Sağlıklı bir yaşam yolunda atılacak en önemli adımlardan birini konuşacağız bu hafta. Çünkü o hayatın başlangıcı demek, hayatın devamı demek. Yani tüm canlılar için olmazsa olmaz demek. Peki, yaşam için bu denli kıymetli olan, dünyada hiçbir alternatifi olmayan bu nimet hakkında yeterince bilgi sahibi miyiz?
Kokusuz ve tatsız olan bu nimet; yaşa, cinsiyete ve kiloya göre farklılık göstermekle beraber ortalama vücudumuzun 2/3’sini oluşturmaktadır. Aslında bakarsanız biz diyetisyenlerin klişesi olan “Günde en az 2 litre su için!” tabiri tam olarak bu temele dayanmaktadır. Çünkü nasıl ki bir motoru yağlamazsanız zorlanarak çalışır, parçaları zarar görür; vücudumuz da aynı şekilde. Su olmadan vücut sistemimiz düzgün bir şekilde çalışmaz ve zamanla deforme olmaya başlar.
Peki SU neden bu kadar önemli? Gelin beraber inceleyelim:
· Su vücudumuzun termal dengesini ayarlayan en önemli faktördür.
· Bedenimizdeki toksik maddeleri temizleyerek atılımını sağlar. (toksik madde; yediklerimizle, içtiklerimizle, soluduğumuz havayla vücudumuza girebilen kimyasal maddelerdir)
· Tüm organların düzgün bir şekilde işleyişini sağladığı gibi en önemli etkileri pek tabiki böbrek üzerindedir. Böbreklerin sağlıklı bir şekilde işlev görmesini sağlar.
· Yediğimiz besinlerin sindirimini ve emilimini sağlar.
· Suda eriyen vitaminlerin ve minerallerin vücutta kullanılabilirliğini sağlar.
· Kilo kaybederken yakılan yağların vücuttan atılmasını sağlar.
· Eklemlerin daha kolay hareket etmesine yardımcı olur.
· Kabızlığa iyi gelir. Özellikle fazla posa içeren besinlerle beraber bol su içilmelidir, aksi taktirde kabızlık tetiklenir.
· Cildin nem dengesini sağlayarak kurumasını ve çatlamasını önler; cildi güzelleştirir.
Ve daha değinemediğim birçok faydası olan bu bulunmaz nimeti tüketme konusunda fazla ihmalkar davranıyoruz ne yazık ki. Unutmayalım ki SU içmeyi ihmal ettiğimiz her gün kendimizi, sağlığımızı ihmal ediyoruz demektir. Peki, su içme alışkanlığını nasıl kazanabiliriz?
Öncelikle sabah uyanıp yüzümüzü SOĞUK su ile yıkıyoruz; bu soğuk suyu ensemize de sürerek mutluluk hormonlarımızın salgılanmasını tetikliyoruz ve böylece güne daha dinç ve mutlu başlıyoruz. Ayrıca sabah hiçbir şey yemeden içilen su vücudumuzdaki toksik maddelerin atımını sağlıyor ve günün ilk temizliğini yapmış oluyoruz.
Bu konuda literatüre maalesef “Su içmeyi unutmak” diye bir tabir girdi. İşte bu unutkanlığa bir çözüm: Bir şişe edinip (mümkünse cam) bu şişeyi sürekli görebileceğimiz bir yere bırakmamız hem bizi su içmeye teşvik edecek hem de içtiğimiz suyun miktarını takip etmemizi sağlayacaktır. Gerekirse görebileceğimiz yerlere “SU İÇ!” yazan notlar yapıştırmak bütün bu unutkanlıkları ortadan kaldıracaktır.
Ve tabi ki en önemlisi bu alışkanlıkların çocukluk yaşlarında kazanılması.. Anneler ve babalar! Lütfen ama lütfen çocuklarınıza su içme alışkanlığı kazandırın. Daha sağlıklı çocuklar için, daha sağlıklı bir gelecek için.
Yazımı Mustafa Kaya’nın Size Bir Sır Vereceğim adlı kitabından bir kesitle bitirmek istiyorum. “Bedenimizin %70’ini oluşturan suyun, hücrelerimize şifa taşıması niyetiyle.. Düşündüklerine, konuştuklarına, duyduklarına dikkat et. Çünkü “SU” ; o şeye dönüşüp vücuduna yayılır…”
Sorularınız için @dytelifsavass instagram adresimden bana ulaşabilirsiniz. Sağlıcakla kalın..