Transferde tonla para harcamak güçlü gibi görünmeyi sağlasa da gerçeklerin üstü kapanmaz.
Transferde bonkör olmak gençlerin kapısına kör kilit takmaktan başka bir şey değil.
Malum devre arası herkes defolarını kapatmanın derdinde, yöneticiler gerekirse yama yapalım fırtınayı atlattıktan sonra tekrar bakarız derdinde.
Taraftar manzara peşinde.
Ama bütçe yerlerde. Ayağını yorganına göre örteceksin diyorlar ya ortada yorganda yok artık.
Delik deşik olmuş yorganı bulabilene aşk olsun.
İşte tam burada giriyor devreye; Hoca, elindeki malzemeyle en iyi çorbayı yapan derecesi olsun olmasın bu yılın en iyi apoletini takacak.
Şampiyonun önemi yok, gelecek çok değerli.
Erol Bulut elindeki malzemeyle ilk yarıda en iyi çorbayı yaptı. Master şefler geçici yıldızı Erol Hocaya verdiler.
Tam oh derken her yerden siparişler geldi.
Sadık, Fenerbahçe’nin yolunu tuttu.
Boutaib Mısır’a gidince kaldık çorap ile hasıra.
Aleksiç, Mina, Ghilerme, Ertaç, Pareirra’ya gelen istekler ise cabası, ama yıldızlı Erol Hoca karışımın daha fazla bozulmasına izin vermez.
Tam tersine lezzetine yeni takviyeler yapar.
Aynı kıvamı bulması zaman alır. Bu işin doğasında var.
Ama restoranda oturanlar aç, iyi şeyler bekliyorlar. Biraz sabretmelerini nasıl sağlarız?
Vallahi ben Malatya’da buna çare bulabileni göremedim.
Bulan olursa bana da haber versin.
Gelelim geleceğe...
Futbolu, bilenlere teslim edersek, güvenirsek; Ahmet Ildiz, Mustafa Eskihallaç ve Yiğit yeni Cengiz Ünder’ler olur.
Pazılın parçaları bunlarla da tamamlanmıyor elbet. Transfer edilen gençler kadar, altyapıdan gelen gençlerde vakit bulmalı.
İşin doğrusu onlar vakte kendilerini iyi hazırlamalılar. Ama parmak ucunda yürümekle bu iş olmuyor.
Futbol oynamak bu işin ilk önceliği değil. Oraya sağlam adımlarla gelmek bu işin ilk önceliğidir.