Dün sabah önce her şey normal başladı. Rutin bir şekilde. Saat 09.30 gibi komşuda, yanı başımızda, Elazığ’da patlama olduğunu öğrendik. Ayrıntılar geldikçe kahrolduk tabi ki.

Emniyet Müdürlüğü girişinde bomba yüklü bir araç patlatılmış ve geriye kalan görüntüler yüreğimizi burkmaya yetmişti. Binanın ana girişinde yani pasaport işlemleri biriminin olduğu binaya yakın gerçekleşen patlamada kimin hedef olduğunu anlamadık. Siviller mi hedefti yoksa polisler mi? Aslında hedef belliydi, hedef Türkiye’ydi. Çünkü gece saat 23.15’te Van’da bir bombalı saldırı düzenlenmiş ve 1’i çocuk 3 kişi hayatını kaybetmişti.

Elazığ’daki saldırının şokunu atlatamadan Bitlis’ten acı haber geldi. Mayın patlaması sonucu 3 şehidimiz daha vardı. Bir de Elazığ’da şehit olan Yusuf Kenan Mutlu’nun Malatyalı olduğunu öğrenince o sabah gayet normal başlayan gün kara bir gün olarak geçti tarihe.

O yoğunlukta haber sitelerini takip etmeye çalıştım bir ayrıntı kaçırmamak adına. Keşke bakmasaydım.

Halep’te 5 yaşında bir çocuk… Bombalı saldırı nedeniyle yıkılan binanın enkazından çıkarılmış ve ambulansa bindirilmişti.

Kendisini görüntülemek isteyen kameralara öyle bir baktı ki tüm dünya altında ezildi o bakışların.

Şaşkın, masum, suçlayıcı ve 5 yaşın küçüklüğüne rağmen çok büyük bakmıştı çocuk. Bir kere izlemek yetti bana daha sonra nerede görsem kafamı çevirdim, gözlerimi kaçırdım gözlerinden.

Utandım, insanlığımdan, anneliğimden, yaşadığımdan. Tozdan vücudu görünmüyor, korkmuş ama “ben güçlüyüm” diyor, kafasından oluk oluk akan kanı eliyle temizleyip hiçbir şey olmamış gibi koltuğa silip etrafa bakmaya devam ediyor.

Çocuğun gözlerini görünce benim canımın canı olan yavrum, oğlum geldi gözümün önüne. O kabaran saçları var ya bizim oğlanın sadece banyodan sonra öyle saçları oluyor “anne tara” dediğinde geçiyor.

Aşağıda arkadaşlarıyla saatlerce oynadığı zaman tozun toprağın içinde kalıp eve geliyor. Ben kızdığım zaman bana öyle masum masum bakıyor ve ufacık bir yeri kanasa feryat figan ediyor. Şimdi gel de utanma anneliğinden. Yazık günah değil mi? O çocuğun o hale bombalar yüzünden gelmesi mi normal yoksa bizim çocuklarımız gibi normal oyun oynarken mi?

Acının yeri, adresi yokmuş onu anladım. Anne olunca memleketindeki bürüklerin yaşadığı acıyı bir köşeye bırakıp küçücük çocuğun bakışlarına, gözlerine bakarak kahrolmayı öğreniyormuşsun. 2. çocuk mu? Hiç düşünmüyorum böyle bir dünyaya ikinci bir çocuk getirmeyi. Ben daha kendi yavrumdan çok uzaklardaki yaşıtının çektiği acıyı anlatan görüntüleri saklamayı beceremiyorum bu şartlar altında ikinci çocuğu hiç büyütemem…