Birleşmiş Milletler Teşkilatı İkinci Dünya Savaşında galip gelen büyük ülkelerin  liderliğin de 20. yüzyılın ilk yarısında yaşanan savaşların ve barışa yönelik tehditlerin tekrarını önlemek ve uluslararası barış ve güvenliği korumak amacıyla kurulmuştur.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı İkinci Dünya Savaşında galip gelen büyük ülkelerin  liderliğin de 20. yüzyılın ilk yarısında yaşanan savaşların ve barışa yönelik tehditlerin tekrarını önlemek ve uluslararası barış ve güvenliği korumak amacıyla kurulmuştur.

Birleşmiş milletler kurucu anlaşması olan Birleşmiş Milletler Şartı, aralarında Türkiye’nin de olduğu 50 ülke tarafından 26 Haziran 1946 tarihinde San Francisco’da imzalanmıştır.

Kuruluş Felsefesi olarak barış ve huzuru korumak olan teşkilat gerçekten böyle mi?

Dünyadaki uygulamaları nasıl ilerliyor?

 Bir ABD teşkilatı mı?

BM İslam düşmanı bir teşkilat mı, ya da bir Hristiyan kulübü müdür?

Sorular zinciri çoğaltılabilir.

Birleşmiş Milletler'in ana organları Genel Kurul, Güvenlik Konseyi (BMGK), Ekonomik ve Sosyal Konsey (EKOSOK), Vesayet Konseyi, Uluslararası Adalet Divanı ve BM Sekretaryası'dır.

Teşkilatın uygulamaları ile ilkeleri arasında uçurum denilebilecek kadar bir mesafe var.

Söz konusu Türkiye olunca bambaşka bir teşkilat oluveriyor.

Konu Filistin ve diğer Müslüman ülkeleri olunca da daha bir başka role bürünüyor.

BM teşkilatı kağıt üzerinde hukuki ve insani, peki ya uygulamaları ile hukuki ve insani mi?

ABD ‘’Irakta kimyasal silah var’’ bahanesine bürünerek  Irak topraklarına demokrasi yerine kan ve göz yaşından başka bir sonuç yaşatmadı.

ABD, BM adına her nereye demokrasi getireceğim demişse toprak bölünmesi, siyasi kriz, kan ve göz yaşından başka fiili bir durum insanlığa göstermedi.

BM teşkilatı her ne kadar felsefesi tüm dünya insanlığı görünse de uygulamaları ile ABD’nin emperyal emellerine hizmetten öteye gidememiştir.

Hukuk ve insan haklarından uzak olan BM teşkilatı uygulamaları ile bir Hristiyan kulübü gibi de davranıyor. Asıl karar organı olan ve veto yetkisi olan 5 daimi üyelikte 1 Müslüman ülkenin olmaması  bunu en açık delilidir.

Evet, ‘’Dünya beşten büyüktür’’. BM teşkilatı bu felsefeye gelmeyene kadar emperyal emeller dışında hiç kimseye hizmet edemez.

KKTC tamamen insani amaçlarla Pile Köyünde yaşayan vatandaşlarına yol yapmak isteyince BM askerleri tarafından engellenmeye çalışıldı.

Rum kesim tarafından vatandaşlarına yol gelmesine karşılık Türk tarafının yol çalışmasını engellemeye çalışılmasında iyi niyet, insani ve hukuki  gerçeklikle bağdaşmayan bir durumdur.

ABD ve emperyal güçler kurmak istedikleri ‘’Yeni Dünya Düzeni’’nde Müslüman ve Türk aktör istemiyorlar. Bunu açıkça ifade edemeyerek farklı varsayımlarla nihayete erdirme gayretlerindeler.

Haksız fili durum karşısın da  asıl amacı barışı kurumak olan bölgedeki Türk Askeri varlığını suçlar mahiyette ki, Genel Kurulda kınama girişimleri Rusya tarafından engellenmeseydi KKTC’ye kınama yaptırımı olacaktı.

BM teşkilatı tüm yanlı ve tarafgil tutumlarını bir kenara bırakmasa varlığı sorgulanır olacaktır. Bu durum bugün mümkün görünmese de yakın gelecekte olacaktır.

BM tüm organlarında Müslüman  ve Türk karşıtlığı önyargılarından paklanmalı! Aksi halde Hukukiliği, adaleti, insanlığı ve varlığı  kağıt üzerinde kalarak fiiliyatta hiçbir anlam ifade edemeyecektir.

Her uygulaması sorgulanır olacaktır.

‘’Dünya beşten büyüktür’’ ve BM teşkilatı adil olmalı!...

Türkiye ve Müslüman ülkeleri BM teşkilatı kurum ve kurulların da  haklı oldukları hiç mi bir durum olmaz! Hep suçlu sandalyesinde mi olacaklar.

Bu fiili durum gösteriyor ki, Müslüman ülkeler kendi askeri, ekonomik ve siyasi örgütlerini inşa edemezlerse BM örgütünde hep sanık sandalyesinde olacaklar.