Maşallah yeni Eğitim Bakanı hızlı giriş yaptı sahalara. Sayın Bakanımız ilk atandığı dönemde “Beklenti Yüksek” başlıklı bir yazı kaleme almıştım ve Bakan Bey’den milletimizin beklentilerini dile getirmeye çalışmıştım. Anlaşılan o ki o da diğer bakanlar gibi milletin ne istediğini pek önemsememiş, bu işi en iyi ben bilirim mantığıyla hareket ederek birtakım icraatlar ortaya koymaya başlamıştır.

     Bir işin sorumluluğunun size verilmesi, o işi en iyi siz yaparsınız diye değildir. O işin içinde olanların yaşadığı tecrübeleri, fikir ve görüşlerini alıp daha güzele ulaştırmayı başarandır lider. Ülkemizde ne yazık ki hem lider hem yönetici sıkıntısı yaşanmakta uzun süreden beri.

     Mesela çiçeği burnunda, atanmayı bekleyen öğretmenlerimiz, 2016 yılında başlayıp şu ana kadar yüz binlerce öğretmeni mağdur edip mesleklerine atanmalarının önündeki en büyük engelin, yani mülakatın kaldırılmasını istiyorlar. Bu sesi Sayın Cumhurbaşkanımız dahi duyup bu yılki seçim vaatlerinden birini de memur atamalarında mülakatı kaldırmak olarak açıklamıştı. Ne yazık ki o Cumhurbaşkanı’nın göreve getirdiği bir bakan; bu sesi duymadığı gibi, on dakikalık mülakat işkencesini 45-50 dakikaya çıkaracaklarını açıkladı. Sahi, ne yapmaya çalışıyorsunuz Allah aşkına! Siz de çok iyi biliyorsunuz ki bizim ülkemizde mülakat, adam kayırmacılık ve adam harcama anlamlarına geliyor. Bunu görev yaptığım yıllarda en yakından bizzat yaşayıp onlarcasına da şahit oldum. Bir mülakatta, okul müdürlüğüne aday olan bir kadını, aynı kurumda şube müdürü olan kocasının jürisine teslim edip okul müdürü yaparsanız o da 750 mevcutlu en güzide okulu 300 mevcutlu sıradan bir okulun bile altına çekip kaçar gider başka şehre işte.

     Sayın Bakanım, hani diyorsunuz ya ben inançlı bir insanım, kimsenin hakkını yedirtmem diye… İnanın bana sizin partiden arkası kuvvetli diye atadığınız okul, ilçe, il idarecilerinin bir kısmı sizin kadar inançlı değil. Madem kul hakkından korkuyorsunuz, o halde bu vebalden de korkun ve dört beş yıl kendi alanında eğitim almış, bu işin uzmanı olmuş; bunları da KPSS’deki alan bilgisi, genel kültür, genel yetenek, eğitim bilimleri sınavlarından başarıyla geçmiş olarak kanıtlayan gencecik eğitim ordusunu jüri(!)deki üç beş kişinin insafına bırakmayın. Ben çoğunu biliyorum o jürideki heyetin. Öyleleri var ki mülakata aldığı öğretmen adayı ile teke tek bir sınava alınsa bilgi olarak da bilgiyi satış olarak da silinip gider o aday karşısında. Bunlar mı ölçecek öğretmenin alan ve formasyon birikimini? Madem bunlar ölçecek, o halde KPSS’de neden aynı şeyleri sorup ölçüyorsunuz? Yoksa kendi yaptığınız sınava da o öğretmenleri mezun eden binlerce akademisyen hocalara da güvenmiyor musunuz?

     İlla mülakat yapacağım diyorsanız bence siz şuradan başlayın: Önce il, ilçe bazında atadığınız milli eğitim müdürlerini alın mülakata. Lakin sizin tabirinizle hakkaniyetli ve liyakati ölçücü bir mülakat olsun lütfen. Bakalım kaç tanesi o koltukların gerçek sahibi. Bu ülkeye asıl mesleği eğitimcilik olamayan kaç eğitim bakanı atandı, siz benden iyi biliyorsunuz. Hele bir de onları mülakata almak mümkün olsa da görsek eğitim işini üstlenebilecek kapasiteleri var mıydı? Bu liyakatlerinin olmadığını ne yazık ki icraatları gösterdi.

     Her siyasi partide olduğu gibi sizin partinizde de adam kayırmacılık ortadan kalkmadığı sürece siz o mülakat salonlarına kamera da koydursanız, en inançlılarından heyetler de seçtirseniz yine o kul hakkına girilecektir, bundan emin olabilirsiniz.

     Geçmişte KPSS’nin o zorlu sınavlarından 90 alıp mülakatta 40 verilerek elenen çok öğretmen gördük. Yazık değil mi bu insanlara? Bunların da yuva kurma, ev geçindirme, hepsinden önemlisi hayallerini yıllarca kurdukları o sınıflara girip ders anlatma planları yok muydu? Siz inançlısınız bilirsiniz ama ben yine de hatırlatmış olayım. İster sağcı ister solcu, ister inançlı ister inançsız olsun siz, üniversiteyi bitirip KPSS’yi de başarıyla tamamlayan kim olursa olsun hakkını gasp ettirirseniz bu işin ahirette ilk hesap vereni siz olacaksınız. Sizin niyetinizin ne olduğu önemli değil zira o mülakat yolunu siz açtınız.

     Gelin bu yanlışa daha başlamadan son verelim. Aksi takdirde birçok eski bakan gibi sizin de adınız hiç hoş olmayan cümlelerle anılacaktır vesselam.