Bu ülkede futbol, hiç mi hiç hak etmediği adamlar tarafından yönetiliyor. Zehirli iltihaplarını her maça bulaştırmalarından bıktık, usandık. Hatta tiksindik. Geçen yılın en zehirli virüsü bu yılda ortaya çıktı ve kendince gerekeni yaptı. Virüsün aşısı var. İnatla birileri bu aşının çıkmasını istemiyor. Yıllarca birilerinin güdümünde korunan virüs, son yıllarda yine cirit atıyor. Kimin müsaadesiyle bilinmez ama anladığım bir gerçek var ki; bu virüs öyle kolay kolay temizlenemiyor.

Ege’nin güzel ilçesi Akhisar, Malatyaspor’a kaybederek 1. Ligin yolunu tuttu. Kupa’yı kazanırsa, bu kez onlar Malatyaspor’u üzecekler. Hani bir umut, hani bir ışık var mı derseniz; o virüs yok mu, o virüs hemen kirletiyor zihinleri, kalpleri. Umut var demek istiyorum ama o virüs izin vermiyor.

Evkur Yeni Malatyaspor için maç, Avrupa’ya gitmek adına önemliydi. İlk 20 dakikadaki Akhisar’ın akınlarını durdurup maça ortak olmak çok zor gözükse de skoru korumayı başardı. Bu yıl gol ile problemleri olan takımlar içinde en kötü ekip Akhisar’dı. Nitekim bu problemle de sonlarını getirdi. İkinci yarının başlamasıyla da birlikte savunma hattı çökmüştü. Özellikle Mustafa Yumlu’nun uzun zaman forması giymemesi bu çöküşün ana nedenlerinden biriydi.

Maçta psikolojik üstünlüğü her dakika lehine çeviren Evkur Yeni Malatyaspor, kaliteli futbol oynayarak kazanmadı. Sadece istediğini, istediği vakitlerde yapmaya gayret etti. Birazcık gayretle bile 3 puanı almayı başardı.

Malatyaspor yönetimi için ligin bu havası bulunmaz dağ havası gibi. Bu havanın yarattığı melteme kapılmamak gerek. Şimdiden yeni antrenör ve ekibini belirlemek, gidecekler ve kalacakları söylemek gerek. Devre arası transferlerinin faydasızlığı, uzun zamandır yedek kulübesine mahkum olanların durumu… Yani vakit yok. Meltemin sonu fırtına olmasın.