Eskiler: “İnsanları zor vakitlerde tanırsın.” derlerdi
Eskiler: “İnsanları zor vakitlerde tanırsın.” derlerdi de hep hafife alırdık. İnsan insandır işte, şimdi nasılsa zor zamanda da aynı insandır der geçiştirirdik. Lakin ne kadar haklıymış eskinin insanı. Demek ki her sözleri bir yaşanmışlığa, deneyime dayanıyormuş.
Günümüz insanını tanımak için de ne yazık ki bir felaket yaşanması gerekiyormuş. Dünya takviminin başlangıcı ve öncesi nasıl ki “milat” olarak adlandırılıyorsa bana göre Malatya’mızın da öncesi ve sonrası “6 Şubat 2023”tür.
Bu iki tabirin benzer noktaları olmakla birlikte aralarındaki en büyük fark şudur: Milattan sonrası; öncesine göre gelişime, güzelliklere, yeniliklere, insani değerlere daha fazla meylederken Malatya’nın sonrası; öncesine göre bencilliğe, menfaatperestliğe, çıkarcılığa, insani değerlerden uzaklaşmaya yüz tuttu maalesef.
Bayram öncesinden elinde kalıp çürümeye yüz tutmuş domatesi 18 liradan satan sevgili Malatyalı manav kardeşim, sen kaybettin.
Yevmiyeyi üç katına çıkararak evini az da olsa onarıp başını sokmak isteyene zulmeden değerli işçi kardeşim, sen kaybettin.
Hasarlı evinden kurtarabildiği üç beş parça eşyasını taşımak isteyene normal zamanda olanın dört katı fiyat çeken nakliyeci arkadaşım, sen kaybettin.
Allah evini yıkıp harap etmediği için şükür(!) olarak kirasını on kat, mülkiyet rayicini dört kat artıran değerli ev sahibi hemşerim, sen kaybettin.
Devlet hastanelerinde tecrübeli doktor azaldığı için özel hastane ücretlerine yüzde üç yüzden fazla zam yapan hastane işletmecisi dostum, sen kaybettin.
İnsanlar bir çeşit evini onarmak zorunda diye inşaat malzemelerine zam üstüne zam yapan işletme sahibi insan, sen kaybettin.
Nasıl olsa mahrumiyet bölgesidir ve insanlar almaya mecburdur düşüncesiyle temel gıda maddelerinin etiketlerini günübirlik değiştiren market sahibi, sen kaybettin.
Ha, yardım kolilerinden araklandığı her halinden belli olan çeşitli ürünleri raflarında satışa sunan bakkal arkadaş sen kaybettin.
Aracını bakıma getiren veya aracının arızasını gidermeye çalışan vatandaşın cebindeki son kuruşa kadar almaya çalışan güzel ustam ve yedek parçacı arkadaşım, sen de kaybettin.
Belki de en önemlisi; bütün bunlar olurken yüzeysel kira yasası çıkarmaktan başka bir denetim yapmayan ve böylesi fırsatçılara zil takıp oynatan ilgili bakanlıkların Sayın Yetkilileri, en çok da siz kaybettiniz.
Belki kısa vadede kazandığınızı sandınız ama uzun vadede neler kaybettiniz söyleyeyim mi:
Öncelikle Allah’ın sizi sınadığını unutup bu imtihanı kaybettiniz. O’nun rızasını kaybeden, dünyaları kazansa ne ifade eder ki?
Ardından elde ettiğinizi zannettiğiniz haksız kazancın yakın bir gelecekte sizden sağlığınızı, çok sevdiğiniz malınızı hatta sevdiklerinizi bedel olarak isteyeceğini unuttunuz sanırım.
Başka bir felakette, bugün mağdur ettiğiniz insanların konumunda olabileceğinizi aklınıza getirmediğinizi düşünüyorum.
Unutmamak gerekir ki her nimet, bir şükür ister. Allah’ın bu felakette elinizden almadığı mallarınızın da şükrü, o malın bir kısmını yardıma muhtaç, mağdur insanlarla paylaşmaktır; onları biraz daha nasıl zor duruma sokarım düşüncesi değildir.
Lafım elbette yazdığım insafsızlıkları yapanlaradır. Bunların yanında gerçekten dürüst çalışıp çoluk çocuğunun kursağından haram lokma geçirmeyen eli öpülesi nice insanımız da var. Lütfen onlar üzerlerine alınmasınlar. Kim bilir belki de bugün Malatya tamamen yerle bir olmadıysa o insanların varlığı buna vesiledir.
Lakin mahallede, çarşıda, pazarda görünen resim ne yazık ki yazdığım gibidir. Yani demem o ki Malatya tarihinin 1893’ten sonraki miladı olan 6 Şubat 2023 tarihi, hiç de o eski yardımsever, paylaşımcı, yiğit Malatyalı insanı manzarasını ortaya çıkarmamıştır.
Düşünülmesi gereken en önemli husus belki de depremin maddi enkazından çok bu manevi insan enkazıdır.
Kısacası: “Biz kaybettik be Malatya’m!”