üzerime bıçakla, tabancayla yürüyen öğrencilerim oldu. Öğrencilerimi terör örgütlerinin pençesinden kurtarmaya çalıştım diye çok darp edildiğim ve ölüm tehditleri aldığım oldu. Küfürlere, hakaretlere maruz kaldığımın haddi hesabı olmadı. Ama ben dedim ki olsun, bu vatanın evladına hizmet etmek kutsaldır. O izini kaybetmiş gençlerden birine bile iz olursam ne mutlu bana! Hasbelkader ölmeden tamamladım görevimi. Ve eminim ki yüzlerce, binlerce gence rehber olmayı başardım Allah’ın izniyle. Şimdi benim gibi, benden çok daha idealist yüz binlerce öğretmenimiz var. Haydi, Allah için siz onları sahiplenin ki onlar da bu ülkeyi ve bu ülkenin evladını sahiplenebilsinler.

Evet, devlet aklı başka türlü çalışır, biliyorum. Ama yapacağınız iş zor değil. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti ağır cezalandırmaya yönelik bir yasa teklifini hazırlayıp meclise sunabilirsiniz, tıpkı Sayın Sağlık Bakanımızın yaptığı gibi. Ama lütfen bu yasada adli kontrol şartıyla serbest bırakılma, cezasının ertelenmesi veya para cezasına çevrilmesi, ev hapsi… gibi suçluların, mazlumlarla dalga geçeceği maddeler olmasın.

Aksi halde tarih sizi; kadın cinayetlerini önleyemeyen, hayvan katliamlarının önüne geçemeyen bakanlara duyduğu hislerle yazacaktır. Eminim siz, öğretmenlerine sahip çıkamayan bakan olarak anılmak istemiyorsunuzdur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Unsu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.