B.Ş.B.Başkanı Sami Er, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir toplantıda şehrimize bir çimento fabrikası kazandırmak için çalışmalara başladıklarını anlattı.
Malatyalılar, 6 Şubat felaketinden bugüne dek yıkımlardan dolayı ortaya çıkan asbestin kanser etme tehlikesi ile yaşayıp, bu tehlikeyi en aza indirmek için yoğun bir mücadeleye giriştiler.
Daha asbest tehlikesi bitmemişken, şimdi de gündeme bomba gibi bir çimento fabrikası girdi…
“Ceket uyduramadık pantolon verelim” diyen uyanık satıcı misali
Asbestle Malatyalıları kanser yapmayı beceremedik, çimento fabrikası yaparak bu işi tamamlayalım mı demek istiyorlar acaba?

Nedenini öğrenmek istiyorsanız lütfen yazımı dikkatlice okuyun;
En kirletici ve en tehlikeli sanayi sektörleri arasında yer alan çimento üretimini, hava kirliliğine etkileri, tarım alanlarına etkileri, halk sağlığı ve çevreye etkileri yönünden olmak üzere içerdiği tehlike ve riskler yönünden ele almak gerekir.
Oluşturdukları fiziksel kirliliğin yanı sıra çevreye salacakları zehirli baca gazları ve partiküllerin doğrudan insan sağlığına olan olumsuz etkileri, tarım arazilerine – yeraltı sularına olan zararlı etkileri düşünüldüğünde bu tesislerin geri dönüşü olmayan ciddi sağlık sorunlarına yol açtıkları daha belirgin anlaşılacaktır.
Çimento fabrikalarından kaynaklanan en önemli hava kirleticileri; sülfür oksitler, nitrojen oksit, karbon monoksit, karbon dioksit, toz ve partikül maddeler, ağır metaller olarak sıralanabilir.
Dünya Sağlık Örgütü, çimento üretimi sonucu oluşan hava kirliliğini kansere yol açan etmenler listesine almış; hava kirliliğinin özellikle akciğer kanserinin nedeni olduğunu ve mesane kanseri riskini de artırdığını açıklamıştır.
Çimento fabrikalarının bacalarından salınan ve havayı kirleten küçük partiküller (PM10 ve PM 2,5) hastalık ve ölümlere neden olur. Partikül miktarı artınca hastalıklar ve bunun ardından ölümlerde artışlar da kaçınılmaz olacaktır.
Ayrıca çimento fabrikasının etkisi sadece yerel düzeyde kalmayarak ekosistem değişiklikleri, küresel ısınma, asit yağmurları gibi küresel düzeyde de etkili olacaktır. Paris İklim anlaşmasına imza koyduğumuz bu süreçte insan kaynaklı sera gazı oluşumunda çimento fabrikalarının da önemli bir payının bulunduğunu da hatırlatmak isterim.
Açığa çıkacak olan toz öncelikle tesiste çalışan işçilerin, başta solunum sistemi hastalıkları olmak üzere, çok sayıda hastalığa yakalanmaları konusunda risk yaratacaktır. Bunun paralelinde tesis civarında olan yerleşim alanları ve Malatya’nın büyük çoğunluğu da aynı riske maruz kalacaklardır.
Değerli Malatya’lılar bilmelidir ki; çimento fabrikası ham madde ve su kullanarak yarattığı kirliliğin daha fazlasını havaya verecek; yaz ve kış tüm yıl boyunca şehrimizin zaten tehlikeli boyutlarda kirli olan havasını daha da kirleterek, başta tesiste çalışan işçiler ve yakın çevresindekiler olmak üzere tüm halkımızın sağlığını ve yaşamını olumsuz yönde etkileyecektir.
Çimento fabrikasının etkisi sadece yerel düzeyde kalmayarak ekosistem değişiklikleri, küresel ısınma, asit yağmurları gibi küresel düzeyde de etkili olacaktır. Bölgede yaşayan bitki ve hayvan türlerinin yok olmasına ve verimin azalmasına yol açacaktır.
…
Hasıl-ı kelam: Bu proje çevre ve insan sağlığı açısından tehlikelerle dolu olup önemli sağlık riskleri içermektedir. Ben bu projeden vazgeçilmesi gerekliliğini savunuyor ve tüm Malatya kamuoyunu, temel insan hakkı olan sağlıklı bir ortamda sağlıklı yaşama haklarına sahip çıkmaya davet ediyorum.