Atatürk, Mersin’e yapmış olduğu bir seyahatte gördüğü büyük binaları işaret ederek kime ait olduklarını sormuştur.
İşaret ettiği gösterişli her bir binanın yabancılara ait olduğunu öğrenince kaşlarını çatarak etrafında toplanan halka “Bu binalar yapılıyorken siz neredeydiniz?” diye sitem etmiştir.
Kalabalığın içindeki yaşlı bir köylü “Biz Yemen’de, Tuna boylarında, Balkanlar’da, Arnavutluk dağlarında, Kafkasya’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk Paşam” deyince Atatürk hissettiklerini, “Hayatta cevap veremeyeceğim yegâne insan bu ak saçlı ihtiyar olmuştur” diyerek aktarmıştır.
Bilmem fark ettiniz mi?
Atatürk Cumhurbaşkanı... Halkın arasında...
Türk’ü ayağa kaldırmış, komuta ettiği her cepheden zaferle ayrılmış, dünya liderlerini hizaya getirmiş bir deha...
Halkın arasında ne işi var?
Diğer taraftan varlığını Türk-İslam varlığına armağan eden bir ihtiyar...
İhtiyar, söyleyeceği bir çift sözü varsa hiçbir şeyden çekinmeden söyleyen bir duruş sergiliyor.
Paşayı söylediği tek bir cümle ile o kadar derinden etkiliyor ki anılarında yegâne diye kendinden bahsettiriyor.
Atatürk’ün kendisini tanımayan Kastamonulu bir çiftçi ile kendisini tanıtmadan güreş tutması ile ilgili kaleme alınan anılarda aralarında geçen konuşma şöyle sonlanır:
— Demin Atamı tanıyamadım, beni affet. Ben hiç sizinle güreşebilir miyim?
— Zararı yok, şimdi burada ikimiz biriz. Devlet ve milletin işleri başında ben senin büyüğünüm, babanım.
Samimiyeti bir de Atatürk üzerinden anlatmak istedim. Zira onun dünyaya kabul ettirdiği ideallerinin temellerini samimiyet oluşturuyordu.
Türk milleti şanslıydı evet. Allah, Atatürk gibi bir dehayı karşımıza çıkarmıştı. Davası samimiydi, davasına samimiydi. Bu yüzden inandı bu millet o dava adamına. Onun davası bizim davamızdır deyip ölüme koştu peşinden.
Sınırlarımızın “samimi duygularla” çizildiğini unutan, samimiyetimizi sorgulama peşine düşen, “Atatürk’ün askerleriyiz” diyenlere it sürüsü, terör örgütü PKK için “silahlı halk hareketidir” diyen namussuzların peşinden giden kommensallerin kökü kuruyacaktır.
Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın.