Yarım asrı geçkin ömrümde çok deprem yaşadım. Alışılagelmiş deprem geleneği genellikle önce büyük deprem olur, ardından ona uygun bir de büyük artçı, sonra da küçük artçılar devam eder ve en fazla bir iki ay sonra zemin eski haline dönerdi. Daha da önemlisi o bir, iki aydan sonra o beldede yaşayan insanlar, artık burada uzun süre deprem olmaz diyerek rahatça sürdürürlerdi hayatlarını. Yani başlarını yastığa tedirgin olmadan koyar, evlerinin ve iş yerlerinin içinde güvenle hareket ederlerdi. Bunun son örneğini 2020 Elâzığ depreminde yaşamıştık.
Bir şey daha var ki bilim adamları çıkıp, o kanal senin, bu kanal benim felaket tellallığı yapmazlardı. En azından Elâzığ depremi öncesine kadar bu durum böyleydi. Lakin işler değişti son üç buçuk yıldan beri. Şimdi depremden çok, yeni felaketlerin naşirliğini yapan adamlar var.
2023 yılının 6 Şubat’ında bu millet art arda iki büyük deprem gördü. Kıyametin bir provası sayılacak bu felaketlerin ardından büyükleri 5-7 arasında olmak üzere 50 binin üzerinde artçı da yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Bu insanlar önce kafile kafile terk ettiler doğup büyüdükleri, çalıştıkları memleketlerini. Kimi başka şehirlerdeki akrabalarına, kimi hayırseverlerin kendilerine açtığı evlere, kimi de devletin uygun gördüğü yerlere sığındı. Biter elbet bu artçılar, biter elbet bu tedirginlik dediler ve sabırla birçok sıkıntı içinde yaşadılar bir zaman.
Misafirlik bitti, sığınma süresi bitti, bir süre sonra çaresizce geri döndüler ama ne yazık ki ne artçılar bitti ne de tedirginlik.
Bazılarımız biraz hasarlı da olsa evimizi tercih ettik yaşamak için mecburiyetten. Bazılarımız bulabildiğimiz çadır veya konteyner evlere girdik. Önce buz adasını, sonra cehennemi andıran o sığınma yerleri bile bizim için bir teselli oldu. Yaşamak zorundaydık. İşimiz, bahçemiz, ailemiz, anne ve babalarımızın mezarlar bu şehirdeydi çünkü.
Biz yaşamaya çalışırken bilim adamları çıktı sahneye. Belki de hiç inmedikleri o sahneden, zaten perişan olan insanlar yerle yeksan etmek için her biri ayrı enstrümanla çalmaya başladılar. Bilip bilmediğimiz bütün kahredici müzikleri ve cenaze marşlarını çaldılar ve çalıyorlar. İşte o birbirleriyle inadına çelişen melodilerden bazıları:
• Malatya-Doğanşehir-Ovacık fayına dikkat edin.
• Kırılma Doğanşehir-Ovacık fayında söndü. Çöşnük fayı ok tehlikeli. (Haritası bile var)
• Bu deprem yeni bir fay hattında mı, bilemiyorum çünkü haritada böyle bir fay yok.
• Malatya'da uzun süre büyük deprem beklemiyorum, artçılar devam edecek.
• Kayseri canlı fayın üzerinde yaşıyor, aman dikkat!
• Eskişehir dikkat etsin!
• İstanbul mu? Onu hiç sormayın, felaketlerin en büyüğü orada olacak!
• Bingöl-Karlıova 7'nin üzerinde deprem üretecek.
• Hakkari de dikkat etsin!
• Konya mı, bakmayın tehlikeli fay olmadığına, dikkat edin!
• Ankara altında üstünde olan illerdeki depremlerden çok etkilenecek, dikkat etsinler!
• Şu Kuzey Anadolu fay hattı var ya, yıkılmadık yer bırakmayacak Marmara'da. Sadece Marmara değil, her yer dikkat etsin!
Daha hangi birini söyleyeyim ki...
Nerede 4'ün üzerinde deprem olsa oraya dikkat edin demek, bilimle bağdaşmaz. Elbette dikkat edin dediğin yerlerden birinde bir gün büyük bir deprem olacak ve sen de gururla medyaya çıkıp: "Ben defalarca uyarmıştım." diye prim yapacaksın. Oh be ne güzel İstanbul vallahi böylesine bilim adamlığını ben bile yapabilirim.
Yahu, bu söylemleri medyada yaymanın ne faydası var? Zaten canı burnunda olan insanları daha fazla germekten başka ne işe yarıyor? Ne yapsın insanlar? Mesela, dikkat edip enkazın altında mı kalmasınlar? Örneğin, evlerine mi girmesinler; depremi durduracak bir şeyler mi icat etsinler? Kaçacak yüksek tepeler mi arasınlar, ne yapsınlar yani dikkat ederek onu da söylesenize! Emin olun deprem bölgesinde yaşamaya çalışan hiçbir insan başını yastığa rahatlıkla koyup uyuyamıyor, uyumaya çalışırken nasıl dikkat etsin mesela? Yoldan araç geçse, komşu çocuklar yaramazlık yapsalar yerimizden sıçrayıp kapıya koşuyoruz. Şu an oturduğum çay bahçesinde, arkamda çay içmeye çalışan ve yaslandığı balkon demiri kazara her sallandığında ayağa fırlayıp kaçmaya çalışan delikanlı neye dikkat etsin, izah eder misiniz lütfen?
Ey bilim adamı! Lütfen bilim adamı gibi davran. Yaptığın çalışmalar neticesinde gerçekten tehlikeli boyutta bir şeyler gördüysen bunu halkla değil, o beldenin idari ve yerel yönetimleriyle paylaş. Hem de sadece tehlike var deyip geçiştirme. Oranın jeolojik etüdünü çıkar, alınacak tavsife önlemlerini sırala, tehlike arz eden yapılaşma stoklarını belirle, deprem sonrası yeni güvenilir şehirleşme bölgelerini belirle ve yöneticilere brifing ver. Sonuç, alamazsan aynı brifingi ilgili bakanlıklara ver. Eminim seni dinleyeceklerdir. İşte o zaman sana hakiki bilim adamı denir. Medya gösterileri seni bilim adamı değil, astrolog şaklabanı yapar ancak.
Ne diyelim, temennimiz şudur ki ülkemizdeki bilimin gelişme hızında bilim adamlığı da gelişsin vesselam.