Malatya’nın silueti değişiyor. Bir zamanlar kerpiç evlerin, dut ağaçlarının, eski sokakların şehriydi burası. Şimdi ise gökyüzüne doğru uzanan 100 binden fazla “beton kale” yükseliyor. Ve her birinin hikâyesi var; acının, yeniden doğuşun, güven arayışının hikâyesi…

6 Şubat sabahını kim unutabilir ki? Malatya’nın üzerine çöken o sessizlik, yıkıntıların arasında yankılanan o yardım sesleri… Şimdi aradan neredeyse üç yıl geçti. Fakat o gün yaşanan korku, bugün atılan her tuğlanın içinde yaşıyor. Çünkü bu kez inşaat sadece betonla değil, tecrübeyle ve disiplinle örülüyor. Tabi bu acılardan halen ders çıkarmayanları bunun içine dahil etmiyorum.

Bu şehirde artık hiçbir şey “olduğu gibi” yapılmıyor. Zemin etütleri hesaplanıyor, toprağın nabzı tutuluyor. Gerektiğinde fore kazıkla, radye temelle zemine güç veriliyor. TOKİ’nin mühendisleri ve işçileri sanki her yapıyı değil, her hayatı yeniden inşa ediyor. Betonun kalitesi test ediliyor, hiçbir malzeme gözden kaçmıyor. Keşke tüm yapılar böyle inşa edilse…

Ama işin en dikkat çekici yanı, bu yapıların arkasındaki mühendislik kadar, içindeki “psikolojik” güç. Çünkü insanlar artık sadece bir ev değil, güven istiyor. Duvarların dayanıklılığı kadar yüreklerin de sarsılmaması gerekiyor. “Perde beton” sadece binayı ayakta tutmuyor, depremzedelerin yeniden ayağa kalkma iradesini de simgeliyor adeta.

Elbette eleştirilecek yönler, geciken teslimatlar, eksikler olabilir. Ancak büyük resme baktığımızda Malatya bugün Türkiye’nin “depreme karşı yeniden doğuş laboratuvarı” gibi duruyor. Bu şehirde artık hiçbir tuğla rastgele konulmuyor; her biri yaşanmış bir felaketin sessiz tanığı ve geleceğe verilen bir söz gibi… Ancak yine belirtmekte fayda var: Her bir yapı için bunu söylemek benim haddime değil, ben sadece iyimser tarafından bakıyorum.

Kısacası, Malatya’da sadece beton değil, umut da karılıyor. Her binanın temeline bir dua, her katına bir güven duygusu ekleniyor.

Malatya’nın beton kaleleri sadece depreme değil, umutsuzluğa da meydan okuyor.

Bu noktada Malatya’nın hafızasının yok olma yönü ise yürek burkuyor. Bu konuyu başka bir başlıkta yeniden incelemek üzere…