Şükürler olsun, Söğütlü Camimiz Çevre Şehircilik Bakanı Özhaseki’nin talimatıyla parsel parsel gezdirilmekten kurtuldu. Tartışmalara son nokta koyuldu ve bir mimarlık şaheseri! projeyle Teze Camiyi gölgede bırakarak yanına konduruldu.
Söğütlü Cami, eski belediye binasının karşısında İnönü Caddesi’ne ve yandan da Soykan Meydanına bakacak ve yaklaşık 48 metrelik iki ya da dört minareli olarak yapılacak. Caminin 3000 metrekarelik bir alana inşa edileceği ve 2200 kişilik olması bekleniyor.
Yetkililere önerim şu:
Şu anda projede unutulmuş Kığılı Cami ve Çınarlı Cami var.
Gelin arada kalan küçük boşluklara da Kığılı ve Çınarlı Camiyi inşa edelim.
Türkiye’de bir ilk olsun. Üniversite Kampüsü gibi Cami kampüsü ihdas edelim.
Hem gezmeye gelenler için hem de namaza gelenler için kolaylık olur.
Ayrıca tasarruf tedbirlerinin uygulandığı şu dönemde çok da ekonomik olmaz mı?
İki imam ve müezzinle iş çözülür.
Sevineceğimiz bir nokta;
Söğütlü Caminin ismini kurtardık! (Az kalsın Hacı Bayram Cami olacaktı)
###
Rezerv alanla ilgili birçok sıkıntı var.
Bu konuyla ilgili en önemli sıkıntı belirsizlik.
Kimse bir adım ötesini bilmiyor. Neresi rezerv alan olacak, kaç lira ödenecek, aynı yerden mi verilecek, evim veya dükkanım küçülecek mi? hangi kriterlerle belirlenecek bunlar şehirle istişare yapılmadan bir günde tepeden inme bakanlık eliyle ilan ediliyor.
Biraz empati yapın lütfen. Vatandaş, binası az hasarlı raporu verilince yüzbinlerle lira harcamış ve binasını restore etmiş oturulacak duruma getirmiş. Şimdi bu esnafa burayı bir ay içinde boşalt diyorsunuz.
Bir dostumun yıkım kararı alınan Kışla caddesinin diğer tarafında (rezerv alan olarak düşünülmeyen) bir mülkü var. Ancak şehirdeki dükkan sıkıntısına rağmen kiraya veremiyor.
Neden mi?
İnsanlar önünü göremiyor ve güvenemiyor.
İnsan devletine güvenemez mi?
Maalesef güvenmiyor…
Ben buraya masraf edeceğim, üç ay sonra “hadi yallah biz burayı rezerv alan ilan ettik derlerse biz ne yaparız” diye haklı olarak endişelerini dile getiriyorlar.
Yeni kanunla birlikte ilan edilebilecek ‘rezerv alanlar’ ile yerel yönetimlerin kararlarının tamamen görmezden gelinebileceği de tartışma yaratabilecek olasılıklardan bir tanesi haline geliyor.
Kanunun getireceği bir diğer tartışmalı konu ise uygulama projesi olmaksızın ihale konusu. Teklifle birlikte riskli bölgelerin ‘uygulama projesi’ olmadan da ihale edilebilmesinin yolu açılıyor.
Sözün özü ;
Belediyelere boşuna kızmayın. Olanlardan onların da haberleri yok!
###
Güçlendirme çalışmalarında kulağıma çok pis kokular geliyor.
Bu işi hakkıyla yapan mühendis bir arkadaşım var.
Geçen karşılaştık. Güçlendirme çalışmaları nasıl gidiyor diye sordum.
“Derin bir iç çekti ve bıraktım dedi.
Şaşırdım.
Yahu bu işi en iyi bilenlerden birisin nasıl bırakırsın…
Piyasa çakma güçlendirme firmalarıyla doldu. Kalitesiz ve miadı dolmuş malzemeler kullanıyorlar. Benim üç liraya yaptığım işe bir lira fiyat veriyorlar”…
Ne olur yapmayın. Canınız, aileniz bu kadar mı değersiz. İnce eleyip sık dokuyup güçlendirmeyi bu işin uzmanlarına yaptırın.
Kısaca;
“Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver”
###
Bu sözüm de Vali Beye;
Yeri ve zamanı değil diyenler olabilir ama çok önemli bir konuda Malatya’da hava kirliliği sorunu. Hava kirliliğinde ülke çapında ilk onun içinde olduğumuzu söylersem olayın ciddiyetini anlarsınız sanırım. Özellikle Organize Sanayi Bölgesinde ismini vermek istemediğim bazı kuruluşların dikkatlerinin çekilmesi gerekli. Üstelik organizeden hala Şahnahana zehir akıtılıyor.
Birileri bu konuyu Vali Beye anlatmalı…
Bence bir önemli konuda Deprem molozlarının içinde bulunan, kimyevi madde, parlayıcı madde, yanıcı madde, toksik madde ve asbest gibi zararlı maddelerin toplanması geri dönüşümü ve imhası bir uzmanlık gerektirdiği için bu işlemler gelişigüzel yapıldığı takdirde depremin öldüremediği insanları çevre kirliliği öldürecektir.
Velhasıl;
Malatya’lı ağır ağır ve sancılı bir ölümü haketmiyor!