Son 25 günde oynadığı 4 Avrupa maçından 2 galibiyet elde eden Yeni Malatyaspor, Galatasaray’ın Avrupa’da son 5 yılda aldığı galibi-yet sayısını elde ettiği bir ortamda ligin ilk maçında Başakşehir’i ağırlıyordu.
Rakibi de Yunan yumruğu yemiş ve nakavt olarak kaybetmişti.
Kadro yapısı ve derinliğiyle Başakşehir bir değil 2-3 adım daha hızlı gibi duruyordu maç öncesinde. Vaziyetten bir haber Sergen Yalçın kendi takımını iyi tanımış.
Başakşehir’in topu tutmaya çalışacağından kaçış yok demiş.
En iyi silah rakibi kendi silahıyla vurmak düşüncesiyle maça başladı. Nitekim ilk yarıda bu tuttu.
İki takımda gol pozisyonuna girmekte zorlandı.
Malatyaspor savunma hattı Mina, Mustafa Akbaş ve İssam’ın yokluğunda iyi reaksiyon verdi.
Özer, Hadebe ile başlayan tam özgüvenli oyun takıma ayrı bir cesaret verdi.
Erkan Kaş zaman zaman hata yapsa da öyle kademelere girdi ki, başkası olsa sırtını döner.
Erkan’ın çabukluk problemi ve oyun görüşü bir tık daha yukarı çıksa olay başka yerlere giderdi.
Tek sorun buda değildi. İleride çoğalamamak ve
Jahoviç’in yalnızlığı bir başka korku.
En önemli silah Gökhan Töre de yok. Oyunun çilingirleri de Fofana ve Biufoma’ydı.
Başakşehir Emre Belözoğlu’nu kaybetmenin sancılarını çekiyor.
Mahmut’un yokluğu da cabası.
Bir tek Visca’yla da olmadı zaten.
Tüm şartlara rağmen Başakşehir ikinci yarıyı daha çok istedi. Farnolle ben varken olmaz dedi. İrfan Can Kahveci’nin kızarmasıyla da peri masalı kaldığı yerden devam etti.
Emre, Mahmut ve İrfan Can’ın olmadığı bir orta sahayı ilk defa oynayacak olmanın zorluğunu anlayamadan maç 3-0 geldi.
İnanın veya inanmayın bu 90 dakikanın bir tek özeti var.
Gelecek takviyelerle bu peri masalı uzun bir süre daha devam eder. Bunu ben söylemiyorum Sergen Yalçın söylüyor.
Çok yokuşlar çıkılacak, çok inişler yapılacak.
Skor aldatırsa saçları yolmaya bile vakit kalmayacak.
Farnolle, Gilherme, Biufoma, Özer, Hadebe ve Donald çok iyi maç çıkardılar. Maçın adamı ise 10 numaraydı.