Yıllardır selamın bizim kültürümüzün önemli bir parçası olduğunu ve yaygınlaştırılması gerektiği konusunda kendi çapımda gerekse dernek bazında bir şeyler yazan, çizen, konuşan biriyim.
SELAM
Yıllardır selamın bizim kültürümüzün önemli bir parçası olduğunu ve yaygınlaştırılması gerektiği konusunda kendi çapımda gerekse dernek bazında bir şeyler yazan, çizen, konuşan biriyim.
Selam vermenin, selam almanın insan kalplerini yumuşattığını, kalpleri ısındırdığını, dostluklara vesile olduğunu, ayrışmaya başladığımız şu günlerde, birbirimizle kaynaşmamıza sebep olacak en önemli aktivite olduğunu söyleyip duruyorum.
Ama nafile…
Üstelik, kelime kökeni selam ve barış olan bir dinin mensuplarının bu konuya bu kadar bigane kalması beni gerçekten çok üzüyor.
Bazı nedenlerle bir süredir Bursa’dayım. Kaldığım evin önünde çok güzel (Malatya’da özlemini çektiğim, yeşillikler içinde tartan pisti olan) bir yürüyüş parkuru var. Hemen hemen her gün burada yürüyüş yapıyorum. Her gün selamlaştığım için ahbap olduğum, buranın temizliğinden sorumlu bir temizlik görevlisi var, altmış yaşlarında kilolu, babacan sevimli biri. Adı Ahmet. O bana her gün “napıyon “ diye soruyor ben de ona “aynı be ya” diye cevap verip gülüyor ve küçük sohbetler ediyoruz.
Dün biraz üzgün görünce önce ben sordum napıyon diye.
“Kimseye bir şey söylenmiyo” diye kısa bir cevap verdi.
Doğru dedim insanlar çok sinirli ve tahammülsüz, kimseye karışmamak lazım.
“Yok be ya, öyle değil. Sabah bir kadına selam verip günaydın dedim”
Eee ne var ki bunda dedim.
“Demez olaydım keşke zaten daha kimseye de selam vermeyecem”
Niye, ne oldu dememe fırsat kalmadan,
“Biraz önce bir genç yanıma geldi ve sen benim anneme nasıl günaydın dersin diye beni dövmeye kalktı, diğer yürüyüş yapan kadınlar araya girdi de zor kurtuldum. Söve saya uzaklaştı”
Düşünebiliyor musunuz? Altmış yaşında herkesle selamlaşmaya çalışan bir temizlik görevlisi günaydın dedi diye, oğlunu bu garibanı dövmesi için gönderen bir anne.
Allah muhafaza, biz ne ara böyle olduk.
Aranızda, selamı yayınız diyen bir peygamberin ümmeti nasıl oluyor da böyle selamsızlar ordusuna dönüşüyor.
Lütfen, gelin selamı yayalım, herkes kendi meşrebince selamlaşsın. Günaydın diyene, günaydın, merhaba diyene, merhaba, Selamunaleyküm diyene Aleykümselam deyip gülümseyelim.
Göreceksiniz çok şey değişecek…
Önce Malatya’m, sonra da güzel ülkem değişecek…
Selam olsun Malatya’mın selamı yayan güzel insanlarına…
NOT: “Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını en iyi yapandır”(Nisa süresi 86)