Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca eğitim sistemimiz Tevhid-i Tedrisat işle başladı. Bu kanunun amacı; Türkiye'de eğitim alanında reform yapabilmek; millilik, laiklik, modernlik esaslarını uygulayabilmek için eğitim kurumlarının birleştirilmesine ihtiyaç duyulması sebebiyle hazırlanmış olup ülkenin eğitim işlerinde çok başlılığın kaldırılmasını hedeflemiştir.

Esas itibari ile eğitim öğretimde laikliği temel ilke olarak benimseyip, eğitimi tek çatı altında birleştirmeyi hedeflemiştir.

Tevhid-i Tedrisat öncesi detaya girmeden; medreselerin, tekke ve zaviyelerin kaldırılması yeni modern eğitim kurumları düşünülmüştür.

Cumhuriyetin ilk yıllarından bu güne dek yenilik adına bir çok değişimler yapılmıştır. Harf İnkılabı da bunlardan biridir.

1940 yılında eğitim seferberliğini köylere kadar taşımak için Köy Enstitüleri kurulmuştur. Bu okullar köylerde zeki çocukları tespit ederek belli eğitimlerinin ardından tekrar o köylere gönderilmişlerdir.

Başarı elde edilmiş… Birileri sürekli bu okullar Halk Evleri mensupları ile doldurulmuşlardır deseler de eğitim adına büyük başarılara imza atmışlardır.

1954 yılında ekonomik ve siyasi sebepler ile bu kurumlar kapatılmışlardır.

8 YILLIK ZORUNLU EĞİTİM

1997 yılı öncesi eğitim 5+3+3 şeklinde olup İlk 5 yıl zorunlu olup diğer kademelerde zorunluluk yoktu.

28 Şubat 1997 Pos Modern darbesinden sonra eğim sistemi 8+4 (3+1) şeklinde olup ilk sekiz yıl zorunluluk kapsamında idi.

Burada maksat İmam Hatip Okulları mezunlarının Yüksekokul oranlarını düşürmek hatta sıfıra indirmekti. Bir nebze başarılı oldular. Ülke genelinde mağduriyetler yarattılar. Beyin göçüne sebebiyet verdiler. Zeki genç kızların okumaları zorbalık ile engellendi.

Muhafazakarlara karşı büyük bir kazanma coşkusu vardı.

İMAM HATİPLER TEKRAR ETKİNLEŞTİRİLİYOR

8 Yıllık zorunlu eğitim 28 Mayıs Pos Modern Darbesi’nin eseri idi. 1997 yılından sonra İmam Hatipli çocukların sayıları azaldı. Okullar öğrenci yetersizliğinden bir bir kapatılıyorlardı. Bu mağduriyet 2012-2013 eğitim öğretim yılına kadar devam etti. 2012-2013 eğitim öğretim yılından sonra 12 yıllık kesintisiz eğitim olan 4+4+4 sistemi bir öç alma mantığı ile getirildi.

Bu sistem dahilinde İmam Hatip Okullarına öğrenci kazandırılıyordu. Okullar her ilde bir bir tekrar açılıyordu. Muhafazakar camialar  büyük bir zafer kazanma modun da idiler.

Bu büyük bir başarı idi. Mağduriyetler katsayı saçmalığı ile kaldırılmıştı. Buna rağmen bazı kesimler bugünde dahil hala temkinli davranıyorlar.

Bu okullar fiziki varlık olarak her yerde açıldı. Lakin 28 Şubat öncesi niteliğini bir türlü yakalamış değiller. Nicelik olarak tavan yapmış durumda olsalar da…

Niceliklerin artması her zaman niteliğin artmasına vesile olmayabiliyor. Nitekim bugün korkulan olmuş durumda…

İmam Hatiplerin var olması bir zorunluluktur ama zorunluluktur diye sınıflar boş kalınca niteliğe yansıyor.

12 YILLIK KESİNTİSİZ EĞİTİMİN İŞ GÜCÜNE ETKİSİ

12 yıllık kesintisi eğitim ile niceliksel olarak herkes lise mezunu oldu ama bu başarı hiçbir zaman nitelikli eğitim olarak çıktı vermedi.

Ara eleman yetiştirme yok oldu. Çırak-Kalfa-Usta kalmadı. Bazı çocuklar mekanik zekaya, bazıları teorik zekaya sahipler. Her çocuğun psiko-motor güçleri farklı…

Her kumaşın kalıbı her bedene oymuyor. Bedene göre kumaş en ideali…

Okumak istemeyen lakin farklı beceri ve yetenekleri ile harikalar yaratacak olan çocukları bir inat uğuruna 12 yıl dört duvar arasına haps ediyoruz.

4+4+4 kesintisiz eğitim ile; ‘’balık uçmaya;  kuş yüzmeye zorlanmamalı’’…

PEKİ NASIL EĞİTİM

Eğitim;

Sistemi toplumların geleceğini belirler ve güven inşa etmeli…

Vazgeçilmez olmalı…

Değişim ve dönüşüme açık olmakla beraber bazı dinamikler direnç göstermeli…

Herkesin ve her kesimin hakkı olmalı…

Planlı ve öğrenci merkezli olmanın yanında toplumsal değerler le desteklenmeli…

Fırsat eşitliğine alan açmalı…

Evrensel bilim kuralları yanın da kültürümüze has bir sistem ile var olmalı…

Genel bütçeden en büyük paya sahip olmalı...

Kesinlikle parasız ve erişilebilir olmalı…

Güçlü ve gelecek tasavvuru güçlü olmalı…

Öğrenciyi ölçmek yerine öğrencinin yetenek ve ilgi alanlarına odaklanmalı…

Eğitim üç tane sacayağı üzerinde inşa edilir:

Amaç, öğrenme etkinlikleri ve değerlendirme…

İdeal bir eğitim sisteminde hiç kaybedenler olmamalı…

Her kesimin kazandığı bir çerçeveye oturtulmalı…

Eğitim süregelen ve etkileri uzun vadede kendini gösterebilen bir süreçtir.

Tahlil edilebilecek en ideal eğitim modeli “Yaparak ve yaşayarak”  icra edilen model olmalı…

Eğitim verilen bireyler; ilgi, yetenek ve kabiliyetlerine göre yönlendirilmeli ve buna yönelik olarak gelecek planları hazırlanmalı…

Eğitim sisteminin sürekli değişim içinde olması tüm paydaşlarının hafızını siler. Neyi, nasıl ve ne zaman tasarlayacağı konusunda kararsız kalır. Ne de olsa gelecek sene değişecek mukabilinde…

İdeal bir eğitim için bütün yetkililer ve paydaşlar elini taşın altına koyacak ve kendi kendine yetebilen ülkesini ileriye taşıyabilen bireyler yetiştirmek olmalı.

Planlı, düzenli, sürekli, parasız, yasal güvence altına alınan, fırsat eşitliğinden ödün vermeyen, şekilcilikten uzak, zamanın ruhuna uygun olarak değişim gösterebilen bir eğitim sistemidir arzularımız.

4+4+4 olmuyor. Israr edilmesi zaman israfından öteye yol almaz.

4+4+4 revize edilmeden, 5+3+3 şeklini almalı zorunluluk ilk 5 yılda olmalı…

Selametle…