6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen iki büyük deprem sonrası Malatya’nın yapı stokunun yüzde 54’ü oturulamayacak kadar ağır hasar görmüştü.
Yeşilyurt’un ise yüzde 67’si yok olmuştu…
Ta ki 27 Şubat 2023 günü saat 12.04 de meydana gelen Malatya Yeşilyurt merkezli 5.6 büyüklüğündeki artçı depreme kadar…
Hasar tespit çalışmalarına tekrar başlandığında felaketin boyutu ortaya çıkacaktır. Ama şurası yadsınamayacak bir gerçektir ki hasarın boyutları son derece artmış ve bu felaket en çok Malatya’da yıkım yapmıştır.
Enkaz yığınına dönen bir Malatya ile karşı karşıyayız.
Neden Malatya bu denli hasar görmüştür?
Neden depremin merkezine uzak olmasına rağmen bu kadar ağır hasar almıştır?
İlerleyen günlerde sanıyorum yetkililer öz eleştiri yaparak bunun cevabını kamuoyuna açıklayacaklardır diye düşünüyorum!..
….
Yıllardır söylediğim bir konu vardı…
Malatya’nın bence kanayan yarası algı oluşturamama sorunuydu…
Gerek gastronomi gerekse turizm konularında oluşturamadığımız algı yüzünden ekonomik girdi olarak gereken payı alamadık.
Şimdi yine aynı durumdayız…
Sanki Malatya’nın çok büyük bir kısmı ve Yeşilyurt neredeyse tamamen yok olmamış gibi tüm algı Hatay, K. Maraş, G. Antep üzerinde yoğunlaşmakta.
Ulusal televizyonlarda Malatya hiç yok…
Varsa yoksa Hatay, Gaziantep ve K.Maraş…
Bu tüm Malatya severleri üzüyor.
Bunda siyasilerimizin ve lobimizin etkisizliği sebep olabilir mi?
….
Sayın Cumhurbaşkanı gittiği her yerde taşınma yardımı, kira yardımı ve destek yardımlarının verildiğinden bahsediyor. Fakat bana ulaşan hemşehrilerimiz, hesaplarına destek yardımlarının yatmadığını ve mağdur durumda olduklarını anlattılar.
İnsanımızın üstündekilerle evinden ve yurdundan ayrılmak zorunda kaldığı düşünülürse bu destek yardımının önemi çok iyi anlaşılır…
İnsanımız maddi zorluk içinde…
Afad yetkililerinin bu konuya biraz daha ilgi göstermelerini rica ediyorum.

1999 Düzce depremi ve sonrasında ülkemizde yaşanan deprem felaketlerinde harcanan para yaklaşık 300 milyar dolar civarındadır. Bu miktarın çok daha azına bu yıkıma yol açan konutları, hastaneleri, devlet dairelerini sağlam hale getirme şansı varken maalesef bu yapılmadı, suç kadere ve yüce yaratıcıya havale edildi…
Temennim odur ki bu tarih bir milat olur ve vakit geçirmeden bir “Deprem ve Afetler Bakanlığı” kurulur ve başına da siyaset, makam gözetmeyen bilim adamlarından biri (Naci Görür gibi) getirilir.
TOKİ’nin yapacağı deprem konutlarının yeri için acele edilmeden özellikle Malatya dışında yaşayan bu işin uzmanı hemşehrilerimizden (Türkiye’nin en önemli şehir planlamacılarından Tavit Köletavitoğlu gibi) görüş alınarak karar verilir…
İktidarlar kendi keselerini doldurmak yerine “halka hizmet hakka hizmettir” düsturuyla hareket eder, belediyeler ise siyasetin finansını sağlamak İçin kullandıkları bu halkın vergileriyle ödedikleri paraları insanları daha emniyetli ve huzurlu şehirlerde yaşatmaları için harcarlar…
Belki bizim çektiğimiz sıkıntı ve mağduriyetimiz İstanbul’u kurtarır…