“BİR MİLLETİN ŞAHLANIŞI İLE GEÇMİŞİN MÜCAHİTLERİNİN BUGÜNÜN MÜCAHİTLERİYLE BULUŞMASI”

Galata Köprüsü… İstanbul’un kalbinde, tarih boyunca medeniyetlerin buluştuğu ve bugün ise milyonların adalet çağrısıyla birleştiği bir mekân. 2025 yılının ilk sabahında, bu köprü sadece iki kıtayı değil, mazlum coğrafyalar ile insanlığın vicdanını birbirine bağlayan bir sembole dönüştü. TÜGVA öncülüğünde düzenlenen ve 400’e yakın sivil toplum kuruluşunun ve vicdan sahibi siyasilerimizin destek verdiği bu anlamlı buluşma, adeta bir milletin yeniden diriliş marşıydı.

“Dün Ayasofya, bugün Emevi, yarın Aksa” sloganıyla yola çıkan binlerce yürek, sabah namazının ardından kortej hâlinde Galata Köprüsü’ne yürüdü. Ellerinde bayraklar, dillerinde dualar ve kalplerinde bitmeyen bir hınç ve mücadele azmiyle… TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci’nin yaptığı konuşma, bu yürüyüşü yalnızca bir etkinlik olmaktan çıkarıp, küresel bir vicdan hareketine dönüştürdü.

ADALETİN NÖBETİ İLE ŞEHİTLERDEN BUGÜNE TAŞINAN MİRAS

“Serden geçeriz ama yurttan asla geçmeyiz.” diyerek sözlerine başlayan Başkan Beşinci, milletimizin şehitleri ve kahramanları üzerinden bir yoklama yaptı. Bu yoklama, sıradan bir retorik değildi; her bir isim, bu toprakların hafızasındaki direnişin simgesi, özgürlüğe olan inancın birer temsilcisiydi.

“Yahya Sinvar burada mı? Ömer Halisdemir burada mı? Eren Bülbül burada mı? Adaletin temsilcisi Savcı Selim Kiraz burada mı?”

Bu sözler, köprüyü dolduran kalabalıkta yankılanırken, geçmişin mücahitleriyle bugünün mücadelecilerini bir araya getirdi. Yahya Sinvar’ın Gazze’deki direnişi, Ömer Halisdemir’in vatan için canını ortaya koyuşu, Ahed Tamimi’nin cesareti ve Eren Bülbül’ün çocuk yaşında sergilediği kahramanlık… Hepsi, bir milletin ortak vicdanında birleşti.

Bu yoklama, aslında bir milletin kendine dönüp sorduğu bir soruydu: “Mazlumların sesi olmaya hazır mıyız? Zulme karşı dimdik ayakta kalacak mıyız?” Ve cevabı çok netti: “Evet, buradayız!”

GALATA KÖPRÜSÜ’NDE YANKILANAN BAŞKALDIRI

“Sinmiyoruz, yılmıyoruz, alışmıyoruz, korkmuyoruz!” diye yükselen ses, sadece Galata Köprüsü’nde yankılanmadı; bu sözler, Gazze’nin yıkık sokaklarından Şam’ın kan kokan caddelerine, Aksa’nın hüzünlü duvarlarından dünyanın vicdanına kadar uzandı.

Bugün dünya, mazlumların acılarını görmezden gelen bir körlük içinde. Savaşlar çocukların oyun alanı olmuş, anneler mezar taşlarına yaslanmış, babalar ise evlatlarının cesetlerini ekmek poşetlerinde taşımak zorunda bırakılmış durumda. İşte Galata Köprüsü’nde toplanan kalabalık, bu insanlık dramına karşı bir “dur” çağrısıydı.

“Dün Ayasofya, bugün Şam, yarın Aksa…” sözleri, yalnızca bir temenni değil, bir hedefin, bir mücadelenin ifadesiydi. Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasıyla başlayan bu diriliş, şimdi Aksa’yı özgürlüğe kavuşturacak bir iradeye dönüştü.

MAZLUMLARIN DUASI VE ŞEHİTLERİN MİRASI, İŞTE İNSANLIK MÎRÂCI

Bu hareket, sadece Türkiye’nin değil, tüm insanlığın ortak vicdanına yapılan bir çağrıydı. TÜGVA Başkanı Beşinci’nin şu sözleri, bu buluşmanın ruhunu özetliyordu:

“Başkaldırıyoruz; bu köklü medeniyetin, bu zengin toprakların yoksul çocukları olmayı kabul etmiyoruz. Sözde medeni, özde barbar olan tüm güç odaklarına başkaldırıyoruz!”

Evet, bu toprakların insanları, yoksulluğu ve zulmü kader olarak kabul etmiyor. Mazlumların çığlıklarına sırtını dönen bir dünyaya inat, adaletin, merhametin ve insanlığın yanında durmayı seçiyor.

Bugün bizler, Türkiye’deki Müslümanlar olarak, Galata Köprüsü’nde yalnızca Filistin’in özgürlüğü için değil, insanlığın onuru için yürüdük. Bu yürüyüş, zalimlere karşı bir direniş, mazlumlara bir destek, tüm dünyaya ise bir çağrıydı: “Unutmuyoruz, unutmayacağız, unutturmayacağız!”

GÜNEŞ YENİDEN DOĞUYOR VE ZAFER BİZİM OLACAK

Galata Köprüsü’nde atılan her adım, Filistin’den Aksa’ya uzanan bir yolculuğun taşlarını döşedi. Bugün o köprüde yükselen sesler, yarının özgürlük marşına dönüşecek. Bu toprakların her karışını şehit kanıyla sulayan bir milletin evlatları, zalimlere boyun eğmeyecek.

“Bir güneş doğacak, zafer bizim olacak, elhamdülillah.”

Bu söz, Galata Köprüsü’nde yankılanan bir temenni değil, bir inançtı. O güneş, mazlumların duasıyla, adalet arayışındaki insanların mücadelesiyle doğacak. Ve bu millet, o zafer gününe kadar susmayacak, yılmayacak, korkmayacak.

Dün Galata Köprüsü’nde şahit olduklarımız, yalnızca bir etkinlik değil, insanlığın vicdanına yapılan bir çağrıdır. Ve bu çağrı, mazlumların umudu, insanlığın kurtuluşu olacaktır. Çünkü biz buradayız. Çünkü adalet buradadır. Çünkü hak, her zaman zalimden güçlüdür.

Saygılarımla